GEZİYORUM
Cunda
Adası
ve Patriça Koyu

Adalar
ve rüzgarlar ülkesi Ayvalığın şirin adası Cunda'ya (Ali
Bey) gidiyor, ünü sadece deniz ürünü restoranlarıyla sınırlı
kalmayan adanın arka yüzüne Patrica'ya uzanıyoruz. Ege'nin
sofra kültüründe önemli yenilikleri, ağız tatlarının farklı
lezzetlerle tanıştığı, buluştuğu
Cunda Adasının birbirine tezat üç yüzüne ve son durumuna
bakıyoruz.
Rumlardan kalma taş evlerinin yer aldığı Cunda Adası bir
zamanlar Ayvalığa yakın bir ada iken yapılan kara yolu bağlantıları
ile ada olma özelliğini bir ölçüde kaybetmiş. Karayolu bağlantısı
daha da genişletilip bir güzel asfaltlanmış, başı ve sonuna
iki gösterişli tabela asılmış, adı da "Gönül Yolu" olarak
kırmızı harflerle yazılmış.
Diğer bağlantı ise köprüyle yapılmış. Köprünün de tabelası
var,
üzerinde "Bu köprü Türkiye'nin ilk boğaz köprüsüdür" diye
belirtilmiş. Köprüyü geçip kaderine terkedilmiş görünen
metruk yel değirmeni ile karşılaştığınız kavşaktan sola
dönünce 16 balık restoranın bulunduğu restoranlar caddesine
geliyorsunuz. Siz bakmayın restoranlar caddesi denildiğine,
sahilin Ayvalık ve adalar manzaralı kıyı şeridi boyunca
renkli, ahenkli bir hayat yaşanıyor. Kıyı şeridinde yan
yana sıralı restoranların tam karşılarında sahil bölümleri
var deniz kenarında oturmak isteyenlere. Ayvalık bağlantısının
tekneler ile de yapıldığı iskeleler ve balıkçı motorları,
pastane, kafe kompozisyonunu, bir türlü doymak bilmeyen
balık bekleyen kediler tamamlıyor. 2008 temmuz ayı itibariyle
Cunda da tam anlamıyla bir eğlence adasına dönüşmüş. Taverna
da var, disko'da bar da.

Restoranlar arasında kalan bölüm ise hem piyasa caddesi
(Bir çeşit podyum da denebilir) hem de çeşitli ağız tatlarının
bulunabileceği satış noktaları ile devam ediyor. Bunlar
arasında özellikle (Ayvalık Tostu olarak ünlenen) Cunda'nın
ünlü peynirli tost yapanları, lokmacıları, sakızlı dondurmacıları,
pamuk helva, kağıt helva, buzlu badem satıcıları yer alıyor.
 |
|
 |
Gezici
gül sunan kızlar, üstüne üstlük
masa masa gezen müzik grupları ilgi çekerken, havalarda
uçuşan Ege müzik kültürünün tanınmış ezgilerini harman edip
atmosfer hakimiyetini ele geçiren kesif
anason ve deniz kokusu buram buram hissediliyor. Masanıza
piyangocu da uğruyor, fotoğrafçı da geliyor. En çok duyulan
ise garsonların mutfağa verdikleri yüksek sesli siparislerden
biri olan "35 lik yaş üzüm" rakısı oluyor. Bir
de yıllara meydan okuyan, kahve olma özelliğini inatla sürdüren,
doğal film platosu gibi estetik mimarisi, müdavimleri, karakter
portreleri ile "Taş Kahve" bulunuyor. İçinde kırlangıçlar
uçan, tarihi
aynaların duvarları, renkli camların kapıları süslediği
yüksek tavanları ile ferahlık veren, bayan erkek beraberce
oturulan kahve, sahili daha ilgi çekici, cazip hale getiriyor.
