T a ş l a r ı n . D i l i . D o ğ a n ı n . H e y k e l . A t ö l y e s i
K a y a l a r . F o t o ğ r a f . S e r g i s i

Diğer Fotoğraflar için fotoğraf Galerisine TIKLAYIN


Kıyı kayalara gizemli yolculuk...

Diğer Fotoğraflar için fotoğraf Galerisine TIKLAYINÜlkemizin gizli değerlerinden birisi de kayalar. Her bölgede ayrı karakter taşıyan kayalar rüzgar, yağmur ve dalgaların elele vermesiyle oluşmuş. Usta heykeltraşları bile kıskandıracak vahşi görünümlü anıt kayalara ülkemizin birçok yerinde rastlanıyor. Özellikle Kapadokya bölgesinde farklı özellik kazanan doğa yapısı, Aydın, Çine Çayı, Bafra Gölü çevresi, Gaziantep, Afyon, Ayazin, Fethiye Saklıkent Kanyonu, Erzurum Narman Vadisi gibi birçok yerdeki oluşumlar görenleri hayrete düşürüp, bazen bir gezegen üzerindeymiş hissi veya bir açıkhava müzesi geziyormuşçasına, görsel ziyafet sunuyor.
Bu sayfamızda inceleyeceğimiz kayalar, yaz ve deniz mevsimi nedeniyle kıyı kayalar üzerinde yoğunlaşıyor. Hiç şüphe yok ki denize dik inen ve hırçın Karadeniz'in dalgalarına göğüs geren kıyılar şekilden şekile girerken Şile, Akçakese, Ağva, Bağırganlı, Kerpe, Cebeci, Alaplı, Amasra gibi yerlerde oldukça dikkat çekiyor.

Karadeniz Kayalıkları'nın doğal platformları Kerpe Kartal Kayalıkları
İlk durağımız olan Sakarya ilçesi Kerpe sahili Kandıra'ya 10 kilometre uzaklıkta yer alan "Kerpe Kayalıkları" ve koyun arka yüzündeki "Miço Limanı" tam bir şaşkınlık Diğer Fotoğraflar için fotoğraf Galerisine TIKLAYINyaşamanıza neden olacak kadar düşündürücü bir görünüme sahip. Hani hayal bu ya, "Kerpe'de bir organizasyon yapılsa; amfiteatr biçimli olağanüstü akustiğe sahip koyda bir oda orkestrası, yaylılar, nefesliler yada sıkı bir rock grubu bir konser verse, emsalsiz güzellikteki bu mekan internet veya TV'den dünyaya duyurulsa, bu ideal çekim platosu, klip mekanı, bölge tanıtılsa..." diye düşünmeden edemiyor insan. Şimdilik yörede yazlıkçılar, Kerpe Kayalıkları'nı, içeceklerini denize batan güneşe karşı yudumlayıp, mehtap seyri, deniz banyosu amaçlı kullanıyorlar.
Kerpe'ye komşu olan Kovanağızı Koyu'nu geçenleri, bu defa bir başka yapı tarzı ile hayrete düşüren pembe renkli kayalar karşılıyor.

