İSTANBUL 32 YIL ÖNCE
15 KASIM 1979'da INDEPENDENTA TANKER YANGINI 'nı yaşamıştı! Fotoğraf, video ve haber Sihirlitur.com Olaylar bölümünde... Tıklayınız...

Bu yat dudak uçuklatıyor
Dünyaca ünlü 167 yıllık Hollandalı Feadship Royal Van Lent tershanesinin ürettiği F 45 Vantage serisine ait Helix Megayatının Türkiye’deki tek satış yetkisine sahip broker’ı olan 777 Yacht Group, Helix ile seyahat ayrıcalığını tadacak müşterilerine ekstra konfor ve lüks vaad ediyor.
Hollanda'da 167 yıldır faaliyet gösteren Feadship tersanesinin ürettiği F45 Vantage serisine ait Helix yatı bu amaçla dizayn edilmiş. Helix, zaman ve finansal yatırım gerektirmeyen, mega yatlarda orta boy segmentin son ürünü olup, üstün Feadship tasarımı, eşsiz bir yatçılık deneyimi yaratmak için mühendislik, teknik ve şıklığın kombinasyonunu sunuyor. Helix'in kendini kanıtlamış dizaynı, Feadship tarafından seçilen "Nautical Style" iç mimarisi ile, koyu renk ahşap kaplamayı nötr tonlarla birleştirerek sıcak ve seçkin bir atmosfer yaratıyor. Tavan içine adapte edilmiş merkezi havalandırma sistemi sayesinde 45 metre bir yat için maksimum iç hacmi sunan Helix, pencereler için de daha fazla alan sağlıyor. Helix 'de ışık dolu yaşam alanlarının merkezi üst güvertedeki salondur. Üst üste kayarak açılan camlar sayesinde bu salon "indoor" ya da "outdoor" olarak kullanılıyor. Ayrıca açık güverte zeminindeki tik kaplama içeride de devam ederek görsel bütünlüğü sağlamaktadır.

En üstte bulunan sun deck'te ise güneşin, jakuzinin ve barbekünün keyfi çıkartılabilir. Helix, ana güvertesinde bulunan 1'i tekne sahibi için özel olarak hazırlanmış (Master Cabin) 5 kamarasında toplam 10 kişiyi ağırlayabilir. Üst güvertede bulunan çok amaçlı oda ise, isteğe göre ekstra kamara, oyun odası veya çocuk odası şeklinde düzenlenebiliyor. Güverteden tavana kadar uzanan pencereler ile Master Cabin'de yaratılan ferahlık hissi, mükemmel tasarlanmış geniş banyo ile tamamlanmış. Hem banyo hem de Master Cabin'in tavanında bulunan 3,2 metrelik açılır cam ile gökyüzü keyfi doyasıya yaşanabilmektedir. Helix aynı zamanda "Charter Class" bir mega yatın tüm gereksinimlerini karşılayacak şekilde inşa edilmiş. Alt güverte, kıç tarafta bulunan, 4 metrelik açılabilir platform hem yüzmek için, hem de parti yapmak için kullanılabilir. Yine burada bulunan saunada rahatlanabiliyor. Karaya çıkmak istediğinizde ise garajda bulunan bot, sizi ve misafirlerinizi en güvenli şekilde istediğiniz yere götürüyor. 10 kişilik mürettebat kamarası, mürettebatın tüm ihtiyaçları düşünülerek alt güverteye yerleştirilmiş. Böylece misafirlerinize ve mürettebata maksimum kişisel kullanım alanı yaratılmış. Mühendislik harikası dizaynı ile bakım tutum gereksinimlerini asgari seviyede tutan Helix'de çalışmak mürettebatınız için bir eğlenceye dönüşmekt. 21-24 Eylül 2011 tarihleri arasında, sektörün en prestijli etkinliği Monaco Yacht Show'a katılan Helix, müşterilerin özel zevklerine uygun bir biçimde hazırlanmış ve okyanus aşırı seyahatleri keyifli tatillere çevirecek bir mega yat.

