İ s t a n b u l
a n a s a y f a
e m i n ö n ü
s u l t a n a h m e t

b e y a z ı t
h a l i ç
h a l i ç
b e y o ğ l u
b o ğ a z k a d ı k ö y


e - m a i l









KADIKÖY YAKASI
Gezimizi Kadıköy Yakasını kapsayan oldukça geniş bir daire çizerek, Bostancı dan dönüp Üsküdar-Harem arasında noktalayacağız...

Anadolu yakasının en önemli bağlantı noktası olan Kadıköy'e Avrupa yakasından köprüler veya Beşiktaş, Kabataş, Eminönü, Sirkeci den vapurlar, motorlarla geçilir çoğu zaman bu geçişlere martılarında eşlik ettiği olur. Mevsim uygunsa vapurda yan tarafa oturulur, yüksük kadar küçük ince belli bardakta sunulan demli bir çay günün yorgunluğu, stresini atmaya yeter, deniz havası da cabasıdır. Ya Hareme ya Haydarpaşa'ya yada Kadıköy rıhtımına yanaşırsınız da Haydarpaşa'nın özelliği bambaşkadır. Mendirek içine giren vapurunuz açık denizden kurtulmuşçasına durgun sulara sığınarak yol alırken değişmez tablo mendirek üzerinde güneş banyosunu beraber yapan martı ve karabataklara rastlarsınız. Zarif Kütahya çinileri ile Haydarpaşa yazan iskele ve arkasında tarihi bina tüm görkemiyle Haydarpaşa tren garı yaklaştıkça gözünüze sığmaz olur. 1908 yılında iki Alman mimar ve 1500 İtalyan taş ustasının iki yıllık çalışması ile Hereke den getirilen granit taşlarla yapılan tarihi gar binası aslında Anadolu'nun İstanbul'a açılan kapısıdır. Asırlık binanın basamakları ise bir çoğumuzda anılarla doludur. Hüzün dolu düdükleriyle trenler yolcularını bazen koparıp götürür bazen de kavuşturur İstanbul'a. Doğu, Başkent, Fatih, Kurtalan,Tahran- Şam ekspresi yolcularını Anadolu'dan gece gündüz süren yolculuklarla taşır, bu basamaklarda ilk kez denizle ve fantastik güzellikteki İstanbul silueti ile tanışılır. Tren yolculukları vapur, motor, taksi, otobüs, metro ile devam eder gider. 1.100 kazık üzerine kurulu Haydarpaşa Gar binası önünde seyirlik bir kömürlü lokomotif, çevresinde birkaç çiçeklik, sahil yolcuların kendilerine gelmesine, dinlenmesine ayrılmıştır, gelip geçen vapurları, Asya'dan Avrupa'yı seyretmek oldukça keyifli olur.....
En az Eminönü kent arenası gibidir Kadıköy! Meydan her gün milyonları getirip götürür, dağıtır, ta ki Kartal, Maltepe, Pendik nice semtlere kadar buradan ulaşılır. Bir başka ruh bir başka atmosfer yaşanır, farklıdır insanları, bir başkadır Kadıköy'ün kızları, pantolon paçasının söküğünü, solan rengini dert etmez, aşmıştır detayları... İskelesine yanaşmak için vapurlar sıraya girer adeta, akşam saatlerinde meydan karınca yuvası gibi olur. Kadıköy'de hep koşuşturma, bir yerlere yetişme, hep telaş vardır, hep zamanla yarışılır, vapura, dolmuşa minibüse binme savaşı da verilir. Organize bir meydan değildir, alt üst geçitleri, ürkütücü kalabalığı görünmez hale getirecek yer altı metroları, tren bağlantıları henüz yoktur, vapurlardan inen yolcular, yayalar trafikle iç içe boğuşmak durumundadır. Kadıköy sünger gibi içine çeker insanları. Her şeye rağmen Kadıköy'ün balıkçıları, manavlarından oluşan çarşısı tüm renkliliği ile canlı alış verişlere sahneolurken, satıcıların "en taze balıklar burda, hamsinin kralı burda"sesleri kulaklarda çınlar. Çarşı çevresi gençlerin vazgeçilmez duraklarını da barındırır. Akmar Pasajı müzik tutkunu metalci gençlerin, tüm CD leri bulabildikleri müzik shop ları, cafeleri alt katta, sahafların çoğunlukta olduğu üst katıyla ünlüdür.
(8000'i aşkın rock, metal, jazz'dan oluşan CD'leri ile Zihni, Kadıköy'ün en iyi müzik dükkanı. Tel:0-216 336 50 09)
Çevre birahaneleri özellikle maç sonraları dolar taşar, Kadıköy sahilinde heyecanlı sohbetlerin yapıldığı mekanlar olarak yerlerini korurlar. Sokaklar dar ve kalabalık, kaldırımlar tezgahlarla doludur. İncik boncuk gümüş takılara çok sık rastlanır.