Pembe Kayalar
İsmini renginden alan "Pembe Kayalar" ve Kefken Adası karşısında Pembe Kayalar Kefken’de bulunan Pembe Kayalar mevkii, ilginç jeolojik yapısı nedeniyle görülmesi gereken yerlerden biri. Suyun içinde yumuşak olan kayalar çıkarıldıktan sonra sertleşme özelline sahip oluşu nedeniyle Osmanlı döneminde insan gücüyle dikdörtgen olarak blok halinde kesilerek deniz yoluyla İstanbul'a taşınmış. Sultanahmet Camii dâhil birçok caminin ve Diğer Fotoğraflar için fotoğraf Galerisine TIKLAYINRumeli Hisarı yapımında kullanılmış. Pembe renkli kayalar renk ve yapı itibariyle günümüzde hafta sonu piknikçilerin vazgeçilmez güneşlenme teraslarından biri olarak rağbet görüyor. Araçları ile mevkie gelenler hiçbir ücret ödemeden, temiz hava alıyor, denize girip ve piknik yapabiliyorlar. Kış mevsiminin sert geçmesiyle son yıllarda dalgaların büyük tahribat yaptığı Pembe Kayalardan bazı bölümlerin yer yer yıkılmış olduğu da gözleniyor. Biraz ilgi ve çevre düzenlemesiyle doğa harikası bu eşsiz güzellikteki kayalıklara sahip çıkılması kaçınılmaz görünüyor! Aynı sahil bandı üzerinde bulunan "Bağırganlı" mayo defileleri ve moda çekimleri için doğal podyum. Pizza ve spagettilere lezzet katan kum midyeleriyle ünlü Cebeci ile Alaplı, Bartın, Amasra diğer alternatifler olarak sıralanıyor.
Karadeniz'den ayrılmadan önce İstanbul yakınlarındaki Ağva'ya uzanıyoruz. İstanbul'un nefes borularından olan Ağva, Norveç fiyordlarını aratmayacak güzellikler sunarken, zıpkınla balık avcılığına olanak tanıyan levrek ve kefal balıklarının yuvalandığı "Gelin Kayası" da ilgi çekiyor.

Diğer Fotoğraflar için fotoğraf Galerisine TIKLAYIN
Gelin Kayası
Diğer Fotoğraflar için fotoğraf Galerisine TIKLAYINAğva sahilinden tekneyle denize açılıp rotanızı Kerpe yönüne çevirirseniz, inanılması zor güzellikte kayalıklarla karşılaşıyorsunuz. Sahil şeridini adacıkları takiben yol alınca bir süre sonra bir koy ve koya hâkim farklı karakterde dik bir kaya dikkat çekiyor. Gelin Kayası olarak anılan bu kaya gelinlik gibi beyaz renkte ve şekil itibariyle gelinin başını andıran bir taç görünümünde. Köy halkının anlatımına göre Gelin Kayası olarak anılmasının nedeni ise bir zamanlar gelin adayı bir genç kız, balıkçı eşini balık avlamaya göndermişse de delikanlı genç denize, dalgalara yenik düşmüş ve bir daha geri dönememiş. Duvağı ile sahile koşan gelin, uzun süre damat adayını beklemiş durmuş, taş kesilmiş. Kilimli koyunda yer alan ve Ağva’nın simgesi haline gelen Gelin Kayası 2000 li yılların başında sahili döven azgın dalgaların şiddetine dayanamayıp baş kısmı kopmuş. İşte bu Gelin Kayası Ağva’da bahsi geçen söylencede genç gelin adayını sembolize ettiğine inanılıyor.

Diğer Fotoğraflar için fotoğraf Galerisine TIKLAYINTaşlaşmış hayvan görünüşlü kayalarıyla Marmara Ereğlisi
Kıyı kayalara olan yolculuğumuza bu defa Trakya sahiliyle devam ediyoruz. İstanbul'a 100 kilometre uzaklıkta bulunan Tekirdağ'a bağlı Marmara Ereğlisi sahilindeyiz.
Antik Perinthos kentinin yer aldığı Marmara Ereğlisi sahili, sizi her an hayalinizde başka gezegenlere götürecek enteresan bir görünümde.
Doğal bir lezzet sunan bu kayalara halk arasında "Kınataşı" deniyor.
Kumlu, yumuşak taşlarda, silis ve çekirdek oluşumu gözleniyor.
Tam anlamıyla ürkütücü bir gezegen yüzeyini andıran bölgede taşlaşmış hayvan görünümleri dikkat çekiyor.
Sahile vurmuş gergedan benzeri kayalar, kuru kafalar, ördek, köpek kafaları, kuş sarayları, hatta taş devrini anımsatan delikli çekirdek kayalardan oluşan araba tekerlekleri genel ve detay çalışan fotoğrafseverlere sergi açacak malzeme ve kompozisyon sunuyor.
Yapılabilecek küçük bir düzenlemeyle, bile sahil, bölgeye turizm potansiyeli açısından çok şey kazandırmayı vaad ediyor.

