Çeşmeleri Kurtarmak Yetmiyor...
Kampanyalar, basında haberler, reklamlar, kurdeleli açılışlar, sonuçta bir süre sonra tarihin sesiz görgü tanıkları, su anıtları, çeşmeler kaderleri ile baş başa bırakılıyor, hoyratça kullanımın ihmalin kurbanı oluyorlar.
Kimi belediyeler çöp konteynırlarını getirip çeşmelerin önüne koyuyor, kimisi ise bakımı ve korumayı ihmal ediyor.
Üsküdar Belediye sınırlarında olan, yaşlı mı yaşlı çeşmelerde görüldüğü üzere çeşmelere yeteri kadar değer verilmiyor, ya da çeşmeler başka amaçlara hizmet ediyor.
İşte bunlara birkaç örnek. Çengelköy sahilinde 1997 yılına kadar kurnası, musluğu olan sonraları kaldırım üzerinde musluksuz, susuz kalmış bir lahana çeşme!
Bir başkası yine Çengelköy’de binlerce kişinin gözü önünde, tam da trafik ışıklarda işportacının tezgâhı olmuş. Örnekler bitecek gibi değil, Çengelköy Hamam Çeşmesi, bir cephesi nalburun vitrini geriye kalan diğer cephesi ve boşluklar otomobillerin otoparkı olarak kullanılıyor. Pazar girişindeki çeşmeye, pazarcı tezgah tenteleri iplerle bağlanmış. Havuzbaşı durağında ilk okul önünde ki Osmanlı çeşmesi üzerine ise boyalı yazılar yazılmış. Beylerbeyi Camii kapı yanlarında olanlar ise kirlilikten görünmez olmuş. Sahilde ki çeşme ise restoranın içinde kalmış. Kandilli'de Sultan Mahmut Han Çeşmesi aslan ağzı yozlaşmış, komik duruma düşmüş. Hiç birinin üzerinde ne kimin yaptırdığı, ne tarihi ne de ismi bulunmuyor. Anlaşılan Üsküdar Belediyesi ya çeşmeleri sevmiyor, yahut ta Üsküdar'da bizde çeşme çok diye önemsenmiyor!

MICHELIN+MEB, 2012 SERVİS ŞOFÖRLERİ EĞİTİM İŞBİLİĞİ BAŞLIYOR
Avrupa Komisyonu’nun trafik kazalarından kaynaklanan ölümleri %50 oranında azaltma hedefine yardımcı olmak amacıyla Avrupa yol güvenliği Şartı’na imza atan Michelin, MEB işbirliği ile Türkiye’deki trafik kazalarının önlenmesine katkıda bulunmak üzere, servis şoförlerini güvenli sürüş konusunda eğitecek.

Yıllardır yol güvenliği konusunda çalışmalar yapan Michelin, MEB ile beraber “İyi Dersler Şoför Amca” sosyal sorumluluk projesini hayata geçiriyor. 2012 yılında 25 il ve 275 ilçede 13 bin üzerinde servis şoförü, güvenli sürüş konusunda bilinçlendirilecek.
Öte yandan çocuklara, davranışlarıyla doğru rol model olabilme konusunda iletişim davranış ile ilkyardım eğitimleri de verilecek. Konuyla ilgili olarak yapılan basın toplantısında Michelin Türkiye Gn. Md. Marco Giuliani, Türkiye Pazarlama ve İletişim Direktörü Sertan Akcagöz, Bilgi Üniversitesi Yard. Doç. Dr. İdil Işık ile MEB temsilcileri birer konuşma yaptılar.
75 yıllık geçmişi olan, Türkiye’de 15. Yılını kutlayan, 300 servis noktasıyla hizmet veren itibarlı marka Michelin yetkilileri, yeni projede MEB ile birlikte ideal şoförü eğitmeyi hedeflediklerini belirttiler. Uzun soluklu bir çalışma içinde olacaklarını söyleyen Sertan Akçagöz sadece İstanbul’da 209 bin öğrenci
taşındığını, Taşımalı Eğitim Projesi’nin 1987 yılından bu yana uygulandığını, 50 bin şoförle 720 bin öğrenciyi kapsadığını, öğrencilerin şoförle birlikte oldukları zaman içinde eğitimin önemine vurgu yaptı. MEB yetkilileri de bu eğitime katılmayan şoförlerin servislerde çalışamayacağına değindiler.
Medyaevi İletişim tarafından Ortaköy, Feriye Lokantasında organize edilen ve çok sayıda basın mensubunun izlediği toplantı, Michelin’in karayolu güvenliği konusunda yakıt tüketimini azaltmak, lastiklerde doğru hava basıncı gibi Türkiye’de ki diğer projelerinde buluşmak üzere sona erdi.
   