Kadıköy, Anadolu’nun batıya bakan sahili, Avrupa’ya bakan kıyı şeridi dedik ya, burada yapacak çok şey vardır. Film şeridi gibi sürekli değişen estantenelere sahiptir.
Vapur çıkışı araç bulma telaşına düşenler bir yana, bir de zamanı bol olanlar vardır. Birçoğu deniz kenarında tarihi yarımadaya bakarak çayını yudumlar, kimi sohbete dalar, Kadıköy iskelesinden Haydarpaşa iskelesini seyreder. Kimi balona biner yükselir, heyecan katar hayatına, tepeden bakar İstanbul’a. Bir bakarsınız cici bici giyinmiş genç bir kız başında şapkası, elinde dosyası salına salına vapura yönelmiştir, zevkli giyimiyle boy gösterir, bir yakadan bir yakaya geçecektir. Kimisi geleceğini meraktan mıdır bilinmez, yanı başına ilişen falcıya kırmaz açar elini, el falına baktırır, geleceğini avucundan öğrenmeye çalışır, inanmasa da güler, falcıların söyledikleri hoşa giden türdendir. Ah Kadıköy ahhh…



Kadıköy'ün havası bambaşkadır, iskele civarı bu yakanın adeta nefes borusudur. Kimi dalgakıran boyu yürüyüş yapar, kimi kıyı boyunca uzanan çay bahçelerinde oturur. Gezi motorları çığırtkanları Boğaz Gezileri'ne hemen kalkıyoruz vaadleri ile yolcu davet eder.
Rayları döşenip yeniden sefere konmasıyla Kadıköy-Moda ring seferini tamamlayan tranvay ise nostalji tutkunkarına görsel bir lezzet sunar.