Saroz Denizi Büyük Kemikli Burnu:
Diğer Fotoğraflar için fotoğraf Galerisine TIKLAYINLodosla getirdiğini poyrazla götürme özelliğinden dolayı kendi kendini temizleyen ve ender temiz denizlerden biri olan Saroz'dayız. Balıkadamların vazgeçilmez mekanlarından olan Saroz'daki delikli kayaların mimarı yine rüzgar. Anadolu'dan kopup gelen Gelibolu ve Çanakkale Boğazı'nda yön değiştiren rüzgarlar; kışın kuzeybatıdan çok sert, soğuk ve uzun süreli esen poyrazla, güneybatıdan yönelip sonbaharda yağmur ve fırtına getirmesiyle tanınan lodos, kumsaldan aldığı kum tanelerini güçlü bir anafora çevirip kayaları matkap gibi oymuş. Öte yandan tarihin görgü tanığı anıt kayalarda peri bacasını andıran görüntüler; Gavur Limanı mevkiinde eşsiz güzelliklere dönüşüyor. Büyük Kemikli Burnu'nun diğer sahili İngiliz Aynası Koyu ise doğanın bir sürprizi.

Karşı konulmaz çağrısıyla Foça Siren Kayaları:
Bir fok balığı türü Monocos'ların sığınağı konumundaki Foça, her mevsim tercih edilebilecek gözde tatil yörelerimizden. Özellikle koruma altındaki foklarınDiğer Fotoğraflar için fotoğraf Galerisine TIKLAYIN yaşayıp yuvalandığı yer olarak ünlenen Orak Adası'ndaki "Siren Kayaları" yalnızca ilginç görünümleri ile değil efsaneleriyle de ünlü. Rüzgar hangi yönden eserse essin gizemli sesler çıkaran kayalar, bitki örtüsü ve martıları ile turistlerin her mevsim ilgisini çekiyor. Güneş ışıklarıyla her açıdan başka bir silüet kazanan kayalıklar gün batımında çok ilginç renklere bürünüyor.
Foça kıyılarındaki ada ve adacıklar volkanik yapı özelliğinde olup, Mitolojide siren, kuş vücutlu, kadın başlı, yaptıkları büyülü müziğin güzellikleriyle tanınan yaratıklar olarak tanımlanıyor. Siren kayalıkları fokları andıran adaların en büyüğü olan Orak Adasının kuzey batısında bulunuyor. Sirenlerin bu kıyılarda yaşadığı ve yaptıkları büyülü müzikle gemicilere yollarını şaşırttıklarına, kayalara çarpmalarına neden olduğuna mitolojide yer veriliyor.

Sirenlerin efsanesi
Foça Limanı önüne serpilmiş adacıkların en büyüğü olan Orak Adasındaki volkanik oluşumlar adını, Homeros destanlarında çıkardıkları seslerle balıkçıları kendine çeken sirenlerden almış. Homeros’un Odysseia destanında tanrılara denk Odysseus’un uzun ve çileli serüveninin bir durağı da Siren Kayalıklarmış. Efsaneye göre bu kayalıklarda yaşayan sirenlerin sesleri, oradan geçmekte olan gemicileri büyüler ve bu karşı konulmaz, davetkâr sesleri duyanlar, ölünceye kadar oraya bağlanırlarmış.