Durum böyle olunca kimse oturduğu yerinden kalmak istemiyor
tabi. Oysa Cunda'nın mimari dokusu içinde gizlenmiş birbirinden
ilginç yapılar bir o kadar da akılları çelen güzellikteki
görülesi güzellikte evler bulunuyor.
 |
|
 |
Bahçe
içinde, basit ama albenisi olan evler, yeni sahiplerinin
elinde şirinlik yarışına girmişlercesine temiz boyalı kapı
pencereleri, kapı tokmakları, cephe süsleri, dökme demir
balkon korkulukları fotoğraf severlere olduğu kadar Cunda'da
yürüyüşe çıkanlara da zamanın unutturup içine çekiyor. Kilise
sayısı oldukça fazla olan adanın çeşitli yüksek tepeleri,
sunduğu panorama karşısında seyredenlerin resim yapma gibi
arzularını da harekete geçiriyor.
Cunda sahilinin sağ tarafı ise teknelerin konaklama ve bakımına
ayrılmış. Bu bölümde yaşanan renk cümbüşü, betona yenik
düşmüş kent dokusu içinde duyguları körelmiş olanlara, farklı
bir atmosfer yaşatıyor. Yolun sonunda Cunda Adasını karşınıza
alıp doyurucu manzarasını seyredebileceğiniz
upuzun dalgakıran bulunuyor.
Değirmenli kitaplık
Cunda
adasına 23.03.2007 de kazandırılmış yeni yapılardan biri
de her açıdan rahatlıkla görülebilen bir tepenin zirvesinde
bulunan küçük bir ayazmanın restorasyonu ile yapılmış.
Yıllarca
bakımsız, harabe durumda görünen ve keçilerin otladığı tepede,
dört duvarı kalmış yapı, Rahmi M. Koç himayesinde tamamlanıp,
Necdet H. Kent kitaplığı olarak isimlendirilmiş. Yapının
çevre düzenlemesi sırasında bulunan değirmen temeli nedeniyle,
eskiden var olduğu sayılarak kitaplık yanına bir de değirmen
inşa edilmiş.
CUNDA‘da
turist olmak
Tur
acentelerinin vazgeçilmez duraklarından biri olan Ayvalık
Cunda
Adasına karadan otobüsler veya denizden gezi tekneleriyle
taşınan turistler, iskele çevresinde sahil yürüyüşü sonrası
Cunda Adasına yeni yapılan çok dükkânlı pazara dalıyor ve
bilhassa Ayvalık simgesi, amblemi taşıyan yöresel hediyelik
eşyalara, resimlere, biblolara bakıyorlar. Cunda Adasında
taş evlerin sıralandığı daracık taş kaplı sokaklarda tur
rehberinin verdiği bilgileri dinleyen turistlere, adada
bulunan Bizans mimarisi stilindeki Taksiyarhis Kilisesi,
Panaya Kilisesi ve diğerleri gezdiriliyor. Bazısı pansiyon,
bazısı yazlık olarak kullanılan eski Rum evlerinin kapı
tokmakları, duvar süsleri,
pencereleri ve pencerelerinden
dışarı çıkan müzik sesleri, değişik bir atmosferde
olduğunuzu
hissettiriyor. Balığa çıkacak
balıkçıların gölgeli duvar diplerinde paraketeleri hazırlamaları,
bahçe duvarlarında miskin kedilerin
oluşturduğu kompozisyonlar karşısında, fotoğraf makineleri,
kameraları, cep telefonlarıyla bir tür foto safari yaşayan
turistler, sınırlı program içinde ayaküstü zamanı değerlendirip,
domatesli, peynirli Ayvalık tostu, sakızlı dondurma, lokma
yemeyi, Taş kahvede çay içmeyi de ihmal etmiyorlar. Çarşı
boyunca şık şişelerde satılan hediyelik has zeytinyağı alanlarda
oluyor. İskele karşısında bulunan galeride, farklı tasarımlarıyla
sergilenen takılar da hanımlar tarafından büyük ilgi görüyor.
 |
|
 |
Cunda’nın arka yüzü
Adaya gelişte köprüyü geçtikten sonra yükselen asfalt
rampa yolu takip edenler, Cunda’ya ve Ayvalık sahil siluetini
yüksekten seyreden tepeden geçerek adanın oldukça sakin,
doğal görünüme sahip kamp alanlarının ve gözü rahatsız
etmeyen bazı konaklama tesislerinin bulunduğu bölüme geliyorlar.