Yolumuza tarihi camilerin de bulunduğu Altıyol'a uzanan yokuşu çıkarak devam edersek, önce bir zamanlar Harbiye de bulunan eski ismi ile Spor Sergi Sarayı (Lütfü Kırdar) da bulunan sonraları Altı yol meydanına taşınan boğa heykelini görürüz. Boğa gençlerin buluşma adresi olduğu kadar çocukların üzerine çıkmadan yapamadığı ve eski yerine oranla daha popüler olma yolundadır. Caddenin her iki yanında şık butikler, mağazalar, pasajların bulunduğu, sinema kültür merkezlerinin yer aldığı bar ve cafe ler ile süslenip zenginleşen, trafiğe kapalı, kalabalık olduğu kadar cazibesini koruyan bir yol ile Modaya yaklaşılır. İstanbul'un nezih semtlerinden biri sayılan Moda yıllara meydan okuyan bu özelliğini korurken çevreye yüksekten bakan, ağaçların gölgesindeki kıyısında yer alan çay bahçeleri, tarihi sayılacak restoranları ile özlenen, nostaljik bir semt olma özelliğini sürdürmektedir. Birbirinden cazip öyle çok oturacak mekan açılmıştır ki, nerede ne yiyeceğinize karar veremez, pamuk helvacısını, bıçak bileycisini hala görebildiğinize inanamazsınız. Düzgün parke taş döşeli sokakları park eden araçlar doldursa, ağaçların uzayan boyları, yayılan dalları ile semti biraz daha kuş yuvası haline getirse de Moda Burnu hala gençlerin birbirlerine aşklarını itiraf ettikleri, el ele yürüyüp, otomobil içinde yakınlaşarak göz göze geldikleri anılarla doludur. Moda da ünlü meyhane Koço, Moda Deniz kulübü, et lokantaları, yeniden kazanılan Moda vapur iskelesi günümüzün simge olan merkezlerini oluştururken bir zamanlar bu koyda bulunup ahşap iskeleler üzerine kurulu ve sadece kadınlara özel olan Moda kadınlar plajının yeri gravürlerde, hayallerde yaşayıp bulunduğu yeri muhafaza eder görünümdedir. Moda burnunu dönenler hafif bir meyille deniz seviyesine indiklerinde değeri geç anlaşılan Yoğurtçu Parkına ulaşırlar. Sık ağaçlı, banklı gezintiye müsait park içinde Kurbağalı Dere (Boklu Dere de denir ve hala kötü kokuyor) paralelinde ilerleyip dere küçük bir köprü ile geçilir. Büyük besteci Münir Nurettin Selçuk'un, "Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış'tan, ahh Kalamış'tan" şarkısında dediği gibi Kalamış'a bu duygularla dönerken Kızıltoprak'ta Fenerbahçe Stadı dikilir karşınıza. Stat taraftar ve sempatizanlarına içinde maç yapılmadığı zamanlarda bile bir elektrik, bir heyecan yayacak şekilde boyanmış ve çevresine kurulu dükkanlarla canlılık, hareketlilik kazandırılmıştır. Stat arkasında Türkiye'nin en ünlü semt pazarından biri sayılan ve bu pazara Kocaeli, Adapazarı'ndan bile gelenlerin olduğu "Kadıköy Salı Pazarı", sebze- meyveden, parfüm- elbiselere varıncaya dek hanımların kendilerinden geçtiği yerlerden biri olarak göz dolduruyor. Söğütlüçeşme deki Pazar yerinde, ikinci el eşya alım satımı ile Cumartesi, Pazar günlerinde de yoğunluk yaşanıyor.