“Gemisini Kurtaran Kaptan”!
Ülkenin acı gerçeği, Kent hapishanelerinde yaşayan hür mahkûmlar olduk.
Sırt ve omuz çantaları artık boyuna asılıp, kucakta taşınır oldu. Her an, her yerde kap kaç olaylarına rastlanır, sonuçlarında kurban verir hale geldik. Cepte nakit taşımak risk sayılıyor. Büyük kentlerin cadde ve sokaklarında sıralanmış binaların ilk katlarında ki pencerelere, dükkânlara yapılan demir parmaklıklar, kepenkler, panjurlarla hırsızlığa karşı bir ölçüde önlem alınıyor. Son yıllarda binaların 2.3.4.5.6.7. hatta teras katlarında oturanlar, dünyaya demir parmaklıklar arkasından bakma pahasına, balkon, pencerelere ve merdivenlerini demir kafeslerle kapatıp, çeşitli alarmlarla önlem alıyorlar. Ahşap kapılarını çelik kapılarla değiştirip, ilave kilitlerle, sürgülerle, zincirlerle takviye ediyorlar. Komşunun komşuya güveni kalmadığı gibi, güvenlik güçlerinin çalışmalarını yeterli bulmuyorlar. Modern hapishane haline gelen kafesli evlerde oturanları bekleyen bir başka riziko ise, deprem, yangın gibi acil durumlarda çıkış ve dışardan müdahale imkânının kalmamış olması. Birçok binanın temelinin su içinde veya kum, toprak gibi kaygan zeminde bulunması, ilave güvenlik demirleriyle yorgun binaların ağırlığının artması, rizikonun bir başka boyutunu da akla getiriyor. Başını yukarı kaldıran herkesin görebileceği ülkenin acı gerçeği, inşaat sektörünü daha güvenli, kale gibi evler yapmaya, talepler doğrultusunda yeni malzeme kullanım ve arayışlara yöneltiyor. AB ‘adayı Türkiye’nin, bu tabloyu Avrupalı dostlara izahında ise zorluk yaşanıyor.

Gazlı, asitli içeceklerin saltanatı sona mı eriyor?...
Gün geçtikçe bilinçlenen tüketiciler yedikleri kadar içtiklerine de özen göstermeleri sonucu meyve suyu satıcılarının sayıları sürekli artış gösteriyor.
İstanbul’un yoğun turist çeken bölgeleri Sultanahmet, Galata Kulesi çevresi başta olmak üzere kentin birçok yerinde katkısız, doğal, taze meyve suyu yapan büfe ve işporta tezgâhlar, doğal yollardan enerji kazanmak isteyenlerle dolup taşıyor. Gün boyu süren Ayasofya, Topkapı Sarayı, Sultanahmet Meydanı gezileri sırasında ayakta kalıp yorgun düşen turistler, bilhassa gözleri önünde taze sıkılan nar ve portakal suyuna büyük rağbet gösteriyorlar.
Bir zamanlar Tünel Meydanı’ndan sonra tenhalaşan Beyoğlu İstiklal Caddesi, son yıllarda yıldızı parlayan Galip Dede yokuşuyla bağlanan Galata kuledibi ve çevresinde bulunan meyve suyu büfeleri, gençlerin, yerli ve yabancı turistlerin de ilgisi ile çoğalmaya devam ediyorlar.
Dilimlenmiş tropikal meyvelerden ananas veya kivi, muz, portakal, nar, çilek gibi meyvelerin karışımları ile enerji depolayanlar gezilerine, daha uzun süren zindelikle devam ediyorlar.
Doğal meyve sularına artan talep, 1960 lı yılların başlarına yani sıkma meyve suyu, şerbet, soda, gazoz, şıra ve ayrandan başka içecek olmayan, kolanın ülkeye henüz girmediği döneme geri dönüş başladı şeklinde yorumlanıyor.
   