Zeytin ağaçları
arasında yer yer turistik tesislerin bulunduğu bu bölümde,
tek katlı ahşap ağırlıklı bungalov tipi evlerde, karavanlarda,
kamp alanlarında konaklanabiliyor. Konuklar için ağaç
gölgeli çardaklar, restoranlar, sahil bahçeleri, çevrenin
oksijeni bol esintili havasıyla bunalmadan, yoğun Ağustos
böceği sesleri arasında tatil imkânı sağlıyor. Otomobil,
motokaravan veya motosikletle gelenler tatilleri boyunca
güneşten, kum plajlı denizden, su sporlarından, tesisin
ünitelerinden ve internet hizmetinden yararlanıyorlar.
Şimdi adanın bu renkli cafcaflı görüntüsünden ayrılıyor.
Girişte karşılaştığımız metruk değirmenin sağında uzanan
önceleri asfalt sonraları toprak yola devam ediyoruz.

Patriça
Burası Patriça Koyu olarak anılıyor adanın ön yüzüne oranla
in cin top oynuyormuş gibi görünüyor.
Patriça
Koyuna bir başka deyişle buraya huzur koyu da diyebiliriz.
Yapılaşmaya izin verilmiyor, zamanında
ne yapılmışsa onlar kalmış, şimdi çivi çakmak yasak türünden
koruma alanı içinde bulunuyor.
Yunanca da koltuk değneği anlamına gelen
Patriça gündüzü başka, akşamı
başka yaşanan ender kalmış huzur sığınaklarından biri.
Ne var diye sorarsanız aslında pek fazla bir şey yok.
Temiz, sığ bir deniz, yaşayan deniz canlılarının bile
doğallığı korunmuş, etraftan koya atık yok. Zamanında
zeytin toplamak için gelenlerin konakladığı Birinci ve
İkinci Köy olarak anılan 25 - 30 evden oluşan yerleşimler
dışında, yazlıklar, siteler yok.
Şekil itibari ile koltuk değneğine benzediği için bu isimle
anılan Patriça da 1922 yılında Giritliler yaz kış oturup
tarım ve zeytincilik yaparken sonraki yıllarda kimse kalmamış.
Giritlilerin hepsi Ayvalığa bakan Cunda'nın ön yüzüne
taşınmışlar. Patriça'nın zeytinleri ise günümüzde Balıkesir'den
gelen işçiler tarafından zeytin toplama mevsiminde yapılıyor
olmuş. Metruk evlerin bazıları ise Türkiye'nin önde gelen,
ileri görüşlü en zengin kuruluşları tarafından satın alınmış.
Zeytin ve çınar ağaçlarının gölgesi ise, yaz aylarında
kampçıların gözde mekanlarını oluşturuyor. Piknikçilerin
uğrak noktalarından olan bu bölge, lüks otellerden bıkıp
biraz da yabanıl hayatın özlemi içinde olan turistlerin,
karavancı, kampçıların gözdesi. Aracını sahile park edip,
hatta kabin gibi kullananlar, gün boyunca ücretsiz denize
girebiliyorlar.
 |
Pazar günleri Birinci Köyden sonraki alanlarda piknik izni
verilmiyor.
Patriça'nın tam karşısında ki Güvercinlik isimli küçük adada
yer alan Agios Yorgis Manastırı yıkık duvarları, kulesiyle
hala ayakta durmaya çalışıyor. Ada ise martıların yuva yaptığı,
keçilerin bırakıldığı ölçüde sakin. Patriça'nın arka tarafında
bulunan bir başka dini yapı ise "Ay Işığı Manastırı" olarak
anılıyor. Ayvalıktan kalkan günübirlik motor turlarının
da deniz banyosu molası verdikleri duraklar'
dan biri olan sahil manastırı, Rumlar zamanında, evlenmek
isteyen kızların dilek kapısı olarak ün salmış. Ne var ki,
bugün bakıma muhtaç yıkık ve harap durumda.