Helix’in tam boyu 44.70 m (146.10 ft), genişliği 9.20 m (30.20 ft)dir. Su Çekimi 2.70 m (8.10 ft)'dir. Makine dairesinde 2 adet MTU 12V2000 M70 788 kW/1055 BHP ana makinesi var. Maximum Hız 14.5 knot. Menzili Transatlantik. Klas, Llyod’s@100AI, SSC, Yacht, Mono, GG, LMC, UMS, MCA, tersanesi Feadship – Royal Van Lent, malzemesi ise çelik gövde/ Aluminyum üst bina. Helix’in misafir kapasitesi 10/12 misafir (5/6 Kabinde), mürettebat kapasitesi de 10 kişidir (5 kabinde). Bulunduğu yer Hollanda’dır. Satış Fiyat: 33.500.000 Euro

Yapmayın Şunu... Gemiler kamyon değil ki frene basınca, tornistan yapınca oracıkta dursun!
Çapraz hatların en yoğun olduğu bölgede, birbirini geçen gemiler, Üsküdar-Sarayburnu arasında risk oluşturmaya devam ediyor. 25.Haziran.2011 Cumartesi öğleden sonrasında, Kabataş-Adalar ve Kadıköy-Karaköy-Eminönü arası çalışan yolcu motor ve şehir hatları seferleri ile Harem-Sirkeci araba vapurları, Haydarpaşa-Sirkeci vagon feribotları arasında kılavuz refakatıyla geçen tanker ve dökme gemi, tüm olabilirlikleri hiçe sayarcasına yollarına devam ettiler.

Bu Nasıl Geçiş?...
Dünyanın en tehlikeli suyollarından biri olan İstanbul Boğazında "Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü" kuralları bir kez daha ihlal edildi. 05. Haziran 2011 Pazar günü yapılan Kazlıçeşme mitingine gitmek üzere aynı anda hareket eden balıkçı tekneleri, deniz trafiği kesilmeden birbirlerine yakın seyirle grup halinde yola çıktılar!
Beşiktaş-Üsküdar, Kabataş-Üsküdar, Kabataş-Adalar-Kadıköy, Karaköy-Kadıköy, Sirkeci-Harem, Haliç-Üsküdar, Eminönü-Kadıköy gibi yolcu taşımacılığının yoğun olarak yapıldığı iki yaka arasında ki deniz hatlarını direk keserek riske sokup, Sarayburnu'nu yine topluca döndüler. Özellikle Karaköy-Haliç yönünden Boğaz gezisine çıkan turistlerle dolu küçük motorlar, özel yatlar, karşı yönden akın akın gelen balıkçı teknelerinin arasında kalarak zor anlar yaşadılar. Teknelerin pruva pruvaya gelişi, hızı, manevra kabiliyeti göz önüne alındığında bu geçiş aykırı, hatta korsan geçiş oldu.

Denizde Miting
3.Kasım 2011 saat 14. 50 İstanbul’da bir grup balıkçı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının lüferin avlanabilir boyunun 14 santimetreden 20 santimetreye çıkarması kararını protesto etti. Sarıyer Büyükdere Koyu’ndan hareket eden yaklaşık 150 balıkçı teknesinın protestosu nedeniyle İstanbul Boğazı da zaman zaman trafiğe kapandı. Üzerlerinde, "Sektörde kaos", "Lüferime dokunma, 1 milyon balıkçı mağdur", "Yanlış karar Ankara’dan döner", "Araştırma yok, yasak var", "Lüfer yasak, ithal balık serbest", "Ne ekersen onu biçersin", "Başbakan Balıkçına Sahip Çık" yazılı afişlerin asıldığı teknelerle kararı protesto eden balıkçılar, Kumkapı Balıkçı Barınağı önünde eylemlerini sonlandırdı. Balıkçıların, yasak kararını protesto amacıyla bu akşam da balığa çıkmayacakları öğrenildi. Türk bayrakları ile donanmış tekneler düdük çalıp çakarları ile adeta deniz mitingi yaptılar bu arada boğazın deniz trafiği devam ettiği endişeyle izlendi.

