Beyoğlu Muhabiri: Çalışma sahaları Beyoğlu olup, gün boyu Pera Palas, Park Hotel ve Hilton gibi hotellerde beklerler, özellikle lisan bilen kişilerden seçilen bu muhabirler, ülkemize gelen yabancı sanatçılar ve devlet adamlarıyla röportajlar ve Beyoğlu haberleri yaparlardı...


GALATA KULESİ

Beyoğlu'nun yeni gözde mekanlarından biri olan Galata Kulesi ve çevresi haftasonları gençlerin uğrak merkezlerinden.
Haliç, boğaz, tarihi yarımadaya hakim manzarayı seyredip, kameralarına çekmek isteyen turistlerin, yukarı çıkmak için asansör sırası bekledikleri Galata kulesi, çevresinde yer alan restoran, kafe, bar, butik ve çeşitli hediyelik eşya dükkanları ile ziyaretçilere ayrı bir atmosfer yaşatıyor. Ziyaretçilerin kimi barlarda, kafelerde sohbet ediyor, kimi dilim ananas yiyerek kuledibinin havasını yaşıyorlar, kimi kahvede çaylarını yudumluyor.


Gitar Cambazı - Cambaz Gitarist
Beyoğlu her geçen gün bir başka etkinliğe sahne oluyor. Taksim’den Tünel’e doğru yaptığınız kısa bir yürüyüşte kemanıyla, akordeonu, gitarıyla ya sokak müzisyenlerine ya bir gösteri grubunun, ya da bir sihirbazın eğlencesine tanık oluyorsunuz. Kısacası renkli ve bir o kadar da ünlü caddenin neresinde ne ile karşılaşacağınız hiç belli olmuyor. Bu gösteri veya sokak müzisyenlerinden birisi de Amerikalı ünlü müzisyen Phil Volta onu diğer müzisyenlerden farklı kılan tarafı ise gitarını tek tekerlekli bir bisikletin selesi üzerinde çalıp söylemesi ve aynı anda sürekli dengede olması. Bir noktada durabilmek için devamlı hareket halinde olan müzisyen aynı zamanda dans etmeden Show halinde görünmesi. Klasik gitar ve folk rock tarzı parçalardan örnekler veren The Bandoso grubunun vokalist gitaristi usta müzisyen İstiklal Caddesi Narmanlı Han karşısında yaptığı gösteri sırasında kendisini gelip geçenlerin ilgiyle izlemeleri, fotoğraf çekmelerinden, gitar kutusuna bırakılan beğeni karşılıklarından memnun olup, teşekkür ediyor. Hatta beğeninizi belirgin hale getirirseniz, parça sonunda size bir de albüm CD sini takdim edip sadece sokak müzisyeni olmadığı ispatlıyor. Phil Taylor, Tim Beutler, Andrew Fedders, Nick coventry den oluşan The Bandoso’nun internette birçok müzik klibi bulunuyor.

Şarabın yeni merkezi ROUGE, Taksim’de
Türkiye’nin ilk içki kültürü dergisi Gusto’nun yayın yönetmeni Mehmet Yalçın önderliğinde kurulan ROUGE şarabın yeni mekânı oldu. 2010 Nisan ayı başında açılan ve şarap severlerin beklediği mekân ROUGE İstanbul’un kent merkezi Taksim’de konuk ağırlıyor.
Adını şarabın kırmızılığından alan Rauge, sloganı ile kendini sadece bar-kafe-şarap evi–restoran-mahzen-şarap butiği gibi fonksiyonlarla sınırlamadan, çok amaçlı şarap merkezi olarak hizmet veriyor. ROUGE’de Bordeaux’dan Yeni Zelanda’ya, Kapadokya’dan Elazığ’a Dünyanın ve Türkiye’nin 150 seçme şarabı şişeyle, 45 çeşidi de kadehle sunuluyor. Uygun kadehlerde ve ısı değerlerinde servis edilen şaraplara, Türkiye’nin en zengin peynir ve şarküteri grubu eşlik ediyor. Mönüden seçmeler arasında günün çorbası, peynirli patlıcan ruloları, levrek ceviche, susamlı çıtır tavuk salatası, tütsülenmiş somonlu zencefilli yeşil mercimek salatası, kokotta midye, 7 baharatlı piliç dilimleri, kuzu pirzola kalemleri, tane biberli bonfile, ızgara somon steak ve çeşitli destekleyiciler yer alıyor.
Çarşamba, Cuma, Cumartesi akşamları Kübalı gitarist ve Türk saksafonist beraberliğinde canlı sunulan Latin Caz müziğinin sevilen örneklerini dinleme imkânı bulunuyor.
ROUGE Tel: 0(212) 237 01 90 - Taksim Lamartin Caddesi no: 11/2

