|
|
 |
Köprü
Üç Milyon Euro’ya Işıklandı
20.02.1970
yılında temeli atılan, 1973 yılında hizmete giren
birinci Boğaziçi Köprüsü, geçen 35 yıl boyunca
ışıklandırmadan yoksundu. Sadece Ortaköy ve Beylerbeyi
ayakları, yerden yukarıya doğru yöneltilen beyaz
renkli spot ışıklarıyla yüzeysel aydınlatılıyordu.
2009 yılına gelindiğinde Philips firması LED sistemiyle
3250 adet ışık kaynağı kullanarak boğaz köprüsünün
siluetini meydana çıkaracak biçimde ışıklandırdı.
17. Bölge Müdürlüğü Boğaziçi Baş Mühendisliğinin
kontrol ve yönetimiyle gerçekleşen ışıklandırma
sisteminde dağcı, uzman, teknisyenler görev yaptılar.
Taşıyıcı halatlarda bin 760, ana halatlarda 166,
kulelerde 860, korkuluklarda 478 ışık kaynağının
kullanıldığı belirtilen köprüde tek renk aydınlatma
ve animasyon program uygulaması yapıldı. Yeşil,
Mor, Kırmızı, mavi, sarı gibi tek renk ışıklandırmaları
birçok kimse beğenmeyip pavyon gibi olmuş ifadesiyle
değerlendirdi. Köprüde kullanılan diğer aydınlatma
sisteminde bilgisayar programı eşliğinde sürekli
değişen çeşitli aydınlatma sistemleri ile taşıyıcı
halatlar üzerindeki ışıklar kullanılarak “Şampiyon
Beşiktaş” gibi koşan yazılar yazıldı. Ne var ki
kısa sürede ışıkların bazılarının devre dışı kalarak
lambaların bir kısmının yanmadığı görülüyor.
|
|
|
|
Yeni
tünelle Taksim-Kabataş arası 110 saniye
|
Taksim
- 4'üncü Levent Metro Hattı'nı Kabataş'ta deniz
ve raylı sisteme bağlayan Taksim-Kabataş tramvayı,
29 Haziranda Kabataş İDO iskelesi önünde yapılan
törenle hizmete girdi. Taksim - 4'üncü Levent
Metro Hattı'nı Kabataş'ta deniz ve raylı sisteme
bağlayan Taksim-Kabataş tramvayı
İstiklal Caddesi ile Karaköy arasında 131 yıl
önce hizmete giren tarihi tünelin ardından İstanbul
ve Türkiye'deki ikinci füniküler sistem olma
özelliğini taşıyor. Taksim - 4'üncü Levent Metrosu
kullanan yolcular istasyon dışına çıkmadan füniküler
sisteme aktarma
yapabilecek. Ayrıca deniz yolu veya tramvay
ile Kabataş'a gelen yolcular, buradan Taksim'e,
Taksim'den de metro ağı ile Ayazağa veya Otogar
ile Atatürk Havalimanı istikametine ulaşabilecek.
Taksim ve Kabataş olmak üzere 2 istasyonlu sistemde,
karşılıklı olarak halatlarla hareket eden 375
kişi kapasiteli, çift vagonlu 2 araç yer alıyor.
544 metrelik tünelde 3 dakika sıklıkla saatte
tek yönde 7 bin 500 kişi taşınacak. Yolculuk
110 saniye sürecek. Yüzde 22 eğimle inşa edilen
Taksim-Kabataş füniküler sistemi, bu kadar yüksek
bir eğimde çalışabilecek en güvenli, yatırım
ve bakım açısından en ekonomik sistem olma özelliğini
taşıyor. Yapı Merkezi-Garaventa Konsorsiyumu
tarafından inşa edilen sistem için 87 bin 300
metreküp tünel kazısı yapıldı, 25 bin 400 metreküp
beton ile 34 bin metrekare püskürtme beton döküldü.
Ayrıca, 4 bin 740 ton demir kullanıldı, 4 bin
550 metre fore kazık çakıldı ve 26 bin 590 metrekare
su yalıtımı yapıldı.
|
|
|
 |
|
 |
|
 |
Park
Hotel'in meçhul akıbeti netleşti.
