| |
Gezimize
Burmalı sütun, Dikilitaş, Alman Çeşmesi, Sultanahmet
caminin bulunduğu hipodromdan yani at meydanından başlıyorum.
Önce tarih hazinesinin tam ortasında bulunan, altı minaresiyle
ünlü Sultanahmet camii. En güzel ışıklandırmaya sahip camii
kompleksi etrafındaki değerle yerli-yabancı turistler tarafından
en çok ziyaret edilen eserlerin başında geliyor. Sultan I. Ahmet
tarafından Sedefkar Mehmet Ağa' ya yaptırılan Sultanahmet cami,
yedi yılda bitirilerek 1617'
de ibadete açılmış. Büyük kubbesi dört fil ayağı üzerindeki
dört kemere oturtulmuş kareye yakın planlı yapının revaklarla
çevrili iç avlusu ortasında şadırvan yer alıyor. Dış avludan
iç avluya, ön cephe ve yanlardaki
kapılardan giriliyor. Caminin köşelerindeki minarelerden dördü
üçer şerefeli, iç
avlu köşelerinde bulunan iki minare ikişer şerefeli. Sultanahmet
camindeki 16 şerefe,
Sultan
Ahmet'in 16. ıncı padişah olduğunu belirtiyor. Alabildiğine
süslü pencerelerinden giren ışıkla aydınlık bir cami olan Sultanahmet'
in iç duvarları çinici Hasan Usta tarafından İznik'te yapılmış
çinilerle kaplı. Çiçek desenlerin hakim olduğu çinilerde ağırlık
mavi üzerine olduğu için caminin bir ismi de "Mavi Cami" olarak
geçiyor. Sultanahmet camisi mimarisi, çevre düzenlemesi, medrese,
türbe, sebil, arasta ve diğer üniteleriyle hayranlık uyandırıyor.
Caminin
deniz tarafında yer alan arasta çarşısı turistik eşya dükkanları,
Mozaik müzesi, halı müzesi, ile ziyaretçi çekerken tarihi At
Meydanı, Dikilitaşlar, Burmalı Sütun, Alman çeşmesi, İbrahim
paşa sarayındaki İslam eserleri müzesinde sergilenen eserler
ile ilgi topluyor.
Türk ve İslam eserleri müzesi:
Restore
edilerek 1983'te açılan, Türk ve İslam sanatının en seçkin örneklerinin
sergilendiği 40000'i aşan koleksiyonla dünyanın sayılı müzeleri
arasında gösteriliyor.
Birbirine
bağlı 7 bölümden oluşan müzede halı, el yazmaları, hat sanatı,
ahşap eserler, taş sanatı, seramik ve cam, maden sanatı, etnografik
eserler görülebiliyor. İbrahim Paşa sarayının yanında bir başka
görkemli bina da Tapu ve Kadastro Müdürlüğü olarak hizmet veriyor!!!
Dikilitaş:
At Meydanı ortasında bulunan Dikilitaş üzerindeki kabartmalar,
dikkat çekip,
yazılarıyla
merak uyandırıyor. Taşa kazınarak 3. Tutmes hakkında hiyeroglif
yazı ile “Mısır’ın yegâne sahibi olup saltanatının 30. yılında
Ammon tanrısına adağını sunduğu, Akdeniz ve Mezopotamya’da askerlerin
önünde savaşlar yaptığı, devletin sınırlarını Mezopotamya’ya
kadar genişletmeye azmettiği, anıtı Ammon-Ra (Güneş Tanrısı)
adına dualar yaparak diktiği anlatılıyor. . .
At Meydanında Dikilitaş'ın yanıbaşında yer alan Alman Çeşmesi
mimarisi ve iç tavan kubbe mozaikleri ile beğeni kazanıyor.
Tramvay yolunun karşısına geçenleri İstanbul'dan çevreye uzaklıklarını
tespit etmek için kullanılan Mil Taşı karşılarken taşın arkasında
İstanbul'un en eski su kaynaklarından olup Doğu Roma İmparatorluğu
ve
Bizans'ın en büyük su deposu olarak kullandığı Yerebatan Sarnıcı
bulunuyor.