2009 yılının son gününde lodosu arkasına alan dev platform LEIV EIRIKSSON İstanbul Boğazı'ndan Karadeniz’e geçip Sinop açıklarında 15 ay çalıştıktan sonra, 12 Mart 2011'de geri dönüş yaptı.
Ocean Rig firmasından kiralanan, Dünyanın en büyük ikinci platformu, LEIV EIRIKSSON, Sinop açıklarında petrol ve doğal gaz arama amacıyla sondaj çalışması yaptı.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve Brezilya firması Petrobras'ın iş birliğiyle Karadeniz'in 5500-6000 metre derinliklerinde ultra-derin deniz sondajları yapmak için Norveç'ten yola çıkan ve Çanakkale Boğazı ile Marmara Denizi’nden geçen dev petrol arama platformu, sıkı güvenlik tedbirleri alındığı boğaz geçişinde, sabah saatlerinde Üsküdar-Kuzguncuk önlerine geldi. Burada bir süre bekleyerek, depolarına aldığı su ile denizden yüksekliği 65 metre olan Boğaziçi köprüsü altından geçebilecek seviyeye ulaştı. Depolarına aldığı su ile ağırlaşan ve suya batan bölümlerde yüzey genişlemesi artan platform, havanın lodos olması ve rüzgârı arkasına alması nedeniyle seyir hızı etkilenmedi. 119,38 m boyunda, 85,80 m eninde olan platformun Karadeniz’e çıkışında Transit geçişlere kapatılan boğazda, iki yaka arası çalışan yolcu motorları ile küçük teknelerin ve şehir hatları gemilerinin normal seferlerine devam ettiği gözlendi. 12 Mart 2011 günü çalışmalarına son vermiş olan Liev Eiriksson Karadeniz'de petrol ve doğal gaz aradıktan sonra Norveç'e dönmek üzere kıyı Emniyetin romörkorleri eşliğinde Boğaz'dan geri dönüş yaptı.

KABATAŞ'A DİKKAT Dünya'nın hiç bir yerinde görülmeyen uygulama Kabataş'ta yaşanıyor!
Toplu taşıma araçları yolcularını, akaryakıt ve LPG satan istasyona boşaltıyor. Yıllardır hizmet veren akaryakıt istasyonu sahiline, son yıllarda feribot seferlerinin iptali sonrasında hizmete giren Kabataş-Üsküdar dolmuş motorları gün boyunca on binlerce yolcuyu indirip bindiriyor, bekleme yapıyor.
İDO'nun Harem-Sirkeci arasında çalışan feribotların geçiş yoğunluğunun az olduğu saatlerde ve geceleri feribotların sadece park yeri olarak kullandığı Kabataş iskele çevresi, demir parmaklıkla çevrili olduğu için yolcular riskli bölümü, yani akaryakıt istasyonu önünü kullanmaya mecbur bırakılıyor. Bir elinde sigara, bir elinde telefon ile motorlardan inip yürüyen yolcular, istasyon çevresinde risk oluşturuyor. Teknelerde tüp olduğu da düşünülürse, olası bir patlamanın çevreye vereceği hasar tehlikeli boyutlara ulaşıyor. Son olarakta sahilde ki eğlence motorlarında düzenlenen nişan, nikah törenlerinde, yanı başında bulunan akaryakıt İstasyonunda ki LPG tankları düşünülmeden havai fişekler atılıyor.
Toplu taşıma araçlarının yanaştığı iskelelerin konumu açısından böyle bir uygulamaya Yenikapı-Bandırma, Beşiktaş-Kadıköy, Eminönü, Sirkeci, Karaköy, Bakırköy, Bostancı, Üsküdar, Yeniköy, Beykoz, Yalova, Armutlu, Adalar, Güzelyalı, Gelibolu-Lapseki, Eceabat-Çanakkale, Kilitbahir-Kepez iskeleri dahil hiç ama, hiç bir yerde rastlanmıyor!!!

HERŞEY ORTADA !
İstanbul Belediye başkanı Kadir Topbaş tarafından merasimle hizmete sokulan yeni feribotlarlarla seyahat ederken araçları içinde oturanlar, adeta bir çekmecede gidiyormuş gibi boğazı, denizi, hatta gökyüzünü bile göremeden yol alıyorlar. Antiestetik feribotların düşüncesizce yapılan merdivenleri ise her çephesi açık dizayn edildiği için özellikle hanımlar, basamakları bir kuleye tırmanır gibi çıkmak zorunda kalıyorlar. Oldukça havadar olan iskelelerde, etekle bu dik basamakları çıkan hanımlar rüzgarın azizliğine uğruyor, kaçamak bakışların odağı olmaktan kurtulamıyorlar!