22 yıl boyunca yarım kalan inşaat halinde duran
2012 yılı Kasımında hizmete giriyor |
Muhteşem
boğaz manzarasına sahip İstanbul'un nezih otellerinden
biri olan tarihi Park Hotel, bir çok ünlüyü ağırlamanın
yanı sıra bir dönemin radyolarında iz bırakmış
Orhan Boran'ın "Evet mi? Hayır mı?"
yarışmalarının yapıldığı salonları, pastanesiyle
nam salmış, asude odaları, girişteki çiçek havuzu
hafızalarda iz bırakmış otel 70'li yıllara kadar
hizmet vermişti. Daha sonra yıkılıp yerine yapılan
çok katlı inşaatın kamuoyunda yarattığı itirazlar
nedeniyle fazla katların bir kısmı yıktırılarak,
inşaat durdurulmuştu. Turizm ve kongre kenti iddiasında
olan İstanbul'un en merkezi yeri olan Taksim Gümüşsuyu'nda
bulunan otel binasının bir bölümü günümüzde katlı
otopark olarak kullanılırken, iklim koşullarının
tamamlanmamış inşaattaki tahribatı bir yana, kent
siluetindeki antiestetik görüntüsü akıllara Park
Hotel'in geleceği konusunda soru işaretleri oluşmasına
neden oluyordu.
Her gün onbinlerce dolar kaybeden turistik tesiste,
Nisan 2011 itibariyle iskeleler kurularak inşaata
yeniden başlandı. Gümüşsuyu'nda bulunan dev otel
inşaatı, daha önce yıkılan 14 kata ilaveten üstten
üç katın yıkılmasıyla, yanında bulunan Alman Konsolosluğu
ile aynı hizaya getirilmiş oldu. Otel binası Beyoğlu
mimarisine ve Gümüşsuyu'nda bulunan bina cephelerine
uyumlu yeni haliyle Kasım 2012'de müşteri kabulüne
başlayacak. |
|
|
|
|
|
Bulgur
Palas Beklemede!
Cerrahpaşa-Haseki arasında yer alan
Bulgur Palas, kuleli mimarisi, Marmara'ya
hâkim konumu, bahçesinde ki tarihi değere
sahip ağaçları ile anıt değer taşıyor.
Hububat ticareti yapan bir şahsa ait
olduğu belirtilen yapının çevresi yüksek
duvarlarla çevrili olarak görevlilerce
korunuyor. Yapı yıllardır Osmanlı Bankasının
arşiv binası olarak kullanılmış. İtalyan
mimar Giulio Mongeri’nin 1912’de inşasına
başladığı bina turistik tesis olacak!
|
.
|
|
|
|
KASIMPAŞA
WEMBLEY ARENA!...
Ligin yeni takımlarından Kasımpaşa Spor Kulübü,
Türkiye'nin en modern statlarından birine kavuştu.
Wembley Arena'yı anımsatan muhteşem stadın kuleli
girişi tribünlerin büyük bölümünü örten çatı
sistemi çim zemini ve diğer stat üniteleri Tepebaşı'ndan
Kasımpaşa'ya uzanan geniş vadide yer alıyor.
Stadı görenlerin "Kasımpaşa bu statla UEFA'ya
rahat girer" dedikleri komplex'in bitirilmesi
için harcamalarda hiçbir fedakarlıktan kaçınılmadığı
gözlendi. Yapılan Stada Recep Tayyip Erdoğan
ismini verdikleri Kasımpaşa Spor 2007-2008 yılı
Süper Liginde başarılı olamayıp, lig boyunca
puan sıralamasında hep son sırada yer aldı ve
küme düştü.
Daracık sokaklardan oluşan mahalle arasındaki
bu stada 20-30 bin kişinin nasıl gelip gideceği,
çevre trafiğinin nasıl etkileneceği ise merak
konusu olmaya devam ediyor..
|
|
|
 |
|
NEREDEN
NEREYE...
TBMM'ne bağlı Milli Saraylarımızdan biri olan Dolmabahçe
Sarayı, tarihi, anılarla dolu mazisi, mimarisi ve Atatürk'ün
vefat ettiği odasıyla bambaşka bir konuma sahip. Dolmabahçe
saat kulesinin, tarihi topların bulunduğu manolya ağaçlarıyla
kaplı bahçesi, görkemli ve dantel gibi süslü kapıyla
bütünleşiyor. Bu kadar tarihi doku arasına abidevi kapı
önüne konmuş bulunan iki bankaya ait bankamatik kulübesi
bu tarihi dokuya hiç yakışmıyor. Görenlerin "burası
fabrika mı"? "Kulübeler saray alanı dışına da konabilir",
diyerek, uygulamanın hizmet değil, saraya saygısızlık
olduğunu vurguluyorlar. |
|
|
Eminönü Yeni Cami önünde bulunan kuşyemi
satıcıları sürünmekten kurtuldu. Yağmur,
kar, güneş demeden Eminönü Meydanında
biriken güvercinlere yem vermek için gelenlere
yerlere oturup buğday satan kuşyemcileri,
kendileri için konulan yeni mekânlarında
hem yağışlardan, hem güneşten korunaklı
açık hava tezgâhlarında satışlarına oturarak
devam ediyorlar. Yemciler bir kapak veya
küçük bir tabak buğdayı 500 krş satarken,
fotoğraf severlere foto modellik yaparak
ilginç kompozisyonlar da oluşturuyorlar.