Doğu Roma İmparatorluğunun en parlak devri olan 6. yy da imparator
Jüstinyanus tarafından yaptırılan sarnıç 1985 yılında başlatılan
restorasyonla temizlenip turistlerin hizmetine sunuldu. Temizlik
sırasında 50 bin ton çamur çıkarılan sarnıçta
kolon kaidesi olarak kullanılmış Romalılardan kalma iki adet
Meduza başı ortaya çıkarıldı. Sarnıçta 9 metre yükseklikte 336
mermer sütun bulunuyor. Prefabrik gezi yolları sayesinde sarnıcın
her tarafını su üzerinde yürüyerek gezebiliyorsunuz. Tavandan
damlayan su damlaları kubbelerde yankılanan sesleri, müzik yayınını
değişen ışık efektleri arasında izlenirken kendinizi bambaşka
bir alemde hissediyorsunuz. Yazın oldukça serin olan sarnıcın
kafesinde oturabilir, çıkışta turistik eşyalardan satın alabilirsiniz.
 |
* * *
Şimdi bir yemek molası veriyor ve adını tarihi mekandan alan
ünlü Sultanahmet Köftecisine giriyoruz(0-212 513 14 38).Tramvay
yolu üzerinde bulunan köfteci gördüğü rağbet üzerine dükkanı
dekore edip genişletti servis sabah 11:30 da başlıyor, akşam
22:30 a kadar sürüyor masaya oturduktan hemen sonra sipariş
alınıyor pişmekte olan köfteler kısa sürede servis ediliyor.
Kışın yanında kehribar sarısı biber turşusu da veriliyor, arzu
edenler piyaz yada salata söylüyor. Köftenin herkes tarafından
beğenilmesinin nedenini kıymayı köfte haline getirdikten sonra
bir gün bekletip dinlendirmelerinden olduğunu dile getiriyorlar.
* * *
Ayasofya:
Bu defa müze camimiz Ayasofya'ya gidiyoruz. Geçirdiği depremlerle
bir hayli tahrip olan Ayasofya'da şu sıralar 2003 yılında bitirilmesi
planlanan bir restorasyon var iskeleler görüntüyü bozsa da dünyanın
gözbebeği Ayasofya'nın ziyaretçisi yaz-kış eksik olmuyor. Ayasofya
girişinde soldan çıkılan yokuşla ulaşılan 2.kat kubbenin ihtişamını
gözler önüne daha çarpıcı sergilerken duvar mozaikleri nefes
kesici güzellikler sunuyor. 1935 yılından bu yana müze olan
Ayasofya hakkında çeşitli kitaplar var, ben ise sizlere Ayasofya'nın
dilek taşından söz etmek istiyorum.
* * *
Girişte
sol tarafta bulunan sütunun boy hizasında parmak girecek büyüklükte
bir delik bulunuyor. Özellikle yurdumuzu ziyaret eden
devlet başkanlarının mutlaka gelip dilekte bulunduğu bu politik
müzedeki deliğe baş parmak sokulup saat ibresi yönünde tam bir
tur çevrilmekte ve bu arada dilek tutulmakta. Ziyaretçilerin
dilek için sıraya girdikleri sütun deliğinde parmak ucu nemlenirse
dileğin tutacağı rivayet olunuyor. Ayasofya yapılırken bir türlü
yapılan sıva tutmamış ne var ki bu dilden dile yayılarak Hz
Muhammet peygambere kadar ulaşmış. Hz Muhammet'te tükürüğünü
göndermiş ve bu harca karıştırılmış ve sıva tutmuş. Rivayete
göre parmağı nemlendiren nem buradan kaynaklanıyor nemi hissedenler
dileklerinin tutacağına inanıyorlar.