Dev Midyeler
Sedef kakma işlerinde kullanılan sedefler bilindiği gibi
dev midyelerden elde ediliyor. Bu tür midyelere ise "Pina"
adı veriliyor. Patrica'nın denizden 100 metre açıkta bulunan
adası "Bırmıcalar" çevresinde bolca bulunan dev midye pinalar,
deniz dibinde
toprağa sıkıca tutunarak yaşamlarını üreyerek devam ettiriyorlar.
İstiridye kabukları, deniz minareleri, renkli canlılar,
yosun türleri ilginizi çekiyorsa deniz gözlü ğü
ve şnorkelle bunları derinlere dalmadan görebilme imkanı
bulunuyor. Dev midyeler ve deniz canlılarından bahsetmişken,
bunların vücudunuzun herhangi bir yerine teması veya çizmesi
durumunda derinin kabarmasına karşı ilk tedavi olarak amonyak
sürmek gerekiyor. Amonyak hem acıyı azaltacak, hem de yaralı
bölgenin iyileşmesini hızlandıracaktır. Sığ koyun bir özelliği
de balıkların yumurta bırakmaya gelmesi, çipura, karagöz,
levrek, melanur, barbunya, akşamdan bırakılan ağlara veya
oltaya gelen balıklar arasında yer alıyor. Günübirlik Patriça'ya
gelip Taş ev de vakit geçirenlere bahçeden koparılan börülce,
bamya, patlıcan, domates, biberlerden fırında güveç veya
köy yumurtasıyla sahanda yumurta yapılıyor. Kendi ürünleri
olan süt, yumurta, satın alınabildiği gibi balık üretme,
midye arıtma çiftliğinden alınan Ayvalığa has ender rastlanan
özellikli küçük, etli midyelerden tava yaptırabilirsiniz.
Beraberinde balığını, etini getirenleri yemeklerini pişirtme
imkanı da bulunuyor. Bıyıklının Çiftliği Taş Evin bahçesinde
bulunan iki su kuyusu ise buz dolabı soğukluğunu aratmıyor.
Taş Ev, tel no: 0 (543) 511 76 61

Farklı Bir Koro
Sahilinde birkaç şezlong, güneşlik ve küçücük bir tahta
iskelesi olan Patriça plajından denize girmenin keyfine
doyum olmuyor. Kıyıya çarpan küçük dalga seslerine karışan
ağustos böcekleri sesi eşliğinde melodik uyum gösteren doğa,
konfordan kalabalıktan uzak huzur arayanların tercihi oluyor.
Gün, akşam saatlerinde doğayla kucaklaşmış olan
Patriça'da mor, mavi, turuncu, pembe tonlarına bürünerek
veda ediyor, denizin turkuvaz rengiyle birleşip romantizmi
doruklara çıkarıyor. Patriça'nın yegane kır lokantası olan
ve bir zamanlar "Bıyıklının Çiftliği" olarak bilinirken
daha sonra "Taş Ev" olarak isimlenen çardaklı bahçe. Yörenin
elektriği olmadığı ve konuklarında bu durumdan memnun olduğu
görülürcesine yağ kandilleri, gaz lambaları, şamdanlar yakılıyor.
Gecenin sessizliği, gökyüzünün lacivert mavisi, mum ışığında
Cundaya iki km mesafede faha farklı biçimde yaşanıyor.
Cunda
Adası ve Ayvalık sokakları konularını işleyen ve sayısız
resim sergisi açan Emine Alışık'ın yaptığı yağlı boya tablolar
ise Cunda adasından ayrılırken Deniz Restorandan satın alabileceğiniz
sanatsal değerler arasında yer alıyor.
Cunda adasın açılan yeni mekanlardan birisi de Moshos
Taverna.
Canlı Rum müziği, girit mutfağı, dekoruyla ilgi görüyor.
(Videosu Nerede kalınır sayfasında). |