Bağdat caddesi tek yönlü Kadıköy gelişine ayrıldığı için biz gezimize Kalamış Marinaya doğru sahile daha yakın devam ediyoruz. Bir zamanların bahçelerinden denize girilen, özellikle Marmara yelken Kulübü gibi yalıları, önlerinden geçen sahil yolu, dolgu çalışmaları nedeni ile hepsi birer yalı olma özelliğini kaybedip denize geriden baksalar da sahilin çok şeritli yolu yapılan düzenlemelerle yürüyüş ve bisiklet ayırımları ideal parkur olarak kullanılıyor.
Marmara Yelken kulübünün bende de bir anısı var. Davetlilerle beraber Kasımpaşa'dan askeri botla hareketle Marmara Yelken Kulübü iskelesine yanaşmış, Türk Donanma Cemiyeti tarafından düzenlenen gemi modelleri sergisinde, yapmış olduğum tekne maketi de dereceye girmesiyle kazandığım ödülü Galatasaray Kulüp Başkanı Ulvi Yenal'ın elinden bu kulübün sahilinde almıştım. (Yıl:1971)
Bir zamanlar Münir Nurettin Selçuk, Selahattin Pınar, Yahya Kemal gibi ünlülerin uğrak yeri olan Kalamış koyunun, günümüz marinasında birbirinden cazip tekneler omuz omuza uyurken, koya dizili çay bahçeleri ve restoranlarda oturanlar için temaşa zevki sunuyorlar. Fakat esas güzellik denize yarımada gibi uzanan Fenerbahçe Burnunda ki araç trafiğine kapalı parkta yaşanıyor. Araçları ile gelenler girişte bulunan Piramit adlı, butik ve cafelerin çoğunluk teşkil ettiği galeri çevresindeki oto parklara araçlarını bırakıyorlar. Esintisi, havası, yürüyüş patikaları, park mobilyalarının yerleştirildiği bakımlı bitki dokusu arasında, anıt ağaçların gölgesinde ki parkta gerçekten dinlenebiliyorlar. Usta bir elin değdiği ve iyi bir makyaj yapılmış olduğu her halinden belli olan bu parkta, her sabah sağlık yürüyüşü yapanlara, bebekleri ile hava almaya çıkan annelere, kafa dinlemeye çalışanlara, her yaştaki aşıklara ve emeklilere daha sık rastlanıyor. Fenerbahçe turumuzu bitirip sahil yoluna devamla Bostancıya gelince burada karşılaşılan manzara deniz otobüsü terminalleri, Bostancı vapur iskelesi ile otoparkların çokluğu oluyor. Araçlarını bu parklara bırakanlar İstanbul'a deniz otobüsü seferleriyle geçiyorlar. Yine İstanbul'un Prens Adalarına gidecek olanların bir kısmı bu parkları yaz aylarında araçları ile tıka basa dolduruyorlar. Oto parklar, otobüs durakları restoranların yer aldığı büyük meydan içinden dönerek İstanbul'un en modern, en rahat yürüyüşe en uygun, geniş kaldırım platformlarının bulunduğu nezih bulvarına geliyoruz.