Simitçilikte Yenilik!...
İstanbul'un vazgeçilmez sokak tatlarından biri olan sokak simitçilerine kendi bölgesinde içinde el atan Üsküdar Belediyesi, yeni bir uygulama getirerek Kız Kulesi maketi kullanımını sağladı. Beyaz önlüklü simitçiler camekanlı bölümde sattıkları simitler kadar Kız Kulesi maketi de yöre halkının ilgisini çekiyor. Genellikle sehpalı tezgahlarda, sepetlerde, eski bebek arabalarında simit satışı yapılırken, Üsküdar Belediyesi'nin bölgenin simgesi olan Kız Kulesi'ni örnek alarak düşünülen kız kulesi maketi tezgahları belediyenin süper icraatı olarak gösteriliyor. Ahşap tezgah üzerindeki camekan bitiminde bir saksı ve bayraklı direk bulunan yeni simit tezgahı olmayana simit satışı yaptırılmıyor.
   

YENİ TRAMVAY
Eminönü - Zeytinburnu arası hizmet veren tramvay hattı için yeni satın alınan 55 tramvay ile yolcu taşıma kapasitesinde yüzde on daha artış sağlandı. Yeni model tramvayların geniş pencereleri sayesinde aydınlık ve ferah bir iç mekana sahip. Paslanmaz saç ve aleminyumdan imal gövdeli tramvaylar, klimalı ve düşük tabanlı. Eski vagonlara göre yapılmış olan yüksek durak platformları yeni bir düzenleme ile seviyesi düşürülerek ray hizasına yakın görüş açısını kesmeyen bir görünüm kazanmış oldu. Diğer taraftan Eminönü'nü Kabataş'a bağlayan hat hizmete girdi. 5 istasyonlu, 2.8 km uzunluğunda Eminönü - Kabataş arasında 2.5 dakikada bir yapılan seferler 5 dakika sürüyor. Öte yandan Fındıklı kavşağından dönüş yapan otobüsler ve Setüstü bitiminde başlayan tek sıra araç parkı yüzünden Fındıklı'da yol tek şeride düşerek trafik sıkışıklığı yaşanıyor. Taksi sürücüleri bu sıkışıklığın giderilmesi için otobüs dönüşünü Dolmabahçe'de yapılmasının ve Kabataş'da bulunan tramvay son durağının Dolmabahçe'ye doğru yaklaştırılmasının uygun olacağını, daha fazla işterlik kazandıracağını, trafik sıkışıklığının yaşanmayacağını, yolun genişleme imkanına sahip alan bulunduğunu belirtiyorlar.
   

KOMANDO KÖPRÜSÜ
Küçük Çekmece Gölü üzerinde bulunan ve her gün binlerce yayanın geçtiği tek gözlü antik taş köprü, uzaktan güzel görünse de yüzeyde beliren çukurlar nedeniyle, aşınmış kaplama taşları arasından yapı içine sızan sularla zarar görüyordu.
İlgililer başlattıkları restarasyon çalışmalarıyla hem köprü ömrünün uzaması, hem de yayaların rahat yürüyebilmeleri için zemin taş döşeme ve gereken diğer tamiratları orjinaline sadık kalarak yaparken kış gelmeden bitirmeyi amaçlıyorlar.

   
TAKSİM BU MUDUR?

Eski parke taşları sökülüp geniş ve estetik yer kaplama malzemesi döşenen ve bu sayede aydınlık, ferah, temiz ve rahat yürünen, düzgün bir yüzey sağlanan Taksim, yoğun yaya ve araç trafiği, yanlış seçilmiş kent mobilyaları ile kent merkezi özelliğine yakışmayan bir görüntü sergiliyor. İstanbul’un kent merkezi olup adeta otobüs terminali durumunda ki Taksim meydanında henüz otobüs duraklarına yeni bir düzenleme getirilemediği için yolcular otobüsleri yerlere, merdiven basamaklarına oturarak bekliyorlar. Yol ve kaldırımın birbirine karıştığı alanda bekleme yapan otobüslerin çıkarmış olduğu egzoz gazı ile kirlenen havasının yanında yarattığı kargaşa, görüntüyü bozan dev reklam panoları, düzensiz otobüs durakları, güzergahı bölen büfeler, merdivenlere bile park eden otomobiller bir yana, 50 metre aralıkla trafik akışını kesen ışıklar, zemin kaplamasından önce niçin yaya alt geçit'i yapılmadığı sorusunu da akla getiriyor. Meydan peyzaj düzenlemesinde kullanılan anti estetik metal çiçek ağaçları ise bakış açısını kesip göze çöp gibi batıyor. Başıboş dolaşan köpekler, seyyar satıcıların yan ısıra Meydanda yeni yeni oluşmaya başlayan güvercinler Taksim Atatürk Anıtının kirlenmesine de neden oluyorlar. Tünel, Galatasaray, Divan Kavşağı, alternatif meydan olarak hazırlanmaları gerekiyor. Öte yandan metro istasyon çıkışının Taksim'in orta göbeğine Atatürk Anıtı ile AKM arasına açılmış olması acemilik örneği olarak değerlendiriliyor.