Kuşlara yem veren minik çocuklar ise yem
verme sırasında kuş gribi rizikosuna aldırış
etmeden, kuşlarla temas etmeye devam ediyorlar. |
 |
.
|
|
|
Burası
Kadıköy, buradan çıkış yok!...
 |
|
Anadolu'nun
İstanbul'a açılan önemli bağlantı noktası olan
Kadıköy, Haydarpaşa İskelesi ve çevresinde tam
anlamıyla bir kent arenası yaşanıyor. Tatil günlerinde
bile vapurların yanaşmak için sıraya girip
iskele bekledikleri Kadıköy'de milyonlarca insan
taşınırken alt üst geçidi, metro bağlantısı olmayan
meydanı kullananlar, 2006 yılında hizmete girecek
olan Marmaray Projesini sabırsızlıkla bekliyor
ve bu tarihe kadar meydanı rahatlatacak acil düzenleme
ile organizasyonların yapılmasını istiyorlar... |
| |
|
|
|
Reklamlar
itibarı solladı...
İngiltere'nin
simgelerinden biri olan çift
katlı otobüsler Türkiye'de de benimsenerek
kullanılıyor. Yolcu kapasitesinin fazlalığı, konforu
ile tercih edilen çift katlı otobüslerin bir kısmı
belediyeye, diğer bir kısmı ise özel sektöre bağlı
olarak hizmet veriyor. Otobüslerdeki reklamların
seçiminde ise kapladıkları alan itibariyle dikkat
çekerken, konuları açısından yolcuların kariyer
ve itibarları düşünülmüyor. Duraklarda uzun süreli
bekleyişlerden sonra otobüs bulduğuna sevinen
yolcular, bazen bir bayanın uçuşan saçları arasında,
bazen Bonus kartları içinden
bakarak yol alırken,
bir başka sefere de camları
bile kaplanan meşrubat şişesi, nescafe kavanozu,
salça konservesi, otomobil
lastiği, meyve resimleriyle kaplı reklamlar arasında
yolculuk yapıyorlar. Camlarına kadar boyanmış
bir otobüsün içinden bakanlar için özgürlükten
bahsetmek ne kadar çelişkili
ise, sıcak bir sebze çorbasını
düşleyerek otobüse binip evin yolunu tutarken,
domates, patates, havuç, biberler arasından bakmak,
yahut da dışardan bakanlara bunlar arasında
görünmek, o derece tezat
olduğunu düşünen yolcukar, çay bardağı,
meyveli yoğurt kapları, boru, pantolon, otomobil,
akü, müzik seti, jant gibi
her türlü reklamlarla kaplı otobüslerde acaba
yarın hangi reklamın içinde
yolculuk yapacağız diye düşünüyorlar. Yolcular,
reklam gelirlerinin prestij, kariyer, itibar gibi
konuların önüne geçtiğini de söylüyorlar.
Havaş ise yolcularını üzerinde inek portresi bulunan
otobüsü içinde taşıyor!.
 |
|
 |
|
|
|
| DEPREM
OLURSA… |
| |
Dünya
canlı. Bastığımız toprağa bile güvenimiz kalmadı,
ne zaman, nerede, ne olacağı hiç belli değil.
Yaşadığımız şehirde olmasa bile yurdumuzun diğer
illerinden, yabancı ülkelerden gelen deprem haberleri
ile sürekli tedirgin yaşar olduk. Gazete, radyo,
televizyon, internet haberleri, uzman görüşleri,
konferans ve duvar afişleri hayatın tadını kaçırır
hale geldi. Korkulara bir de deprem korkusu eklendi.
Fay haritalarına göre depreme karşı hassas noktalara,
deprem olma olasılığı yüksek yerlere bakıldığında
köprüler, viyadükler, tüneller yapılmış olduğu
görülüyor. Trakya'nın altı doğal gaz deposu olan
yerlerine bile yeni yerleşimler alanları açılmış
mantar gibi siteler kurulup, gökdelenler dikilmiş
ve dikiliyor Kentin içinde sıkışan mimariye, daracık
sokaklı mahallelere yapılan ise sadece ilk yardım
malzemesinin bulunabileceği kontenyerler. Daha
önce deprem geçirmiş, kısmen hasar görmüş, direnci
zayıflamış yorgun binalardan çok sayıda bulunan
İstanbul'un, 12 milyon nüfuslu kent halkı, bir
felakette nereye sığınır? Yardım için nereye hastane
çadır kurulur? Nerede yemek dağıtılır? Böyle bir
durum için kentin emniyetli nereleri boş bırakılmış,
bu amaçla nereleri hazırlanmıştır, gece ve gündüz
hatta kış şartları için nereleri gösterilmiştir?