Bağdat Caddesi
Çevresinde yer alan tüm binalar yeni olup, boş arsa, virane, harabe, ucuz barınak olmadığı için Nişantaşı, Rumeli Caddesi veya Beyoğlu'nda gözlenen olumsuzluklara bu cadde de rastlanmıyor.Her trafik ışığında elindeki bezle oto camı silmeye davrananlar, tiner, bally koklayan çocuklar, başı boş bırakılmış sahipsiz köpeklerden arınmış caddenin köşe başlarında her ihtimale ve olası bir şikayete karşı polis görev ekipleri nöbet tutunca semt sakinleri, çocuklar, genç kızlar, bebekli anneler günün ve gecenin her saatinde yalnız başlarına istedikleri gibi giyinerek gezebiliyorlar. Üç beş adım atıp birkaç vitrin seyretmenin haz verdiği Bağdat caddesinin her iki yanında sırasıyla yer alan ünlü moda merkezlerinin şubeleri, tanınmış markalar yepyeni kreasyonlarını sergiliyorlar. Adeta bir podyumu andıran ve günün modasının yakından takip edildiği bariz belli olan ünlü Bağdat Caddesi birbirinden alımlı, bakımlı, yürüyüşleri ile dikkatleri üzerlerine çekmesini bilen şık hanımların çokluğu ile dikkat çekiyor. Şimdi bir yemek molası veriyor ve Bostancı cadde üstü no: 458 de yıllardır bozulmayan kalitesiyle hizmet veren "Han Restorana" köfte yemeye giriyoruz. Sahil yolu ile dik kesişen sokağın köşesinde bulunan Han da açık ve kapalı bölümlerde hizmet veriliyor, restoranın İnegöl köftesi ünlü, yanında özel acılı sos arzunuza göre sunulurken, taze patates tava, dinç salata, ev yapımı acur turşusu, soğutulmuş bardakta servis edilen soğuk bira veya ayran lezzet mönünüzü tamamlıyor. Arzu edenlere mönüde İskender Kebabın da olduğu mutlaka hatırlatılıyor.
Han Rest. Tel No: 0(316) 361 29 68
Bağdat Caddesi'nde sayısız restoran zenginliği yaşanırken, sık sık kahve molası vermenize sebep olacak cazibeye sahip cafeler, Divan pastanesi, Mado dondurmacısı türünden mekanlar, nezih birahaneler de, bir kahve içimlik molada bile dinlendirici, hayattan zevk almanızı sağlayan lezzetler yaşanıyor. Bunların haricinde trafik ışıkları ile sıkça trafiğin kesildiği, işlek bir dört yol ağzında bulunan "Old English Pub" ikinci katta, çevreye hakim manzaralı balkonlu salonuyla uğrak yerlerinizden bir başkası olabiliyor. Geniş ve narin yaprakları ile yayılıp yola kaldırıma şemsiye olmuş dev palmiye ve manolya ağaçları altından yürüyenler hemen hemen her köşe başında renkli kişilerin renk ahenk mevsim çiçekleriyle oluşan tezgahları, renkli baloncularla karşılaşıyorlar. Cadde hayranlık uyandıran son model otoların sergilendiği show roomlar ile devam edip yeniden Fenerbahçe stadına geliyor. Şimdi de Kadıköy den Üsküdar a yönleniyor Çiçekçi, Duvardibi, Karacaahmet semtlerini geçerek şarkılara, (Üsküdar a gider iken aldı da bir yağmur) ata sözlerine ( atı alan Üsküdar'a geçti) konu olmuş İstanbul'un tarihi mekanlarından birine geliyoruz. Üsküdar Meydanı için de Eminönü, Kadıköy arenalarından aşağı kalmayan kalabalıklara sahne olan ve onları aratmayan bir başka telaş ve curcuna meydanı denilebilir. Beşiktaş yolcusunu karşılayan motor iskelesiyle başlayan yoğun yolcu trafiği, vapur iskelesiyle devam ediyor. Kıyı bandı üzerinde yer kapan taze balık satıcılarına, karaya kıçtan bağlı balık ekmek satıcıları da eklenince ortaya Mimar Sinan'ın ve hayranlık uyandıran yapıtı Şemsi Paşa Camii ne kadar uzanan canlı, yaşayan, çok renkli,oldukça gürültülü karmaşık bir tablo çıkıyor. Balık olan her yerde görüldüğü üzere Üsküdar'da da İstanbul'un simgesi kar beyazı albatros ve şişman martıların çığlıkları arasında Kız kulesine doğru yürüyenler İstanbul'un en güzel seyir terasında bulunmanın mutluluğunu yaşıyorlar. Üsküdar'ın Emirgan'ı olarak da nitelendirebileceğimiz sahil bandı, Harem Araba Vapuru İskelesine kadar süren seyretmeye doyamayacağınız bir panorama sunuyor. Yol tarafına dizili restoranlar, bir zamanlar Salacak vapur iskelesi iken şimdilerde denizden uzaklaşıp çukurda kalan iskele ve çevresi çeşitli lokaller, cafeler ile ziyaretçilerine ev sahipliği yapıyor. Gün batımını Salacak ta yaşamak isteyenler, turistler, el ele kol kola dolaşan sevgililer, ille de çekirdek yiyerek yürüyenler, yada basamaklara oturup tarihi yarımadayı Ayasofya, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı siluetini seyrederek çay kulübelerinden yapılan servis eşliğinde çaylarını yudumlayanlar, şansını olta ucunda arayanlar, Kız kulesine kalkan seferler ile kuleye çıkarak kule hasreti giderenler, Üsküdar, Salacak, Harem yolunu renklendiriyorlar. Harem araba vapuru iskelesi arkasında bulunan Harem Otel İstanbul a farklı açıdan bakmanızı sağlarken, tüm heybeti ile kale güvenliği yaşamanıza neden olan Selimiye Kışlası gözünü kırpmadan örnek disiplini ile takibe devam ediyor! Selimiye Kışlası içinde ünlü hemşire Florance Nightigale'nin müzesi de yer alıyor. Kışlanın arka tarafında bulunan Selimiye camii, üzerinde barındırdığı kuş sarayları (serçe saray) ile göz okşayıp iç kapısında bulunan eşsiz kapı tokmakları ile en az Üsküdar camilerinde bulunan detaylar kadar ilgi topluyor. Kadıköy'e bu defa Üsküdar yönünden yaklaşırken bir zamanlar Haydarpaşa lisesi olan bir başka tarihi ve zarif mimarili binanın saatlerle süslü kuleleri dikkatinizi çekiyor.