Diğer Fotoğraflar için fotoğraf Galerisine TIKLAYINOdysseus gemisiyle bu kayalıklar arasından geçmek üzereyken büyücü Kirke’nin sirenler hakkındaki uyarısını hatırlamış. Sirenlerin büyüleyici çığlıklarına kapılmamak için tunç kılıcınla mum peteğini parçalayıp, ufak ufak ezdikten sonra tayfaların kulaklarını balmumu ile kapattırmış, böylece gemicilerin sesleri duymaz olmasını sağlamış. Kendisini de geminin orta direğine kollarından bacaklarından sıkıca bağlatmış, ağzını tıkattırmış. Bu şekilde siren kayalıklarından çıkan sesleri sadece kendisi duyacak, sonsuza dek bu körfezde kalmak için tayfalara emir vermek istese de, ağzı kapalı olduğu için başaramayacakmış. Siren kayalıklarından çıkan sesler, rüzgârın uğultusuna ve dalgaların coşkusuna kavuşarak körfezin kıyısına vururken Odysseus’un gemisi bu büyülü dünyanın içinden ancak böyle süzülerek geçip gitmiş.

Belki de Odessea’da sözü edilen Sirenler’in yaşamış olduğu kayalar, bugün Foça, Orak Adasının batı yüzünde yer alan kayalıklardı. Denizden anakaraya esen bereketli imbat rüzgârları özgün kıvrımlara sahip kayalıklara kavuştuğunda farklı sesler çıkarmaya devam ediyor ama Siren Kayalıklarının büyüsü hala devam ediyor mu bilinmiyor. Günümüzde Akdeniz foklarının güneşlenme, barınma, üreme yerleri olan bu deniz mağaraları ve kovukların içine giren dalgalar, mağara derinliklerine dek uzanıp dip duvarlarına çarpınca, tavan kubbesinde yankılanıp ortaya akustik gücü yüksek melodik sesler çıkarıyor. Gerçektende ekolu bu garip sesler, insanı bir dalga, bir dalga sesi daha dinlemeye mecbur kılıyor, epeyce bir süre mağaraların önünden ayrılmak istemiyorsunuz, ya da ayrılamıyorsunuz!

Sörf cenneti Çeşme Alaçatı:
İzmir'e 60 kilometre uzaklıkta eski bir Türk köyü olan Alaçatı daracık sokakları, evleri, sörfcüleri mıknatıs Diğer Fotoğraflar için fotoğraf Galerisine TIKLAYINgibi çeken rüzgarı, bakir koyları ve kıyıları ile kusursuz bir seçenek. Çok yönlü, oldukça sık ve kuvvetli esen marifetli rüzgar, Çeşme Yarımadası'nın diğer koylarına oranla Alaçatı'da iki kat daha sert esiyor. Yarımadanın doğasında ise Pamukkale benzeri ilginç bir kaya yapısı var. Alaçatı Çark ve Piyale Kayaları'nı geçenler, rüzgarın sabırla oyduğu dev pano benzeri kayalarla karşılaşıyorlar. Kalkerli tabakanın yumuşak bölümlerini aşındıran rüzgarın eseri kayalar, yağışlı günlerde gri görünürken; yazın bembeyaz görünümleri ile Pamukkale travertenlerini anımsatıyor. Bu fon önünde yüzmek, sörf yapmak bir yana koylar; resim, fotoğraf, müzik gibi, sanatsal etkinliklere de olanak tanıyor.

Aşk Adası "Dişlice"
"Keşke daha önce görseydim" dedirttiren vahşi cazibeye sahip ada, denizden çıkmış diş görünümüyle adeta alt damağı andırıyor. Anıt kayalarla dolu, ortasında ki aralıktan geçit veren ada, yıllar süren sarı-turuncu bazı yosun türleri ile kaplı renkli bir görünüm kazanmış. Volkanik labirentlere sahip Dişlice Adası'na, aralarındaki girintilerle gizlenmeye müsait oluşu nedeniyle "Aşk Adası" deniliyor. Adanın Bencik yönüne bakan keskin kenarlı dik kayalıklı arka yüzü, durgun koylara ve minik plajlara sahip.