Evlerin tamamına yakının ilk katları hırsıza karşı
pencerelerinin demir parmaklıklarla kaplı olduğu,
birçoğunun kaçak kat ilaveleri ile ağırlığının
artırıldığı ve depremin karanlıkta, karlı bir
gece gerçekleşmesi halinde yardım ulaşımı için
geçen her dakikanın önemi endişeleri artırıyor.
Bunların hepsi birer soru işareti olarak karşımızda
dururken İstanbul'un mimari durumu enkaz kurtarma
çalışmaları açısından oldukça düşündürücü görünüyor.
|
|
|
|
|
Tek
Çözüm....
........Kablo TV
TRT yayın kuruluşunun Tepebaşı binası altında
Kasımpaşa ve Dolapdere'ye uzanan vadide yer
alan binaların çatıları çanak antenlerden görünmez
oldu. TV yayınlarını almakta güçlük çekenler,
çareyi çanak antenlerde ararken, tek çözümün
en kısa süre içinde kablolu yayın hattının semtlerine
döşenmesi olduğunu belirtiyorlar. Çatılarda
anten monte edecek yer bulamayanlar ise çanaklarını
evlerin ön ve yan cephelerine takıyorlar. Çanak
anten kullanan semt sakinleri kablo yayını hem
kaliteli yayın izleme bakımından, hem de büyük
ölçüde görsel kirliliğe de çare olarak görüyorlar
.
|
|
|
|
|
|
Tophane
Gümrük sahası içinde yıllardır kaderine terk
edilen tarihi kule nihayet kurtuluyor.
İstanbul'un dört saat kulesinden biri olan Tophane
Saat Kulesi yıllardır hapis olduğu Salıpazarı
Gümrük sahasında kaderinle baş başa bırakılmış
bulunuyordu. İstanbulluların gözlerinden, gönüllerinden
uzak yaşayan neoklasik yapılı, kare planlı tarihi
kule, her kenarı 4.35 m uzunlukta, 15 m yüksekliğinde
üç katlı olup Abdülmecit tuğrası taşıyor. Sultan
Abdülmecid 1849 yılında inşa ettirildiği kasrın
önüne bir de kule yaptırmış. S. Abdülmecit top
arabacıları kışlasını teftişe geldiğinde bu
kasırda kalırmış. Eczacıbaşı firması tarafından
yapılan bir kazanımla hizmete giren İstanbul
Modern Sergi Salonu arkasında, yine Eczacıbaşı'nın
girişimi ile restore ediliyor. ilk etapta gümrük
sahasından ayrılarak tahta perde ile çevrilirken,
kule çevresinde açan pembe güller göz okşuyor.
Kule sarı spotlarla aydınlatılıyor.
|
GÜMRÜKTE
ÇÜRÜYEN
SAAT KULESİ

|
|
|
Modern
teknolojiyi Türk kullanıcısı ile buluşturan CeBIT
Eurasia Bilişim
İstanbulluların büyük ilgisi ile karşılandı. |
 |
Teknolojide ürün ve hizmetlerde yaşanan baş döndürücü
değişimin örneklerle sergilendiği fuarda ziyaretçiler
ürünleri görmenin yanı sıra, satın alma ve deneme
imkanı da buldular. Bilgi ve iletişim sektörünün
önde gelen yerli ve yabancı firmaları arasında
kablosuz ve mobil teknolojiler digital dünyasının
kameraları hayatı kolaylaştıran yepyeni ürünler
fuar boyunca dikkat çekti. Boyutları küçülürken
fiyatları da düşen ürünlerin başında cep telefonları
ilk sırada yer aldı. Dizüstü bilgisayarları, çep
telefonları fuar alanı içinde ilgi odağı oldular.
Fuar süresi boyunca 170 bine yakın ziyaretçi tarafından
gezilen fuar alanında, 800 den fazla katılımcı
firma, en yeni ürünlerini sergileme imkanı buldu.
Sony Erikson’un video steaming destekli modelleri
ile televizyon programları, canlı yayınlar, video
clipler ve maçlar artık cepten de izlenebilecek
olması büyük ilgi gördü. Ayrıca Simens Mobile’in
kalem şeklinde, Panasonic’in bumerank biçimli,
Nokia’nın bilgisayarı andıran en fonksiyonel çep
telefonları şaşkınlık ve hayret uyandırırdı.
|
|
|
|
Modifiye
Festivali hayran bıraktı...