Altunizade Capitol ve carrefour gibi alış veriş merkezleri çeşitli dükkanların bir arada oluşları nedeniyle mevsim şartları ne olursa olsun Kadıköy yakasında oturanlara büyük kolaylıklar sağlıyor.
Tüm sahil manzarasına doyamayan ve daha geniş bir perspektiften İstanbul seyretmek isteyenler için bir başka alternatif olarak Hidiv Köşkü ile Küçük ve Büyük Çamlıca Tepeleri bulunuyor. Anadolu yakasında göze sığmayan panoramaya sahip bu ünlü seyir tepesine çıkanlar burada da oturup yemek yiyecek, dinlenecek yerler bulabiliyor, Boğazın nehir misali akıp Kadıköy önlerinde genişleyerek Marmara ya açılışına şahit olabiliyorlar. Yine burada, Çamlıca yolunda aşığı kolunda, işleri yolunda şarkısını söyleyene de, yeni evlendiği eşini gelinliği ile getirenlere de, göç mevsiminde kuşların klimatik hava sayesinde yüksekten geçişlerini dürbünleriyle nefes almadan
seyredenlere de rastlanabiliyor...

Kadıköy - Foto galeri


Anadolu Yakası Sinemaları

Altunizade Capitol Spectrum 14
Tel: (0-216) 651 33 30

Beykoz Acarkent Coliseum
Tel: (0-216) 485 00 65

Beykoz Karya
Tel: (0-216) 322 73 71

Çekmeköy Moviegold Beşyıldız
Tel: (0-216) 642 50 61

Çengelköy Cinemaxi
Tel: (0-216) 486 28 20

Göztepe Cinemarca
Tel: (0-216) 355 48 48

İdealtepe AFM
Tel: (0-216) 4890866

Kadıköy Atlantis
Tel: (0-216) 336 06 22

Kadıköy Broadway
Tel: (0-216) 346 14 81

Kadıköy Hollywood
Tel: (0-216) 337 80 82

Kadıköy Kadıköy
Tel: (0-216) 337 74 00

Kadıköy Moda
Tel: (0-216) 348 87 73

Kadıköy Ocak
Tel: (0-216) 336 37 71

Kadıköy Rexx
Tel: (0-216) 336 01 12

Kadıköy Sinema Tek
Tel: (0-216) 346 01 41

Kadıköy Süreyya
Tel: (0-216) 336 06 82

Kadıköy Tepe Cinemaxx
Tel: (0-216) 339 85 85

Kavacık Boğaziçi
Tel: (0-216) 425 19 15

Kozyatağı Bonus Premium Trio - Premium Salonu
Tel: (0-216) 315 10 10

Kozyatağı Bonus Premium Trio
Tel: (0-216) 315 10 10

Kozyatağı Cinepol
Tel: (0-216) 362 51 00

Maltepe Grandhaus Karya
Tel: (0-216) 442 60 30

Pendik Güney
Tel: (0-216) 354 13 88

Pendik Oscar
Tel: (0-216) 390 09 70

Suadiye Movieplex
Tel: (0-216) 361 27 20

Şaşkınbakkal Beko C.C. (Marks&Spencer)
Tel: (0-216) 467 44 68

Şaşkınbakkal Çarşı Sinema
Tel: (0-216) 467 49 56

Ümraniye AFM Carrefour
Tel: (0-216) 525 14 44

Üsküdar Moviegold
Tel: (0-216) 343 63 90