*
* *
Ayasofya'da
ABD Başkanı Bush, Fransız Cumhurbaşkanı Miterand, Portekiz Kralı
Carlos, Şah İsmail, Yakovas, Micotakis, Turgut Özal da dilekte
bulunmuştu (Kral Carlos dilek taşına parmağını sokmadan önce
ıslatarak bir çeşit hile yapmıştı). Ayasofya'dan çıkınca karşınıza
bir başka restore edilen biblo kadar güzellikler sergileyen
III. Ahmet Çeşmesi çıkıyor.
*
* *
Çeşmenin
sağından inenler otele dönüştürülen evlerin sokakların bulunduğu
konaklama tesislerinin çokça yer aldığı Cankurtaran'a ve sahile
doğru iniyorlar. Çelik Gürsoy'un
çabaları sonucu hiç apartmanı olmayan bir sokak olan ve estetik
evlerin,Topkapı Sarayı duvarlarına yaslandığı estetik görünümlü
Soğukçeşme Sokağı'na girip bu sokakta bulunan cafe, restoran,
camekanlı seralarda yorgunluk atabilirler. Sola ve sağa sapmayıp
düz karşıya devam edenlerin önüne önce dış avlusuyla Topkapı
Sarayı çıkıyor. Yol üzerinde Ayairini Kilisesi, eski Darphane
ve sola ayrılan yolda ödüllü müzelerimizden olan İstanbul Arkeoloji
müzeleri çıkıyor. Topkapı Sarayı için ise, görkemli kuleleri
arasındaki dev kapıdan girip güvenlik aramasından geçerek Akağalar
Kapısına doğru saray gezinize başlayabilirsiniz.
*
* *
Topkapı
Sarayı:
Saray
anlatımı sayfalara sığacak gibi görünmese de, Ming sülalesi
çinileri, Hazine dairesi, Harem, Bağdat köşkü ve cariyelerin
serinlediği havuz geze geze bitmiyor.
Depreme
karşı bazı eserlerin teşhirden çekilip daha
güvenli yerlerde saklamaya muhafaza altına alınmasına rağmen
Sarayın ihtişamına doyulmuyor. Şayet tam gün saray
gezisine ayırdıysanız, Topkapı Sarayı'nda Konyalı Restoranda
Boğazın Marmara'ya açılan muhteşem görüntüsü karşısında unutulmaz
bir yemek yiyebilirsiniz. Kömürde pişirilmiş döner kebap burada
da tercihiniz olabilir. Saraydan çıkıyor ve tekrar
Ayasofya önünden Yere batan Sarnıcı önünden
geçen yola geliyoruz. Ayasofya'nın yanı başında turistik amaçla
kullanılması daha yararlı olabilecek il özel idare binası bulunuyor,
bu binanın biraz uzağında ise turistik merkezde bir başka
işlev gören Devlet arşivlerinin yer aldığı büyük bina var. Bu
bölgedeki manzaranın
değerini daha iyi anlamak isterseniz Yere batan Sarnıcı karşısında
bulunan Ant otelin restoranının bulunduğu teras katına çıkmalısınız.
Galata rıhtımından başlayan panorama Haliç, köprü, boğaz, Ayairini,
Ayasofya, Sultanahmet Cami ile gözler önüne serilirken, fotoğraf
çekimi için ideal noktayı buluyorsunuz.
*
* *
Sultanahmet
gezimizin son durağı ise tarihi ve
turistik değer taşıyan Çağaloğlu Hamamı
turist gruplarına göbek taşında göbek dansözlerinin show yaptığı
hamamda berberden, restorana kadar Türk
hamamı tanıtımı yapılıyor. Turistlerin banyo ve kese yapıldıktan
sonra çıkışta "Doğduğumdan beri hiç bu kadar temiz olmamıştım"
dediklerini duyabilirsiniz. Çağaloğlu
Hamamında Halep kiliyle iyice keselenip, göbek taşında vücudun
yumuşamasını sağlayan masajlar yapılıyor, daha sonra hurma kökünden
yapılan life Edirne sabunu sürülerek vücut ovuluyor kan
dolaşımı hızlanırken vücuttan zararlı toksinlerde bu şekilde
atılıyor, bol
suyla durulandıktan sonra vücutlar yorgunluktan arınmış hem
beden, hem de ruh sağlığına kavuşmuş oluyorlar. İsteyenler hamam
kullanım araçlarından satın alabiliyor.
|
|