B.F Goodrich Lastikleri ve OTOHABER Dergisi'
nin birlikte düzenledikleri modifiye festivali,
Dod'un Gebze tesislerinde yapıldı. Modifiyeli
45 aracın katıldığı yarışmada jürinin verdiği
puanlarla ilk üç dereceye girenler ödüllendirildi.
Araçların genişletilen ön arka çamurlukları
değiştirilen marşpiyeler, spoylerler, aerodinamik
aksesuarlar, dış dizaynda farklılık yaratırken
iç mekanda yüksek desibel gücüne sahip müzik
sistemleri, nikelajlı pedal setleri, el freni
ve vites topuzları, spor egsozları, yer döşemelerinde
yapılan değişiklikler festivale katılan İstanbulluların
ilgisini çekti...
|
|
|
Bankalardan
sonra Sirkeci Büyük Postane'de sıra numarası ile
hizmet veriyor.
Tarihi
binanın kapı girişinde bulunan Q-Matic makinasından
sıra numarası alanlar ilgili bölümlerin ışıklı
levhalarında yazan numaralarla sıralarını bekleyerek
müracaatlarını yapıyorlar. Q-Matic üzerinde para
yatırma, mektup gönderme, filitali, APS, telefon
ile ilgili hizmet veren bölümlere göre sıra numarası
almak için tuşlama yapılıyor. Verilen kuponda
bekleyen sayısı, saat, tarih, hoşgeldiniz gibi
ibareler bulunuyor.
Sirkeci
Büyük Postane ve Asırlık termometresi
1927-1936 yılları arasında postane işlerinin yanı
sıra İstanbul Radyo Evi olarak ta kullanılmış.
Bina bir süre de İstanbul Adliyesi yangınında
bir bölümüyle Adliyeye tahsis edilmiş. Bodrum,
zemin ve üç normal kattan oluşan bina 3200 m2
dikdörtgen planlı yapılmış. Bu binada bir de pul
müzesi bulunuyor. Bugüne kadar çıkarılmış olan
pulları güzel bir sergileme ile görebiliyorsunuz.
PTT binası, salonda ki tavan süslemeleri, iç atmosferi,
ziyaretçileri ile içinizde canlı ve yaşıyor hissi
uyandırıyor. Postane girişi basamakları çıkınca
sol duvarında asılı, belki de birçok ziyaretçinin
dikkatini çekmeyen, en az postanenin tarihi kadar
eski bir de termometresi var. Üzerinde eski Türkçe
ve Fransızca yazılar bulunan adam boyunda ki tarihi
termometre, yıllara meydan okurcasına hava sıcaklığını
göstermeye devam ediyor.
Postane Müzesi
Sirkeci Büyük Postane de bulunan Pul Müzesi Cumartesi-Pazar
günleri dışında her gün 09.00-12.00 ila 13.30-16.00
arası ücretsiz olarak gezilebiliyor.
Ziyaretçiler bugüne dek basılmış pulların yanı
sıra, posta araç ve gereçlerini de görme fırsatı
buluyorlar. |
|
|
| EROTİK
Reklam Fırtınası |
| Yol
kenarlarına konulan dikkat çekici reklam panoları kaza
riskini artırıyor... |
Kent
içi ve şehirler arası yolların önemli noktalarına ve
yoğun trafik akışının yaşandığı yollara, duraklara vebillboardlara
konulan resimli dev panolar, dikkat çekici ve gözü oyalayıcı
kompozisyonlarla sürücülerin bakışlarını  üzerlerinde
topluyor.Son dönemlerde artış gösteren, özellikle güzel
kadınların boy gösterdiği erotik reklam panoları yol
güzergahının çok yakınında olmaları nedeniyle yol üzerinde
bulunan trafik ışık, ikaz ve uyarı levhalarına odaklanması
gereken sürücü dikkatinin dağılarak atlanmasına neden
olma rizikosu taşıyorlar. Dev panolarda kullanılan renkler,
erotik kadın unsurlarının ön plana çıkarıldığı kompozisyonlar,
reklamın amacına ulaşması açısından başarılı olurken
sürücülerin direksiyon başında bu tür cazip manzaralar
karşısında bilhassa trafikteki ani duruşlar, karşıdan
karşıya yaya geçişlerine karşı daha dikkatli olmalarını
gerektiriyor. |
 |
|
Beşiktaş'a
geçit yok!...