TAKSİM’İ PANAYIR ALANINA ÇEVİRDİLER.
Meydanın yanı başında Taksim parkı gibi bir alan dururken, kent merkezinde kurulan çadırlar, sahneler, direkler, işporta tezgâhlarla AKM ve beş yıldızlı otellerin çevrelediği Taksim Meydanın hali içler acısı durumda.
Her türlü etkinliğin beşiği haline gelen açık pazar görünümlü kent merkezi Taksim Meydanı'nda tam bir curcuna yaşanıyor. Binlerce metro ve tünel yolcusunun yer alından adeta fışkırırcasına çıktığı orta alan, trafik keşmekeşi, 50 metrede bir bulunan trafik ışıkları, otobüs durakları, yaya trafiği ile güvenlik kontrolünün zorlaştığı, ilkel bir görünüm sergiliyor. 2010 kültür başkenti olarak ilan edilen İstanbul’da Taksim Atatürk Anıtı çevresine monte edilen, anti estetik dev lalelere ise Büyük Şehir Belediyesi yöneticilerinin kültür ve zevk anlayışının sembolü olarak bakılıyordu.Laleler sökülerek meydan çevresi yeniden düzenlendi.Yapılan son icraat ise Taksim Meydanı ile hiç alakası olmayan ottan yapılmış bir kedi heykeli oldu!


Eminönü 2011 AB ye girme yolundaki ülkenin en büyük kenti İstanbul'un kalbinin attığı Eminönü Sirkeci sahilinden çağ dışı görünümler göze batıyor. Topkapı Sarayı eteğinde ve saray silueti önünde yer alan görüntüler, özellikle gün içinde milyonlarca insanın geçtiği ve Eminönü Sirkeci de şehir arenasının en yoğun yaşandığı tam anlamıyla gözlenirken, meydanda birçok eksikliğin giderilmesi ve yeni düzenlemelerin yapılmasını gerektiriyor. Eminönü'nde iki alt geçit yapılmış olmasına rağmen Sirkeci de hala üst geçit kullanılması yayaların 45 basamak çıkıp sonrada inerek karşıya geçmelerine neden olurken, anti estetik görüntü çirkinliği yaratıyor. Harem'den kalkıp Sirkeciye yanaşan araba vapurları çevresinde ki karmaşa ve aslan kafesine benzer demir parmaklıklar arasından zorlukla çıkan araç ve yayalar kendilerini yoğun karmaşa ve trafiğin içinde buluyorlar. Hiçbir Avrupa ülkesinde böylesine rastlanmayan araç park engelleri ilkellik ve geri kalmışlık örneği sergiliyorlar. Kaldırım platformlarına park eden araçlara mani olmak için çok sık aralıklarla dikilen dökme demir piyonlar bu uygulamanın maliyetini de düşündürüyor! Kent arenası karmaşasına karmaşa katan düzensiz ve toplu alana sıkıştırılmış otobüs durakları, tarihi kentin dokusuna uyum sağlamıyor. İstanbullular tren, otobüs, dolmuş, tramvay, özel araç, vapur, motor ve yayaların ortak kullandığı kesişme noktasına daha fazla önem verilmesini bekliyorlar. İşporta satıcılar, boyanmış, karalanmış merdivenler, Eminönü gerçeğini gözler önüne seriyor.