KABATAŞ İSKELESİ EN YOĞUN 4. İSKELE OLDU
İstanbul’da en yoğun trafiğin yaşandığı iskelelere Kabataş Vapur İskelesi de eklendi. Yenikapı, Bostancı, Haydarpaşa, Beşiktaş iskelelerini geride bırakıp, başta Kadıköy-Karaköy-Eminönü-Sirkeci olmak üzere, İstanbulluların bir yakadan diğer bir yakaya taşınırken ayak bastığı en kalabalık iskeleler sıralamasına katılan Kabataş İskelesi, Taksim tünel bağlantısı ile tramvay başlangıç durağının devreye girmesi nedeniyle, taşınan yolcu sayısına paralel olarak önemini de her geçen gün artırıyor.
Şehir hatları vapurları, deniz otobüsleri, Üsküdar-Kabataş motor seferleri deniz trafiğinde hareketliliğe sahne olurken, boğaza ve adalara gezi düzenleyen gezi tekneleri de hareket noktası olarak Kabataş Dolmabahçe sahilini kullanıyorlar. Beşiktaş İnönü Stadının İskeleye yakınlığı nedeniyle maç günlerinde yoğunluğun daha da arttığı gözleniyor. Kabataş İskelesi paralelinde bulunan ve Galata Rıhtımına yanaşmak üzere yakın geçiş yapan turist gemilerine ilave olarak, boğazdan transit giriş çıkış yapan tanker ve şileplerin de trafiğe katkısı göz önüne alınırsa, iskele konumu itibariyle İstanbul'un en önemli noktasında yer alıyor. Avrupa Kıtasının Asya Kıtasına bakan sahilinde bulunan Kabataş İskelesi, çevresinde yaşanan yoğun deniz trafiğinde doğabilecek olası olumsuzluklara karşı, anında müdahale edecek römorkör, deniz itfaiyesi bulundurma ihtiyacını hissettiriyor.

İSTANBUL GALATA LİMANI DEV GEMİLERİ AĞIRLIYOR...
2008'de İstanbul Limanı'nı ziyaret eden turist gemilerinden Emerald Princess (en üsste), Norwegian Jade, Costa Serena, Rotterdam, Sky Wonder, Aurora, Celebirty Galaxy, Gueen Victoria transatlantiklerden sadece bir kaçıydı.
Ankara ve Bursa’dan sonra İstanbul’u ziyaret eden İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, konaklayıp davet verdiği İngiltere ye ait “HMS Illustrious” uçak gemisinin de aynı rıhtıma yanaşmasıyla limanda yer bulamayan turist gemileri boğazda demirleyip, rıhtımın boşalması için sıra bekledi, yolcular motorlarla karaya çıkarıldı, deniz trafiğinde bazı değişiklikler yaşandı, güvenlik tedbirleri artırıldı.
Özellikle uçak gemisinin 18 Mayıs Pazar sabahı saat 10.00 sularında limandan ayrılışı görülmeye değerdi.
Halen sürmekte olan Marmaray tüp geçit çalışmaları nedeniyle boğaz girişinde şamandıralarla ayrılan bölümlere dikkat edilerek, Sahil Güvenlik botu gözetiminde ve üç adet güçlü römorkörün refakatinde Salıpazarı mevkiinde, yanaştığı rıhtımdan geri geri çekilerek açığa taşınan savaş gemisi, bu sırada Fındıklı sahilinde olta balıkçılığı yapan kayıkların arasında kaldı! Keskin düdüklerle yol açılan gemiye Kabataş vapur iskelesi önüne geldiği anda Pazar günü tatil yolcusuyla tıklım tıklım dolan Fenerbahçe vapuru aynı anda adalar seferi için çıkış yaptı.
Bir tür yüzer cephane olan dev uçak gemisi Kabataş önlerinde ki dar alanda römorkör yardımıyla oryantal manevrasını tamamlarken sıradan basit bir gemi gibi, Topkapı Sarayı, Ayasofya, Sultanahmet Camisinin bulunduğu tarihi yarımadayı sağında bırakıp, boğaz sularından ayrılarak Marmara’ya açıldı! Geriye uçaklardan ve silahlardan arındırıldığı belirtilen dev savaş gemisinin yine de açıkta demirlemek yerine, İstanbul’un kalbi sayılan Karaköy Galata Rıhtımı’na, turist gemilerinin yanı başına yanaştırılmış olması, nasıl bir rizikonun göze alınmış olabileceği hatırlattı.