Boğaziçi Köprüsü Levent hattı üzerinde önemli yer tutan Barbaros
Bulvarı, günün
her saatinde yaya ve araç trafiğinin yoğun olarak yaşandığı
önemli kavşaklardan biri olması nedeniyle yıllar önce yaya
trafiği için bir üst geçit yapılmıştı. Ne var ki, geçtiğimiz
yıllarda üst geçit sökülerek yayaların geçişi trafik ışıklarıyla
sağlandı. Barbaros Bulvarı rampası boyunca üç kez trafik ışıklarıyla
kesilen araç trafiği beklemelere neden olurken, gerek Üsküdar'a
geçen yolcular, gerekse sahil yolunu kullananlar aynı noktada
yer alan duraklar, alışveriş merkezleri, tanzim satış ve semt
pazarlarlarına gidenlere, öğrencilerin de eklenmesi nedeniyle
alt yaya geçidinin kaçınılmaz olduğu Beşiktaş'ta semt sakinleri
alt geçit çalışmalarına bir an evvel başlanılmasını istiyorlar.
BARBAROS
BULVARI

|
Anadolu'yu Avrupa'ya bağlayan Boğaziçi köprüsüne
ulaşım sağlayan ve kentin önemli güzergahlarından
biri olan Barbaros Bulvarı özellikle akşam saatlerinde
yoğun trafik akışına sahne oluyor. Yokuşun çıkış
yönünde sağ tarafta yer alan geniş yeşil saha
göz önüne alındığında, şu anda yaya kaldırımı
olarak kullanılan bant, yokuşa yan yol olarak
ilave edilebileceği gibi yaya yolu bu bandın yanına
kaydırılarak boğaz köprüsüne çıkacak araçlar için
yeni hiç ağaç kesmeden bir şerit yol kazanılabilir.
Bu uygulama ile üç şeritli yokuş dört şerit olarak
kullanılıp sol şeritten Levent yönüne gidecek
araçlar için köprü yönüne dönecek araçlardan etkilenmeden
sürekli akış sağlanabilir. Akan yol Beşiktaş,
Karaköy arasına da rahatlık getirebilir. Köprü
trafiği ise oto yol çıkışlarında ki uygulama gibi
gişelerin geri çekilerek bu çıkış noktalarına
taşınmasıyla bir ölçüde köprü üstü beklemeye son
verilebilir. |
|
|
|
Yoros
Kalesi İlgi bekliyor
|
Bitinyalılar,
Gotlar, ve Rusların saldırılarına karşı koyan
bir dönem Cenevizlilerin eline geçmiş olan Bizanslılar
ve Osmanlıları da ağırlamış olan, 1190 tarihli
kaleye son saldırılar sprey boyalarla yapıldı.
Anadolu Kavağında bulunan ve kaderi ile baş
başa bırakılmış görünen Yoros Kalesi, gerek
İstanbul Boğazının Karadeniz girişine hakim
muhteşem panoraması, gerekse bulunduğu konumu
itibariyle eşsiz güzelliğe ve öneme sahip. Yöreye
gelen yerli ve yabancı turistlerin sık sık ziyaret
ettikleri bu uğrak yeri kale, turistik amaçla
daha fazla yatırım ve ilgi beklerken bakımsızlıktan
her yıl biraz daha tahrip olarak çevresi kirletiliyor.
Bir zamanlar Fatih Sultan Mehmet tarafından
tamir ettirilen, Anadolu Kavağı'nın simgesi
haline gelen ve duvarlarında mermer armalar
barındıran tarihi kaleyi bekleyen yeni tehlike
ise duvarlarının sorumsuzca boyanarak yazılar
yazılması olarak gösteriliyor. Yoros Kalesinin
biran önce koruma altına alınması yöre sakinlerinin
dilekleri arasında bulunuyor.
|
|
|
| |

İstanbul'da Çöp ToplaMA...
İstanbul'un önemli eksikliklerinden biri olan otopark
sorunu yüzünden araçların çift sıra daracık yollara
park etmeleri temizlik işlerine bağlı çöp toplama kamyonlarını
da zor durumda bırakıyor. Acil durumlarda büyük itfaiye
araçları da çöp kamyonları gibi geçişte zorluk çekip
yetişmede zaman kaybediyorlar. |
|
|
Turistik
Kapalıçarşı'ya
Yakışmayan Giriş... |
| 80
sonrası tavanları boyanarak güzelleştirilen
tarihi Kapalıçarşı'nın Nuruosmaniye kapısında
yeralan antik çeşme kurtarılmayı bekliyor.