Eminönü kıyıları saltanat kayıklarını kıskandıracak görkemde balık ekmek tekneleri ile dolu. Sahil boyu oturaklarla kaplı alanlar sabahın ilk saatlerinden itibaren ekmek arası balık yemek isteyenlerin sürekli mekânı, ızgara balık kokusunun egemen olduğu orta alan başta sarı sırmalı, folklorik desenli cepkenli, yelekli satıcılardan tarihi lokmacı, tarihi, turşucu, tarihi simitçi, tarihi mısırcı gibi bilumum satıcılarla dolu. Eminönü alt geçidi ile Galata köprüsü alt geçidini kullananlar yine aynı meydanda. Otobüs durakları, taksi durakları ve Boğaz’a gezi seferi yapan motor durakları yine aynı sahilde, Eminönü- Kadıköy yolcu motor iskelesini beraberce paylaşıyorlar. Kasımpaşa-Eminönü seferleri ve Karaköy Eminönü yolcu taşımacılığı yapan küçük tekne ve kayıklar da burada. Boş yer bulmanın mümkün olmadığı araç otoparkları da burada. Haliç ve boğaz yönünde çalışan Şehir Hatları seferleri ve yolcularıyla boğaz turuna çıkan turistleri getiren otobüs ve turistlerin de ilave olduğu düşünülürse, transit geçenlerle oluşan yoğun hareketlilik, meydanın önemi ve güvenliğini gün be gün artıyor.

Boğaz'a motor Turu
Eminönü kalkışlı Boğaz gezisi Eminönü haliç İskelesi yanından her sabah saat 11.00’de kalkan gezi motoru bir buçuk saat boyunca Boğazı açık hava müzesi gibi gezdiriyor. Daha ziyade yolcuları yabancı turistlerin oluşturduğu motor turunda, II. Boğaz köprüsü altına kadar gidip geri dönülüyor ve kişi başı 12 TL (8 Dolar) ödeniyor.

PTT Pul Müzesi
Sirkeci Büyük Postane de bulunan Pul Müzesi Cumartesi-Pazar günleri dışında her gün 09.00-12.00 ila 13.30-16.00 arası ücretsiz olarak gezilebiliyor. Ziyaretçiler bugüne dek basılmış pulların yanı sıra posta araç ve gereçlerini de görme fırsatı buluyorlar.

Rötarlı Metro...
Kar ve sağanaklara teslim olan İstanbul'un arapsaçı benzetmesini aşıp zebzenci düğüm örgülü saçına benzeyen trafik keşmekeşinde her geçen gün artış gözlenirken, yollarda kaybolan zaman, trafikte beklemeler nedeniyle gecikmelere bağlı üretim kayıpları, boşa yanan akaryakıt, çevreye yayılan egzoz gazı ile ortaya çıkan hava kirliliği, araçların aşınan debriyaj balata ve baskıları yüzünden zarara uğrayan milli servetlere bir ölçüde cevap verecek metro ağı için daha hızlı hareket edilmesi isteniyor. Beylikdüzü, İkitelli Sanayi Bölgesi, Olimpiyat köyü, Güneşli, Bahçeşehir, Maslak gibi yerleşim alanlarında hızlı bir ilerleme görüldüğü ve buradaki yoğunluğun artma gösterdiği göz önüne alınırsa, yeni hatlarla metro ağı genişletilerek ulaşımın daha çabuk ve ekonomik hale getirilebilmesi için bu günden ileriye dönük kalıcı çözümler bekleniyor. Kazı çalışmaları sırasında tarihi eserlere rastlanması henüz ihaleye çıkmamış hatların süratle çözüme kavuşturulması İstanbulluların beklentileri arasında yer alırken Yenibosna-Atatürk Havalimanı arası hizmete girerek önemli bir etap tamamlanmış oldu.

EGZOZ ve DUMANI
Trafikte yol alan araçların genellikle egzoz boruları aracın sol tarafına, kaldırıma uzak köşesine yapılır bundan amaç kaldırımda yürüyen, durakta bekleyen yayaların egzozlardan çıkan zehirli gazlardan daha az etkilenmeleridir. Özellikle gün boyu trafikte görevli polislerin yapılan kan tahlillerinde kurşun oranına rastlanmıştır. Yılda en az 100 bin kilometre yol yapan ve sayıları 20 bin civarında olan, kent içi trafiğinde en fazla dolaşan, yakıt harcayan taksilerin neredeyse tamamının egzoz boru çıkışlarının kaldırım tarafına yakın olması ise merak uyandırıyor. Ayrıca mazot pompası ayarsız bazı otobüsler de havayı olumsuz etkiliyor.