BEYOĞLU GÜNLÜĞÜ
       
  Beyoğlu'nda nostalji yaşatan tramvaylar, ulaşıma da önemli ölçüde fayda sağlarken caddenin renkli simgesi olmaya devam ediyorlar.   Birbiri ardına açılan cafe, rock-bar, lokaller, fast-food ve pastaneler Beyoğlu'nun keyifli uğrak yerlerinden, gençlerin gözde mekanlarından sayılıyor.
  Beyoğlu'na has özelliklerden biri de kırk yıldır görmediğiniz arkadaşınıza rastlamanızdır. Fakat, Beyoğlu müdavimlerinden ilginç tipleri görmeniz her an imkan dahilindedir.  
             
       
  İstiklal caddesinin eskilerinden olan İnci Pastanesi, profiterol severlerin uğrak noktalarından biri olarak şöhretini sürdürüyor...   Ağız mızıkası ve akustik gitardan oluşan ikili
Tünel yakınlarında çalıp söyledikleri müzikle Avrupa'nın büyük kentlerini aratmayacak nitelikte sokak çalgıcılarından örnekler veriyorlar...
  Beyoğlu'nun gözde Rock Bar'larından Mojo'yu dolduran gençler Batu'nun hünerli parmaklarından çıkan notalarla rock klasikleri "Born To Be Wild", "Jumping Jack Flash" gibi melodilerle coşuyorlar.  
             
       
  1950'lerden sonra yeniden Taksim-Beyoğlu hattında hizmete giren tramvayın arkasına çocukların takılma alışkanlığı devam ederken, mani olacak çare de hala bulunamıyor...   Aznavur Pasajı; enstruman tamircisi, hediyelik eşya dükkanları, cafeler, çiniciler, butikler, Mum mağazası, dericiler, poster, plak ve gençlerin ilgi duyduğu takıları satan mağazalrıyla ilgi görüyor.   Beyoğlu Mimarisi içinde eski binaların dökme balkon demirleri, kapı tokmakları, cephelerde yer alan kabartma motifler, heykeller ve cumbalar seyre değer güzellikler sergiliyor.  
             
       
  Tünel ve Yüksek Kaldırım, gençlerin hayallerini süsleyen çıldırtan müzik enstrümanları satan mağazaların bulunduğu yer olarak geziliyor.

 
  Atatürk anıtı çevresi Taksim Beyoğlu'nun en hareketli noktasını oluştururken, günün her saatinde yaşattığı farklı atmosferle buluşma noktası sayılıyor.
 
  Beyoğlu pasajlarında biri olup Galatasaray'da bulunan Hocopulo Pasajı içindeki dükkanlarda Çini hediyelikler, renk renk mumlar, tütsüler ve çeşitli kıyafetler satılıyor. 7
 
       
  Son yıllarda ilan, tabela ve anti estetik görüntülerle arındırılan Beyoğlu'nda daha temiz bir görünüm sergilenmesine çalışılıyor...   Beyoğlu'na cephesi olan binalar yeniden boyanırken bazıları müze, bazıları da kültür ve sanat merkezi olarak işterlik kazanması sağlanıyor.   Tek omzu ve göbeği açıkta bırakan cömert dekolteli T-shirt'ler düşük belli pantolonlar yerlerini yeni moda giysilerine bırakırken,
Beyoğlu butikleri ile moda merkezi sayılıyor
 
          .  
       
  Tepebaşı'nın Beyoğlu'na açılan sokaklarındaki antikacıların eşyaları arasında yıllar öncesine bir yolculuk yapabilirsiniz.   Galatasaray Balık Pazarı, Dalyan Balıkçısı
Türkiye'nin en ünlü 10 balıkçısının birincisi olan Dalyan Balıkçısı günlük ve zengin balık çesitleriyle rağbet görüyor.
  Beyoğlu'nun ilgi gören alışveriş merkezlerinden Koska Helvacısı, zengin helva çeşitleri, şekerlemeleri, susamlı helvaları ağız sulandırıyor.  

Sorry, no java browser

Beyoğlu'nda kış: Eğlenmek, alışveriş yapmak, gezmek, kısacası para harcamak için çıkılan bir caddedir Beyoğlu... Bu nedenle Eminönü ya da bir başka semtten çok fazla özellikler taşır. Hele kar yağınca nostaljik bir atmosfere bürünen cadde yılbaşı günlerini anımsatır.
Rengiyle, dekoruyla, kokusuyla, coşkusuyla bir başkadır Beyoğlu...