Harap ve kirli görümüyle hergün binlerce
turisti karşılayan çeşme gibi çarşının
kapı girişinde asılı bulunan kaderine
tek edilmiş lamba da trilyonların döndüğü
Kapalıçarşı'da ilgililerin ilgisini bekliyor...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
BALİ
PAŞA CAMİ MİNARESİ YOLCU GİBİ
İstanbul'un Fatih semtinde bulunan, inşa tarihi
1494 olan ve Mimar Sinan eserleri listesinde
yer alan cami Kanuni Devrinde yapıldığı, tamir
gördüğü iddiası var sayılıyor. İlk Kuş Evleri
örneklerine bu camide rastlandığı, Kesme küfeki
taşından inşa edilen Bali Cami tek büyük kubbenin
örttüğü harim ve beş gözlü cemaat yerinden meydana
gelmiş olup, birçok zelzele ve yangın geçirmiş
olduğu biliniyor.
1894 de ana kubbesi çökmüş ve ahşap çatı ile
örtülmüş. 1918 de bu defa yangın geçiren ve
harap olan cami, 1935-6 da tamire başlanarak
1975 de bitirilmiş. Cami minaresini bekleyen
tehlike ise taşlar arasında yetişen ağaç köklerinin
büyüyüp genişleyerek taşları yerinden oynatması.
İklim koşullarının etkisiyle şerefeyi taşıyan
taşların aralarına su sızması sonucu, direncinin
zayıflaması olduğu görülüyor. Her Cuma, minare
altında kılınan namaz sonrası toplanan cami
yardımlarının, bir an önce değerlendirilmesi
ve ilk etapta çok yakınında bulunan Fatih İtfaiyesinin
uzun merdivenleri ile şerefenin altında büyüyen
ağaç köklerinden kurtarılması gerekiyor.
|
|
|
| |
GÖZLERDEN
UZAKTA BİR YARALI MELEK
Konu küçük bir detay veya "Ohooo ona gelene kadar
neler var" dedirtebilecek türden görülebilir.
Fakat yine de heykel fakiri İstanbul'da Sihirlitur
bu göz önünde olup da pek fazla dikkat çekmeyen
heykele, dikkat çekmek istiyor.
Yüksek Kaldırım Yokuşu başından, Karaköy Meydanını
seyreden Melek Heykeli bazılarına göre tarihte
Bankalar Caddesi ile ilgili önemli bir misyonu
bulunan "Melek Heykeli" olarak tanınıyor. Bulunduğu
tarihi binanın ön cephesini süsleyen ve yıllara
meydan okuyan bu melek heykelleri, iklim koşullarının
etkisiyle tahrip olurken heykelde kopmalar da
başlamış. Önce heykelin ayak parmakları dökülmüş
ve baş, beden bölümlerinde çıplak gözle görülür
çatlamalar belirmiş. Heykel parçaları, önlem alınmasa
yoğun yaya trafiğine sahne olan Yüksek Kaldırım
Yokuşu'nun köşe başında tehlike yaratarak orijinalliğini
de kaybetmiş olacak. |
|
|
|
 |
|
Tehlike
"Geliyorum" Diyor...
Taksim Gümüşsuyu'nda bulunan görkemli ahşap binanın
yıllardır bakımsız ve boş durması nedeniyle çatısında
çökmeler görülüyor. Yangın ve çökme rizikosu taşıyan
bina çevresindeki yoğun yerleşim ve otellerin bulunması
tedbir alınmasını gerektiriyor. Çatısında çökmelerin
daha da artmasıyla iç bölümleri sürekli yağışlarlardan
ıslanıp çürüyen binanın çevresi, tahta perde ile çevrilmesine
rağmen tehlikenin artarak devam ettiği gözleniyor. |
|
Karaköy'den
Tünel'le çıkıp Tünel'den Taksim'e gelen tramvay yolcusunu
Taşkışla'dan Maçka'ya taşımak amacıyla sembolik olarak kurulan
İstanbul'un yegane teleferiği bu hatta önemli ulaşım ihtiyacı
karşılıyor. İstanbullular, ulaşım kolaylığı ve seyir zevki
yaşatan teleferiklerin başka
hatlarda da kullanılmasını, özellikle de İstanbul'un Prens
Adaları'ndan Büyükada Dilburnu ile Heybeliada arasında inşa
edilmesinin hem ulaşımda kolaylık, hem de turizme olumlu katkı
sağlayacağı konusunda bir aktive olacağı görüşünde birleşiyorlar. |
| |
| |
 |
İhmal
mi? Tasarruf mu?