KUŞLARIN KAYBOLAN SARAYLARI
Ata yadigarı zarif eserler olan ve mimarinin bir parçası sayılan Kuş Evleri, Serçe Saraylar iklim koşullarının verdiği hasarlar nedeniyle bir bir tahrip oluyor. Ağır kış koşullarında yağmur, soğuk, rüzgar gibi nedenlerle aşınıp, sıcakta ise çatlayıp ufalanan ince işli taş kuş evleri zaman içersinde merdiven ve pencereleri başta olmak üzere yıkılıyor.
Üsküdar Cedid Valide Cami, Ayazma camii duvarlarında görüldüğü gibi oldukça yüksek yerlerde bulunan ve taş işlemeciliğinin en güzel süsleme sanatı örneklerini barındıran kuş evlerine daha fazla yok olmadan temizlik ve bakım gerekiyor.

Araç Çok
Koyacak Yer Yok
İstanbul'un tüm sokakları otopark olarak kullanılıyor.
Bir araçlık yer bulanlar ise kendini şanslı sayıyor.
Araç sahipleri park ihtiyacının acilen karşılanması için kullanılmayan arsaların değerlendirilmesini bekliyorlar.
Kaldırımlara park yapılmaması için gereğinden fazla sık aralıklarla dikilen babalar ise acil durumlarda itfaiye araçlarının geçişine bile imkan vermediği için müdahale ekiplerinin gecikmesine neden oluyor. Bir çok metal yol barikatı itfaiye aracının geçebilmesi için kepçeler yardımı ile kırılıyor.
Deprem durumunda ise ambulans ve yardım araçlarının zamanında olay yerine ulaşabilmesi için kaldırımların emniyet şeridi gibi düşünülmesi gerektiği konuşuluyor.
 
Ulu Önder Atatürk 29 Ocak 1923'te İzmir Göztepe'de bulunan Muammer Bey'in Beyaz Köşkü'nde kıyılan nikahla eşi Latife Hanım ile evlenmişti. 18 Şubat 1923'te evliliklerinin 19. günü İzmir'den ayrılıp Ankara'ya doğru yola çıkmışlar. İstanbul'da ise Latife Hanım Gümüşsuyu'nda bulunan ahşap konakta kalmış, Atatürk Dolmabahçe Sarayı'nın yanı sıra bu evde de önemli konuklar ağırlayıp geç saatlere kadar süren görüşmeler yapmış. Latife Hanım'ın evi zamanla dış etkenlerden tahrip olmuş, 90'lı yıllarda orijinaline sadık kalınarak aynısının yenisi yapılmak üzere yıkılmıştı. Yıkımdan hemen sonra yapımına başlanan evin temeli atılıp ikinci kata geçilirken binanın sokağa taştığı gerekçesiyle inşaat durdurulmuştu. Aradan yıllar geçmesine rağmen kaderine terk edilen inşaatın durumunun ne olacağı ve akıbetinin nasıl sonuçlanacağı merak konusu olarak gizemini koruyor...

 
Scooterlara arzu edenler park ayağı, çanta, korna ve motor gibi aksesuarlar takabiliyorlar...
Alüminyum gövdeliler 2 kg ağırlığında
Scooter
Bisiklet'e karşı

Bisikletler scooter'ın doğuşuyla artık yalnız değil... Her gencin rüyasını süsleyen bisikletler kadar scooterlarda ilgi görüyor. İstanbul Sirkeci Doğubank İşhanı çevresinde yoğunlaşan bisiklet ve scooter satıcıları bazı yeniliklerle ürünlerinin sunmaya başladılar. Özellikle Tayvan malı bisikletlerde göze çarpan özellikler arasında amortisör sistemi ile arzuya göre değiştirilebilen vites kolları bulunuyor. Bisikletlerin iskeletini teşkil eden metal kadro rengi ile lastikler aynı renkte seçilirken, paslanmaz özellikli hızlı gitmeye elverişli alüminyum gövdeli, toplam ağırlığı 2 kg.dan az olan bisikletler en çok satılan modelleri oluşturuyor. Bisiklet, motosiklet ve aksesuar satıcısı Engin Özkan, Tayvan malı bisikletler için 12 jantlı en ucuz çocuk bisikletinin 35 Milyon TL, 16 jantlı 45 Milyon TL. (Dolma lastikli), 20 jantlı 55 Milyon TL, 24 jantlı vitesli + amortisörlü 140 Milyon TL, 26 jantlı vitesli + amortisörlü 165 Milyon TL olduğunu belirtiyor. Çelikel Ticaret,Tel : (0-212) 513 39 44 Scooterlarda ise 10 Milyon TL'den başlayıp, 13 Milyon, 20 Milyon gibi artarak değişen fiyatlarla alıcı buluyor. Fiyat farkının nedeni, aksesuar ve metal farkı olup, yay, çanta, 8 ses korna, park ayağı gibi ilaveler gösteriliyor. Motorlu scooterlar için ise 350 $ ödeniyor.