Geçtiğimiz aylarda Sirkeci-Harem arasında hizmete giren Suhulet ve Sahilbent isimli yeni feribotların manevra ve hız kabiliyetine güvenerek 8 dakikada geçiş yaptığı boğazın en akıntılı bölümünde zaman zaman transit geçiş yapan gemilerin üzerine doğru endişe verici sürüklenmeleri gözleniyor! Fırtınalı havalarda rüzgar ve dalgaların etkisiyle geniş yüzeyli rüzgara muhatap yeni tip feribotların sefer riski artacağa benziyor! (05-EYLÜL-2008)

İstanbul Boğazı'nda yapılan havai fişek gösterisi kutlamaları ilgiyle izlendi.
İstanbul Belediyesi tarafından düzenlenen ses, ışık, havai fişek gösterisi, ilginç ve etkileyiciydi. İstanbul Boğaziçi Köprüsü ile Kızkulesi arasında kalan bölümde belirli aralıklarla konumlanmış platformlardan atılan havai fişekler, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı gecesini gündüze çevirdi. Ses ve ışık gösterisi ile Boğaziçi Köprüsünden başlayıp, 16 noktadan yapılan havai fişeklerle devam eden şölende, İstanbul semalarında kesişen güçlü lazer ışık huzmeleri, geceye ayrı bir renk kattı. Gösteride römorkörlerle çekilerek getirilen sallar üzerinde ateşleme sırasıyla dizilerek düzenek haline getirilmiş havai fişeklerin patlatılması, 19.45 başlayıp 15 dakika sürdü. Havai fişekler ayrı platformlardan aynı tür, aynı, renk, aynı modelde olanların, aynı anda havaya fırlatılması sonucu, gökyüzünde renk cümbüşü yarattı. 2007, 2008, 2009'da olduğu gibi İstanbullular gösteriyi manzaralı
seyir noktalarından, denizden hayranlıkla izleyip kameralarına çektiler. Patlayan havai fişek sesleri, Üsküdar-Harem-Salacak, Ortaköy-Kabataş-Cihangir çanağında yankılandı. Cumhuriyetin 87.yılı kutlamaları çerçevesinde Boğaz Köprüsü Kızkulesi arasında yapılan havai fişek gösterisinde 250 metre yüksekliğe çıkan havai fişeklerin yanı sıra Boğaziçi Köprüsünden 42 ateşleme sistemi ile 800 metre ateş şelalesi oluşturuldu. Havanın serin rüzgârlı olması fişeklerden yayılan dumanlar çabuk dağılmasına, gökyüzünün bulutlu olması ise yayılan ışıkların yansımasına ve daha aydınlık görüşe imkân verdi. 15 dakikalık gösterinin finalinde patladığı anda yıldız biçimi alan fişekler gökyüzüne estetik katarken finaldeki renk cümbüşü heyecan ve coşkuyu daha da artırdı.
2011 yılı Ekim ayında kaybedilen şehitlerimiz ve vuku bulan Van depremi nedeniyle 29. Ekim törenleri bu üzüntüler nedeniyle gerçekleştirilemedi, Meydanlar halkın kendi kutlamalarıyla doldu. Klip 2010 yılı kutlamaları kapsıyor.

Klibin Süresi: Altı Dakikadır



SUHULET
Boğaz köprü trafiğini, Sirkeci Harem arası seferleriyle hafifletmek amacıyla hazırlanan yeni Suhulet, yıllar sonraTürk Denizcilik Tarihinin efsane araba vapuru eski Suhulet’in yanaştığı Kabataş iskelesinde...
Yeni Suhulet 1 saatte 1000 araç, 7 bin 200 yolcu kapasitesine sahip. 73 metre uzunluğundaki gemi bir seferde 80 araç ve 600 yolcu taşıyor. Yeni "Suhulet", ilk Suhulet'ten tam 136 yıl sonra yine Türk mühendislerin eliyle İstanbul'a kazandırıldı. Türk tersanelerinde inşa edilen 2 Ağustos 2007 günü törenle suya indirilen Suhulet 12,5 deniz mili hız yapabiliyor. Dünyanın en güvenli manevra sistemlerinden birine sahip olan İstanbul'un yeni araba vapuru, ekseninde 360 derece dönebilme özelliğinin yanı sıra, birbirini yedekleyebilen 4 makine düzeneğiyle sistem güvenliğini kesintisiz sağlıyor. Suhulet'in bir başka özelliği de Siemens firmasınca projelendirilen, Türkiye'nin ilk Elektrik Tahrik Sistemli gemisi olması. Tahrik sisteminin yanı sıra, Hız Kontrol Sistemleri'ndeki donanımlar ise gemiye daha az titreşim ve gürültü, enerji tasarrufu, yüksek manevra kabiliyeti sunuyor. Sirkeci-Harem arasındaki seyir süresini 8 dakikaya indiren Suhulet, yüksek pencere boyutları, açık ve kapalı mekânlarıyla yolculara panoramik seyir sağlıyor.
Seferi hızlı tamamlayan bu tip gemilerin Eskihisar-Topçular, Çanakkale-Eceabat, Gelibolu-Lapseki arasında da hizmet vermesi bekleniyor.