TÜNEL GEÇİDİ

Beyoğlu'nun rağbet gören ve Galatasaray'da balık pazarı çevresinde Nevizade de yer alan tüm mekanların, en ciddi rakibi Tünel Geçit kafeleri Asmalımescit sokaklarına kadar dolup taşıyor. Beyoğlu paralelinde ve ünlü caddeye dik inen sokaklarda, giriş katları ve bir çok apartmanın üst katlarında bulunan barlar, restoran ve kafeler büyük ilgi görüyor.


BEYOĞLU'NDA FARKLI BİR MEKAN
Büyütmek için TIKLAYIN
Fransız Sokağı
Beyoğlu Galatasaray Lisesi arkasında yer alan ve eski yapıların uzun süren restore çalışmaları sonucu kazanılan kültür, ticaret, eylence projesi, 2004 yılı Temmuz ayı başında etkinliklerle kullanıma açıldı.
Farklı bir atmosfer yaşanılan Fransız sokağında çeşitli restorantlar, kafeler, barlar, butikler, şarap evi, konaklama mekanı, sanat ve kültür merkezleri, hediyelik eşya, kitap, ikinci el eşya satış dükkanları gibi işletmeler hizmet veriyorlar. Beyoğluna çıkanların uğrak noktalarından biri olmaya aday Fransız Sokağı, renkli ve tertemiz boyalı evleri, bol çiçekli pencereleri, sokağa hareket kazandıran merdivenleri ile göze çarpan estetik mimari dikkat çekiyor.

"KOŞ HANIM YETİŞEN ALIYOR"
Diye bağıran yok, satışlar sessiz yapılıyor. Terkos Pasajı yaz mevsiminde daha çok rağbet görüyor. İstanbul'un en ünlü caddesi üzerinde Galatasaray-Tünel mevkii arasında bulunan Terkos Pasajında, 3,5 ila 5 TL den başlayan fiyatlarla tezgâhlara yığılan buluz, ti-şort, askılıların cazip renkleri, ekonomik fiyatları hanımları bir den fazla parça almalarına neden oluyor. Özellikle çamaşır yıkamak yerine giy giy at düşüncesiyle hareket eden hanımlar, birbirinden farklı modeller arasında seçim yapmakta zorlanıyor. Pasajın iç dükkânlarında 10–15 TL’ye daha kaliteli çeşitlerin de bulunabildiği ünlü sokakta hafta sonu, bilhassa Pazar günleri büyük yoğunluk yaşanıyor.

Merhaba Markiz
Beyoğlu'nun simgelerinden biri olan leziz pastaları ve duvar panoları ile kendinden söz ettiren Markiz Pastanesi, 2004 yılı başında uzun bir ayrılıktan sonra İstanbullularla kucaklaştı. Ünlü pastane 2007 yılında tekrar kapanıp bu defa Beyoğlu'nda sayıları hızla artan kafelerden biri olarak yeniden açıldı.
Bir zamanların ünlü pastanesinde şimdilerde yemek yenip, kahve içiliyor.

Çiçek Pasajı Yenilendi.
Beyoğlu'nun simgelerinden biri olan Çiçek Pasajı yenilenip, dekore edilmiş yeni haliyle müdavimlerine hizmet vermeye devam ediyor. 1876 yılında inşa edilip çeşitli nedenlerle değişimlere uğrayan, yangınlar geçiren ünlü pasaj "Cite de Pera" Çiçek Pasajı Güzelleştirme ve Yaşatma derneği önderliğinde ve Mey İçki'nin desteği ile yepyeni bir kimliğe büründü. İçi dışı boyanıp çevresindeki tezgâhların kaldırılmasıyla ortaya çıkan tarihi yapı, çeşitli fotoğraflar, tenteler, balkonluklar, sarkan çiçeklerle bezeli asılı çiçeklikler, aydınlatma gereçleri ile dekore edildi. Mekânda kullanılan aydınlık boya rengi ve temizlik dikkat çekiyor. İstiklal Caddesi ve pasaj çevresinde yer alan sokaklarda 2005 yılı başından bu yana sürdürülen zemin döşeme çalışmasının sona ermesi ile çamurdan kurtulup pasaja rahatça gelen akşamcılar, Çiçek Pasajına olduğu kadar, yan sokaklarda yeni açılan meyhane, restoran, bar ve bunların teras katlarında ki açık alanlara da rağbet ediyorlar.