Şeritsiz kent İstanbul... |
Gece
yolculuklarında sürücülere büyük kolaylık
sağlayan yol şeritleri, trafik akışında
da düzeni sağlıyor. Ne var ki, son
yıllarda dev metropol İstanbul'un
Taksim kent merkezi, Karaköy, Eminönü
gibi daha bir çok önemli meydan, kavşak
ve ana caddelerde silinmiş olan yol
şeritleri yenilenmiyor İstanbullular
silinmiş yaya geçitleri ve yol şeritlerini
belirleyici boyaların trafiğin daha
da yoğunlaşacağı yağmur mevsimi öncesi
çizilmesini bekliyorlar. |
|
|
|
|
Reklamlar
ve İnsanlar...
Ne
bir düzen, ne bir güvenlik, ne de acil durumlar
için önlemlerin alınmadığı çarşı ve pazarlar tam
bir curcuna, tam bir keşmekeş. Tüm kaldırımların
işporta tezgahlarla işgal edilerek yürümenin zorlaştığı,
tabelalarla dolu Eminönü çevresinde görsel bir
estetiğe rastlamak neredeyse imkansız. |
|
|
|
Zamma
rağmen "ekmek" israfı...
Özellikle bayram ve tatil günlerinde ihtiyaçtan
fazla alınan ekmekler daha sonra bayatlayarak
israf ediliyor. Sık sık yapılan zamlarla daha
çok gündeme gelen ekmek için, zam yerine gramajın
düşürülmesi ve ihtiyaç kadar ekmek alınıp tüketilmesi
görüşünde birleşen uzmanlar bayat ekmeklerin değerlendirilebileceğini
belirtiyorlar. |
|
|
|
|
|
| On
milyonu aşkın nüfus barındıran dev metropol
İstanbul'un silueti, yeni yapılan gökdelenlerle
bambaşka bir görünüme bürünüyor. Özellikle Levent'ten
Maslak'a uzanan bölgede yoğunluk kazanan gökdelenlerin
bulutlara uzanan zirveleri doyumsuz güzellikteki
İstanbul'un seyri için yeni bakış açıları, panoramalar
sunuyor. Güvenlik nedeniyle şimdilik belirli
kişilerin çıkabildiği gökdelenler, mesainin
olmadığı tatil günlerinde gökdelenlerden "Mehtaplı
İstanbul'u Seyretme" başlığı altında acentalar
tarafından düzenlenecek turlarla yeni bir turizm
alternatifi olmayı vaad ediyor.
|
|
|
|
|
Kent
içinde otopark gibi...
Hava meydanlarının 40 km. çapında
çevresinde bina yapmanın yasak olmasına rağmen,
acil inişler için kullanılan bölümler dahil, gökdelen
ve binalar sayesinde uluslararası nitelikli Atatürk
Hava Limanı, kent içinde otopark halini
alıyor. Çok katlı binaların meydana günden güne
yaklaşması tehlike boyutlarını artırırken hava limanına
inişe geçen uçakları görenler, hızlı yapılaşma karşısında,
meydana geleceğini merak ediyorlar. Yoğun trafik
yükü altında ezilen E-5 üzerinde yolu yalarcasına
inişe geçen uçakların pilotlarını, kokpitlerini
araç içinden ve evlerden bile görmek mümkün oluyor.
Hava alanı yollarının ise acil genişletilmesi gerekiyor.
|
|
 |
| Ah
Ahmet, Vah Ahmet... |
|
Eminönü
Belediyesi ilçe sınırlarında yer alan Sultanahmet
Meydanı Topkapı Sarayı girişindeki III.Ahmet Çeşmesi,
güzelliğiyle dikkat çeken çeşmelerimizden biridir.
Önceki yıllarda çeşme çevresi asfaltlanıp uzun süre
otopark alanı olarak kullanılmış, daha sonra çevre
dokusuna asfalt kaplamanın uyum sağlamadığı farkedilerek
sökülüp zemine tekrar parke taşı döşenmiş. Çeşmenin
tam önüne de Halk otobüs durağı tabelalı direği dikilmişti!.
Yıl boyunca hergün her milletten turistlerin Sultanahmet
turunu tamamlayıp, Ayasofya'dan Topkapı Sarayı gezisi
için önünden geçtiği tarihi çeşmenin bir ara muslukları
da çalınmıştı. Uzun süre büyük masraflar yapılarak
etrafı tahta perdeyle kapatılıp, restorasyonu tamamlanan
ve tertemiz haliyle tekrar görüşe açılan, her turistin
mutlaka fotoğraf çektiği III.Ahmet Çeşmesi önüne bu
defa da ilgililer tarafından başka yer yokmuşçasına
"Eminönü Belediyesi yön tabelası" dikildi!...
|
|
|
|