Tuzla tersanelerinde inşa edilen Yeni Suhulet, İngiltere’de yapılan ve Dünya Denizcilik Tarihinin ilk arabalı vapuru olan, 1871 de boğazda seferlere başlayıp, 1856 yılında seferlerden alınan ilk Suhulet’ten 49 yıl sonra aynı isimle, aynı sulara yeni omurgasında Aralık 2007 de kavuşmuş oldu. Ne varki yeni tip araba vapurları Sahilbent, Suhulet, Sultanahmet, Sadabat eski vapurlar kadar estetik olmayıp daha ziyade kapakları kapalı haliyle kutu veya suda yüzen tabut görünümündeler.

ŞAKA GİBİ "U" DÖNÜŞ
9 Haziran 07 saatlerin 11.25'i gösterdiği rüzgârlı bir sabah. Pulman Tur yazılı turist gemisi, Galata Rıhtımına yanaşmak üzere Marmara'dan giriş yaparak Üsküdar önlerine geliyor. Boğazı enine kesercesine uskuru durdurup burnunu Avrupa kıyısına çevirerek kendini Karadeniz'den gelen üst akıntının itme gücüne bırakıyor. Bu dönüş anında boğaz trafiğinin başka gemilerce yakın geçişi devam ediyor! Saat 11.30 gemi akıntı ve rüzgâr etkisiyle Kızkulesi önlerine dek sürükleniyor. İki kıtayı deniz altından birleştirmek amacıyla yapımı deniz üstü araçlarıyla devam eden Marmaray hattı çalışma sahası, uyarı şamandıralarına tehlike sınırına dek iyice yaklaşıyor. Devreye giren römorkör gözetiminde tekrar uskurları dönmeye başlayan turist gemisi, Fındıklı-Galata yönüne dik geliyor. Hiçbir geminin dönüş yapmadığı, deniz trafiğini dikine kesmediği bu alanda dönüşü tamamlayıp rıhtıma yanaşıyor!

İstanbul'un Levent ve Maslak yönüne doğru süratla gelişmesi, kente boyu uzayan şehir görünümü kazandırırken yeni gökdelenlerin yapılmadan önce kent planlamacılarının gelecek için yeşil alan, ulaşım ve acil durum ihtiyaçlarına karşı şimdiden önlem almaya zorluyor.

Marmara’dan Boğaza giriş
Öte yandan Marmaray çalışması nedeniyle Kızkulesi açıklarında yüzeyde bulunan platformlar çevresinde ki şamandıralarla belirlenen bölgenin dışından geçen dev gemiler, bu noktada önce Dolmabahçe Sarayına dümen kırıyor daha sonra Kabataş açıklarında ani kavis çizerek rotalarını Boğaz geçiş hatlarına çeviriyorlar. Olası dümen kilitlenmesi veya vuku bulacak bir başka probleme karşı anında müdahale için Kabataş iskelesinde römorkör bulundurulması gerekiyor.

Boğazın altından tüp geçiş projesi çalışmaları hızla devam ediyor.
İstanbul'un Arap saçına dönen ulaşım sorununa çare bulmak amacıyla başlatılan bir dizi çalışmanın biri olan tüp geçit projesi için tüp geçit kazı çalışmalarına devam ediliyor. 2011 yılında hizmete girmesi amaçlanan tüp geçidin toplam uzunluğu 13.558 metre olup, 4 dakikada geçilmesi planlanıyor. Su yüzeyinden 60 metre derinlikte batırma tünel sistemi ile inşa edilen tünelin her biri 135 ila 90 metre uzunlukta, 15.60 metre genişlikteki tüpleri Tuzla'da yapılırken, tüplerin tamamı 2008 de deniz dibine yerleştirilecek. Toplam 11 tüpün deniz tabanına döşeneceği projede 135 metre uzunlukta ki onuncu tüp, Ağustos ayı sonunda ayı 50.75 metre derinliğe indirildi. Üsküdar-Sarayburnu geçiş hattı zemin çalışmalarına, kepçeli yüzer vinçler yardımıyla Sarayburnu açıklarında aralıksız devam ediliyor.
Tüpler denizin dibini boyladı!
Proje kapsamında son kalan tüpün de batırılmasıyla 11 tüp tünelin yerleştirilmesi işlemi tamamlanmış oldu.
Tarihi eserlerin bulunmasıyla bir süre aksayan proje 2011 de sona erecek.
Tünel hizmete girince Bostancı-Bakırköy arası 37 dakika, Üsküdar-Sirkeci arası 4 dakika, Sögütlüçeşme-Yenikapı arası 12 dakika, Gebze Halkalı arasını ise 105 dakikaya inecek. Her gün 600 yeni aracın trafiğe katıldığı, kilometrelerce araç kuyruklarının görüldüğü ve tüp geçişin giriş, çıkış semtlerinin bugünkü trafiği göz önüne alındığında, 13.558 metrelik sistemle bölgede meydana gelecek yeni trafik akışı sonucu ortaya çıkacak tablo, merakla bekleniyor!
Öte yandan Marmaray çalışmaları nedeniyle balçık kaplanan zemin, bulanık su balık göçlerini olumsuz yönde etkiledi.
Karadeniz'e çıkmakta zorluk çeken balıklar azalınca, balıkçılar 2007'de olduğu gibi, 2008'de de umduklarını bulamıyorlar.