TEPEBAŞI'NDAN HALİÇ'E BAKIŞ
Beyoğlu Tepebaşı'na TRT binası yanında bulunan cafede oturanlar Kasımpaşa ve Haliç'in mükemmel manzarasını izleme imkanı buluyorlar. Cafe, eğlence ve kültür mekanlarına yakınlığı nedeniyle tercih ediliyor.


Arap Camii Daraldı!
2010 Kültür başkenti İstanbul’un en eski camisi olarak bilinen Arap Camii Karaköy Perşembe pazarında yer alıyor. 0715 inşa tarihi ile İstanbul’un ilk camisi olma özelliğine sahip camii, günümüzde çevresini saran iş hanları ve hırdavatçıların arasında kaldığı için görünmezlik özelliğini koruyor. Deniz tarafından bakıldığında sadece sokak aralığında yükselen ve şimdi minare olarak kullanılan eski çan kulesi haricinde caminin bütününü görmek için ya iş hanlarının 7. Katı terasına, çatılara, ya da camiyi bulup avlusuna girmek gerekiyor. İstanbul 2010 kültür başkenti olarak anılmaya başladığı bir dönemde, İstanbul’un bu en eski camisinin bugünkü konumu bugünkü mimari sıkışıklık içinde ki hali başta Anakent Belediye ve Beyoğlu Belediye başkanı adına üzüntü ve mahcubiyet yaratan bir durum olarak görülüyor. Dikdörtgen tavan, ahşap süslemelerle dikkat çeken, 27 ahşap sütün üzerinde ki tarihi Arap Camii, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethinden yedi asır önce Cenevizliler tarafından yıkılıp, aynı yere S.Paul adıyla bir kilise yapıldıysa da Fatih fetih sonrası yeniden camiye çevirerek, çan kulesini minare haline getirmiş.

Cevizsever Biberci - Abdurahman Kömür, Konyalı, yıllar önce memleketini terk edip, İstanbul’a Küçükpazar’a gelip yerleşmiş. İşi kurutulmuş acı biber satmak. Omzunun önüne arkasına heybe gibi astığı koyu kırmızı acı biberleri kapı kapı dolaşıp restoranlara, istekte bulunanlara satıyor. Bu satış için kilometrelerce yol yürüyor. Yıllarca aynı işi yapıyor gibi görünse de bir başka işi daha kendine görev saymış. On günde bir süre ile İstanbul Galatasaray’da bulunan Beyoğlu Balık Pazarına geliyor. Hem burada ki lokantalara biber veriyor, hem de hep aynı manavdan bir kesekâğıdı dolusu cevizi seçerek alıp ücretini de ödüyor. Aslına bakarsanız bu yetmişine merdiven dayamış ihtiyar biberci, satın aldığı cevizlerin hiç birini yemiyor. Onun bütün yaptığı biber satmak için İstanbul sokakları, caddeleri, meydanlarında yürürken uygun gördüğü yerlere bu cevizleri dikmek. Diktiği cevizlerin hepsi çıkmıyor ama yıllar önce diktiği cevizlerden birçoğu bugün koca koca ağaç olmuşlar. Geçenlerde ağaçlardan birini bulunduğu yerden sökmüşler, çok kızmış, anlatırken verip veriştiriyor. Niye ceviz dikiyorsun diye soru soranları ise, öbür dünyada ceviz yemek için diye cevaplıyor! Abdurahman yine ceviz aldı, tarttırdı, 25 YTL ödedi. Manava “İki tane ceviz de senden koy, onları da senin adına dikeyim belki tutar” dedi. Çekilen fotoğraflardan rahatsız oldu, hiç bakmadı, poz vermedi, omzunda biberler, cebinde cevizler yola koyuldu.