Ağlayan Kaya (NİOBE)
Diğer Fotoğraflar için fotoğraf Galerisine TIKLAYINManisa'da bulunan dev kaya kütlesinin görünüşü olduğu kadar ilginç birde mitolojik hikayesi bulunuyor.
Kral Tanalos'un kızı olan Niobe, Thebai Kralı Amphion ile evleniyor ve bu evlilikten 6 kız, 6erkek 12 çocuğu oluyor. Arkadaşı olan Tanrıça Leto'nun ise Apollon ve Artemis isimli sadece iki çocuğu bulunuyor. Bir Leto şenliği sırasında Niobe, kendisinin 12, Leto'nun ise sadece iki çocuğu olduğunu söyleyerek övünüyor.
Niobe'yi kıskanan Leto, Apollon ve Artemis'e Niobe'nin çocuklarını öldürmelerini emrediyor. Onlarda çocukları oklarıyla öldürüyorlar. Niobe çocuklarının başında günlerce ağlıyor. Sonunda Zeus Niobe'ye acıyor ve onun bu acısına son vermek için onu taş haline getiriyor. Günümüzde Spil Dağı kuzeybatı eteklerinde bulunan bu dev kaya kütlesi, Ağlayan Kaya olarak anılırken bölgede en çok ziyaret edilen yerlerden biri olarak dikkat çekiyor. Dev kayadan sızan suların ise hala Niobe'nin gözyaşları olduğuna inanılıyor.

Kula Kayalıkları
Diğer Fotoğraflar için fotoğraf Galerisine TIKLAYINYanık Ülke Jeoparkı (Katakekaumene) olarak ünlenen kula kayalıkları, Manisa ili Kula ilçesinden Salihli ilçesi Adala ve Gökeyüp beldelerine dek uzanan 50 km2 alanda yer alıyor. Yaklaşık 20 milyon yıl önce Ege Denizi ve Anadolu’da başlamış olan volkanik aktivitenin en genç örneği günümüzden bir milyon yıl önce başlayıp, 12 bin yıl öncesine dek süren Kula Volkanizması olduğu belirtiliyor. Bu bölgede Avrasya kıta plakasının altına kayan Afrika kıta plakasında kırılma ve parçalanmalar oluşunca açılan pencerelerden yükselen dev lavlar sürekli yanardağlar geliştirmiş. Çok sıcak ve akışkan lavlar, yüksek basınçla fışkırınca geniş bir alana yayılmış, bazalt platoların oluşmasına neden olmuşlar. Bölge, bazaltların akma ve soğumalarıyla ortaya çıkan dik konumlu sütunlar, çeşitli oluşumlarla kaplanmış. Yurtbaşı Köyü Kuzey Doğusunda ki kanyonda, anıtsal görünümlü jeolojik yapılar olan peri bacaları şiddetli esen kumlu rüzgârın etkisiyle gevşek tarafları, kırıklar ve fay hatları boyunca oyularak aşınmış, günümüzde hayranlıkla seyredilen, ziyaretçilerin kendilerini bir başka gezegende olduğu hissine kapılmalarına neden olan görsel şöleni oluşturmuş.
Diğer Fotoğraflar için fotoğraf Galerisine TIKLAYIN
Kapadokya kayaları
Kapadokya bölgesi sınırları içinde çeşitli oluşumlar arasında Zelve, Avanos, Ürgüp, Göreme’de, peribacaları, Ortahisar, Uçhisar, Ihlara, Belisırma, Çat, Nar, Güzelyurt, Derinkuyu, Kaymaklı, Soğanlı gibi yerlerde galeri ve vadiler başta olmak üzere birçok etkileyici kaya oluşumları gözleniyor. Birde bu kayalıklar arasında bir başka nesneye, hayvan şeklini andıranlar var ki, yöreyi gezen turistleri hayrete düşürüyor.
Turistler Kızıl çukur vadisinde kendilerini Mars yüzeyinde gibi hissederken, Göreme’de tavşan kayası, Ortahisar’da fok balığı kayasında gördükleri benzerlikler karşısında şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar.