2010 da Avrupa'nın Kültür Başkenti olan İstanbul, bu yıl da lalelerle buluştu !
Nisan ayında kötü geçen hava şartları rüzgar ve aşırı sağanak yağış İstanbulluların lale zevkini yaşamasına imkan vermedi.
Üç milyondan fazla lale, yüz bini aşkın gül, beş milyon çeşitli türde çiçek ekilen İstanbul'da değişmeyen siluet iç karartıp, kara kara düşündürüyor. Yetkililer kenti "Kültür Şehri" ilan edip daha fazla turist çekmeyi hayal ediyorlar. Haliç sahillerine, Galata Köprüsü çevresine biriken çöpler, milyonlarca insanın önünden geçtiği Galata Kulesi, Süleymaniye, Yeni Cami siluetli Eminönü'nde, kültürün bahçede, toprakta değil, kafada başladığını gözler önüne seriyor. Arnavutköy sahilinde uzanan kazıklı yolun altı ise, çöplerin birikim yeri oluyor.

İSTANBUL'U SEYREDİYORUM GÖZLERİM KAPALI...
Tarihi kent İstanbul, diğer şehirlerden farklı mimari dokusu ile dikkat çekerken, kentin silueti içerisinde camiler, Bizans eseri kuleler panoramik güzelliği tamamlıyor. Dünya mirası camiler kentinde turizm acenteleri, bu doyumsuz güzellikteki manzarayı seyrettirmek için turist gruplarını Salacak'tan, şarkılara konu olmuş Üsküdar'dan Avrupa yakasına bakış, "Günbatımında İstanbul" gibi aktiviteleri tur programları içine alarak geziler düzenliyorlar. Bunlar arasında Kız Kulesi'ne gidenler kadar, Üsküdar-Harem arası gezenlere semt sakinleri de katılıyor. Teraslar halinde hazırlanan üzeri ahşap kaplı istirahat ve seyir masalarında yorgunluk atıp, Topkapı, Sultanahmet, Ayasofya Siluetini Kız Kulesi kadrajıyla Boğaz köprüsü yönünde Dolmabahçe ve Çırağan Saraylarını seyrediyorlar. Geziseverler bir kıtanın bitiş sahilinden diğer kıtanın seyredildiği bu istisna kıyılarda gemi geçişini düzenlemek amacıyla göze çöp gibi batan bir kule inşa edilerek, kent mimarisini göz ardı edilmesini hayretler içinde karşılıyorlar. Boğazın iki yanında inşa edilen diğer kulelerde Kanlıca örneğinde görüldüğü gibi yolu iç kısmı yerine Üsküdar'da tam kıyıya yapılması ve Mimar Sinan'ın eşsiz güzellikteki Yalı Camii,
Üsküdar Şemsi Paşa Camii'nin ensesine dikilmesi yadırganıyor. İstanbullular, kulenin daha içeriye dikileceği imkanı varken veya yüksek bir binanın teras katı aynı işlevi görebilecekken, çivi çakmanın yasak olduğu boğaz sahillerine teknolojinin bu denli ilerlediği günümüzde böylesi hantal bir kulenin burada yapımına kimin, nasıl izin verdiğini merak ediyorlar.