Pişmanlar Cehennemi Beyoğlu
Pişmanlar Cehennemi Beyoğlu İşkenceye dönüşen ve aylarca süren çalışmalarla parke taşı döşenen Beyoğlu kaldırımlarında yenileme nihayet bitti bitmesine ama son haliyle dertlere çare olamadı.
Mimari dokuya ve bina cephelerine bakılmadan seçilerek yurt dışından getirilmiş parke taşları beğenilmemişti.
Beyoğlu Belediyesi yaptığı hatayı Taksim Tünel arası İstiklal Caddesi ve caddeye açılan ara sokaklar da işler tamamlandıktan sonra görebilmiş, yapılan eleştiriler karşısında aynı zemine bu defa bir başka taş döşeme çalışması başlatmıştı.
Yaya trafiğini bu defa engellememek amacıyla bölümler halinde yeniden taş döşeme çalışmaları yapılan tarihi Pera da, daha özenli, daha perspektif çalışıldı.
Kaldırımlarda su birikmemesi amacıyla mağazalardan yolun ortasına, tramvay raylarına doğru meyilli bir yüzey elde edilmeye dikkat edilmişti. Mazgalların yeterli olup olamıyacağını ise yağışların miktarı belirleyecekti.
Ünlü cadde sınavını 2010 yılı aşırı yağış alan yaz mevsiminde verdi ve Beyoğlu sağanak yağışlarda nehir görünümüne bürünmekten kurtulamadı. Tüm bina çatılarının su giderlerinin bağlandığı yağmur boruları suları caddeye boşalttığı için, ani bastıran sağanak yağışlarda mazgallar yeterli olamadığı için, yol bir anda yürünmez hale geldiği görüldü.
Mağazaların önünü sokağa süpürme alışkanlığı olan ülkemizde, kaldırım çöpleri ile iç bükey durumunda görev yapan rayların içine birikecek sert maddeler, tramvay tekerleklerini raydan çıkarma olasılığına karşı yolun sürekli temiz tutulması ve bilhassa kış aylarında buz tutmaması gerekiyor. Kışın raylarda biriken buzlar ise, görevlilerce temizleniyor.


AH BEYOĞLU VAH BEYOĞLU...

50–60 lı yıllarda şapkalı, tayyörlü, döpiyesli bayanların arz-ı endam ettikleri, kravatlı takım elbiseli, sinek kaydı tıraşlı beyefendilerin boy gösterdiği Beyoğlu caddesinde, şimdi eskiciler, hurdacılar, tüpgaz satıcıları geçiyor, işportacılar tezgah açıyor. Trafiğe kapatılan güzergâhta araçlara, yollarda yatan başıboş sokak köpeklerine rastlanıyor.

Muhallebiciler döner kesiyor, salondaki vanilya, süt kokusunu et kokusu bastırıyor. Çiçek satılan çiçek pasajını
kokoreç, tantuni kokuları egemen kılıyor, lokma dökülüyor, gözleme açılıyor, şimdilerde.
Ekmek arası Borsa lokantası, Sanzelize gece kulübü Sabırtaşı oldu, içli köfte satıyor. Balık pazarı diye bir şey neredeyse kalmadı, manavların, balıkçıları çoğu meyhane veya telefoncu, turistik hediyelik eşya dükkânı oldu. Geriye kalan üç dört balıkçı, meyhanelerin, restoranların balık ihtiyaçlarını gecenin geç saatlerine kadar karşılamak üzere Pazar dâhil nöbetçi oldular. Perakende müşterileri azaldı. Nezih pastane yılların Markiz’inde makarna, tavuk yenebiliyor, Haşet, Dünya Kitap evinde kitap almak yerine kahve içiliyor artık. Pera’nın ünlü mağazalarından Lion, Lazoro Franko, Galeri Edip, Vakko, Martino ve diğerleri bir bir ayrıldılar caddeden. Bıraktıkları yerler onlar gibi dolmadı ama sokak araları yere yakın oturaklarla doldu… Meydanlar, alanlar korsan miting alanlarına dönüştü.

Taksim’den Tünel’e doğru şöyle bir baktığınız zaman caddede bir boşluk bir ferahlık hissederdiniz.
Nedeni yolun iki tarafında kaldırım vardı, yayalar kaldırımda yürür, yolun ortası boş dururdu, 60 lı yıllara dek tramvay, sonrasında trafik akardı. Dört parmak yüksekliğindeki kaldırımdan yola, karşıdan karşıya geçmek için inilirdi. Yoksa kimse yolda yürümezdi. Sonra ne oldu? İstanbullu olmayanların idaresinde Beyoğlu’nun havasını bilmeyen, yaşamayanlar, yolu trafiğe kapatıp, sonra da kaldırımları yok ettiler. Ortaya dümdüz bir pist çıktı, tramvay yolu dâhil boşluk kalmadı ve bu duvardan duvara, Taksim'den Tünel'e uzanan pistte yürüyen mahşeri kalabalık içinde şimdi uzağa bakanlar, ürkütücü kalabalık yüzeyinde sadece kafaları görüyorlar!
Pera’nın caddeye bakan bina cephelerinde yer alan tarihin sessiz görgü tanıkları, binaları süsleyen büstler, kabartma ve heykeller ise değişime gülümseyerek bakmaya devam ediyorlar..
.

BEYOĞLU VİDEO KLİPLER