Koru Denizi kayaları
Diğer Fotoğraflar için fotoğraf Galerisine TIKLAYINGazipaşa'nın sahilinde ilginç kaya yapısı gözlenen Koru Denizi bulunuyor. Dünyada eşi benzeri olmayan doğal havuzlardan oluşan Koru Denizi kayaları, denizi kendi kendine temizliyor. Kıyı taşlarının bir özelliği de deniz içindeyken işlenebilir özellikte olup, dışarı çıkarıldığında sertleşmesi olarak görülüyor. Bu nedenle yıllarca bu taşlar kesilerek değirmen taşı olarak kullanılmış. İnce gözenekli taşlar arasında lezzet kazanan mısır, buğday öğütülmüş. Taşların serin tutma ve dekoratif güzellik verme özelliğini de keşfedenler, inşa ettikleri evlerin duvarlarında yine Koru Denizi taşlarını kullanmışlar. Yıllarca gerek değirmentaşı, gerekse evler için taş kesen Lüle Abdurahman isimli kişinin ismine izafen Koru Denizine halk arasında Lüle Denizi de deniyor. Günümüzde bölge sit alanı olarak korunuyor, gün batımı izleniyor, fotoğraf çekiliyor, balık tutuluyor, güneş ve deniz banyosu yapılıyor.

Diğer Fotoğraflar için fotoğraf Galerisine TIKLAYIN
Gökçeada Peynir Kayalıkları
Kuzu Limanının solunda yer alan Kaşkaval Burnu Peynir kayalıkları olarak isimlendirilmiş olup, üst üste konulmuş peynir kalıplarını andırdığı için bu adı kazanmış.
Karayolu olmayan Kaşkaval burnuna ancak limandan kiralanan teknelerle gidilebiliyor ve kıyıya yanaşma imkânı bulunmuyor. Gri ve tonlarına sahip düzgün biçimli kayalar yaklaşık 100 metrelik bir alan içinde kalıyor. Özellikle fotoğraf ve kamera tutkunları için ideal plato oluşturan kayalıklar Türkiye’nin bir başka yerinde görülmüyor. Yöreye özgü hafızada iz bırakacak kadar etkileyici görselliğe sahip Peynir Kayalıkları için halk arasında anlatıla gelmiş bir efsane kulaktan kulağa yayılıyor. Bir zamanlar sayısız sayıda keçi ve koyun sahibi zengin, inatçı, cimri ve yaşlı peynircilik yapan bir kadın yaptığı peynirleri kimseye vermez, üst üste dizer stoklarmış. Günün birinde tanrı ona kızarak cezalandırmış. Mart ayının bir gününde yağmur, kar, ser esen rüzgârlar göndermiş. Kadın ve peynirler donmuş, tüm peynirler taş kesilmiş ve peynir kayalıkları böylece oluşmuş!

Tartışmasız üç bir tarafı denizlerle çevrili ülkemizin kıyıları birbirinden ilginç daha birçok anıt kayayı barındırıyor. Anadolu'nun iç kısımları derseniz bambaşka karakterler saklıyor.
Ülkemizde Çanakkale'den, Tekirdağ Ganos Dağları Uçmakdere-Gaziköy sahillerinden başlayıp, Gaziantep Araplar Vadisi Mangısa labirenti, Diyarbakır çevresi, Erzurum Narmanlı Kanyonu dek daha birçok yerde, birçok ilginç yeryüzü şekli bulunuyor.
Kimi peri bacaları volkanik kökenli olup aşınma yöntemiyle oluşurken, kimi kireçtaşı ve erime yoluyla meydana gelmiş. Tüm bu oluşumlarda emeği geçen yağışları, bünyesine aldığı kumlarla sert esip, anaforlar meydana getirerek kayaların yumuşak kısımları matkap gibi oyan marifetli rüzgârları, bazı yerlerde azimli dalgaları da unutmamak gerek.

Doğa ile başbaşa kalıp, farklı ortamlarda pastoral zenginlikler yaşamak, görsel lezzetlerle tanışmak için kayalara yapılacak yolculuklar, alternatif turizm arayanlara eşsiz seçenekler, rotalar vadediyor.

En Anlamlı Kayalar
Diğer Fotoğraflar için fotoğraf Galerisine TIKLAYIN