Boğazlardan bir dev daha geçti...
Rusya ile Türkiye arasında "Mavi Akım" projesi için Karadeniz'in 2.150 metre derinliğine doğal gaz boru hattı döşeyen dünyanın en büyük inşaat gemisi "Saipem 7000" beş römorkör eşliğinde boğazlardan geçerek Hollanda'nın Rotterdam Limanı'na gitmek üzere Ege'ye açıldı. Dev bir platform olan Saipem 7000 inşaat gemisi 135 m yüksekliği 198 m uzunluğu ve 67 m genişliği bulunuyor. Gemi geçişi haberi için tıklayınız

İstanbul'un Yenikapı açıkları Boğaz'dan geçiş izni için sıra bekleyen veya kazaya karışmış, güvenlik sorunu olan, arızalı olup giderilmesini bekleyen, yük boşaltmak, yük almak için iskele bekleyen, mürettebat değişimi, ikmal için bekleyen gemilerin ücretli gemi demir sahası olarak kullanılıyor. Geniş alana yayılan gemiler burada demirleyip hareket saatini bekliyorlar. Ne var ki İstanbul'un sık sık yaşadığı sert lodoslarda bazıları demir tarayıp yer değiştirirken, bazıları kontrolden çıkıp sahile yaklaşıyor. Bunlar arasında karaya oturanlar veya kıyıya yaslanıp öylece kalanlara da yıllardır rastlanıyor. Bunlara bir örnek de Yenikapı Sahili Beoucoleon Sarayı önünde bulunuyordu. Ürkütücü görüntüsüyle, yan yatarak kıyıya yaslanmış "Selin-5" adlı gemi, deniz trafiğini düzenlemek amacıyla dikilmiş olan istasyon kulesi önünde yatarak manidar ve rizikolu bir görünüm sergilerken, uzun bir bekleyiş sonrası gemi sökümcüleri tarafından kesilerek parçalandı.


Boğazlardan geçen tanker sayısında ki artış dikkat çekiyor!
Büyük risk taşıyan ve Dünyanın en tehlikeli su yollarından biri kabul edilen İstanbul Boğazından geçen gemi sayısı
1997 yılında 4303, 2000 yılında 6.093, 2003 yılı sonunda 46.939 a ulaşırken, bu gemilerden 2.923'ünün 200 metreden büyük olduğu ve 8.097 geminin tehlikeli yük taşıdığı belirtiliyor. 1948 yılından bugüne dek boğazlarda 403 kaza meydana geldiği, 15 Kasım 1979 da İstanbul'un yaşadığı en büyük gemi kazasının Rumen bandıralı İndependenta tanker yangını olduğu biliniyor. Yetkililer konuya çözüm bulmak amacıyla çeşitli alternatifler üretiyorlar. Bunlardan bir yenisi de Karadeniz'in Kıyıköy sahilinden, Saros Körfezi İbrikbaba kıyısına döşenecek boru hattı ile Karadeniz petrollerinin açık denizlere ulaşımı sağlamak, dolaysıyla boğaz trafik yoğunluğunu azaltmak olarak gösteriliyor.
 
 

   
Boğazdan sürü geçişi
Dünyanın en rizikolu su yollarından biri sayılan İstanbul Boğazı gemilerin yarattığı çeşitli tehlikelere sahne oluyor.
Bazı gemi kazaları maddi manevi zararlarla sonuçlanırken bazıları gözlerden kaçıp basına bile yansımadan yaşanıyor.
Boğaza Karadeniz'den giriş yapıp, Beşiktaş açıklarına gelen üç yüklü gemi akıntının ilave hızıyla Üsküdar önlerine birbirlerini geçmek için yoğun çaba sarfettiler.Bu amansız yarış Boğaz Deniz Trafiği kulesi önüne dek devam etti.
Kadıköy-Karaköy arasında akşam saatlerinde daha da yoğunlaşan şehir hatları vapur ve motor seferleri, boğaza Marmara'dan giriş yapan dev tankeri karşılarında gören gemilere güç anlar yaşattı. Birbirlerine yakın seyderen gemilerden (Sands-1) solunda geçemediği Yılmaz Kaptan gemisinin dümen suyuna hızını keserek girmesiyle bir tehlike daha büyümeden önlemiş oldu.


Ziyaretçi Sayısı


Yazı ve Fotoğraflar: Haluk Özözlü
Deniz Haberleri
Özel Haberler

Beyoğlu Muhabiri

Kent Haberleri

Alışveriş

Nereden Nereye

Müzik Kulübü
Posta Arabası
Kültür & Sanat
Magazin & Konser
Nokta Gezi

Mizah & Oyun