İstanbul gemilerin tur programında ama...
İstanbul Limanı'nı ziyaret eden gemi yolcuları, "deprem rizikosu var" söylentileri nedeniyle önceki yıllarda olduğu gibi konaklamalarını kent otellerinde değil, geldikleri gemilerde yapıyorlar.
Bu nedenle, İstanbul'daki otellerde turizm mevsimine rağmen hala istenilen doluluk oranına rastlanmıyor...

 
ÇATIDAKİ ÇİRKİNLİK
Olimpiyata aday kent İstanbul!...
 

Dünyanın gözbebeği fantastik şehir İstanbul, altyapı eksikliği nedeniyle 4 dakika yağan yağmurda bile yolları geçilmez, kaldırımları yürünmez oluyor. Son yıllarda yapılan gökdelenlerle boyu uzayan kente birde tepeden bakınca altyapı kadar yapı üstlerindeki kargaşaya da şahit olunuyor. Turistik Galata Kulesi seyir balkonlarından veya turistik otellerin yoğun olarak bulunduğu ve restoranların üst katlarda yer aldığı Laleli, Taksim gibi bölgelerde görünen manzaralar, estetik dışı görüntü çiziyor. Su depoları,Büyütmek içi tıklayınız antenler, düzensiz kiremitler, borular, kaçak katlar ve göze hoş gelmeyen derme çatma çatı kaplamaları, henüz bir standardı ve çatı yasası olmayan kenti çirkinleştiriyor.
Atatürk Hava Limanı'na inen pilotlar İstanbul'un çok yüksekten görünüşü ile dünyanın en güzel kent görünümüne sahip olduğunu fakat meydana yaklaştıkça betonlaşan kentin "sıvacı malasının" ucundaki harca benzediğini belirtiyorlar.İstanbulda

Olimpiyatın gerçekleşmesi halinde, helikopterle takip edilen maraton koşusunda dünyaya canlı yayında kent merkezi Taksim, veya diğer semtlerdeki çatıların bu çirkin görüntüsünün mü gösterileceği bir başka merak konusu olurken kent, Belediyelerden ilgi bekliyor.

Büyütmek içi tıklayınız

Bina cephelerine ve iç dekorasyonlara harcamadan kaçınmayan yapı sahiplerinin bir kısmı çatılarına gerekli özeni göstermiyorlar...

Gökdelenler olası bir yangına
ne kadar hazır ?
Maslak, Güneşli, Beylikdüzü gibi bölgelerde son yıllarda nüfusun hızla yoğunlaştığı görülüyor. Birbiri ardına yapılan yüksek binaların hizmete girmesi bir çok sorunu da beraberinde getiriyor.
Maslak ve Beylikdüzü'ndeki hızlı yapılaşma sonucu artan trafik yükü, sıkışan yollar, ulaşımın aksamasına, tıkanmalarına neden olurken, acil durumlarda, olası bir yangında itfaiye görevlileri de yetişmede büyük zorluklar yaşayıp vakit kayıplarına maruz kalıyorlar. Bütün bunların yanında çok katlı yüksek binalarınBüyütmek için tıklayın bir yangınla karşılaşmaları halinde kendi kendilerine söndürme imkanları yeterli mi? Konuyla ilgili tatbikatlar yapılıyor mu? Gibi soruları da ister istemez akla getiriyor. Hatırlanacağı gibi, önceki yıllarda kent merkezi Beyoğlu'nda bulunan Odakule'nin üst katlarında çıkan bir yangında bina süratle boşaltılmışsa da itfaiye ekiplerinin belirli ölçüde uzayan merdivenleri ve tazyikli su hortumları yangın merkezine ulaşamamıştı. Acil su ikmal merkezleri, yangın merdivenleri, itfaiye araçlarının rahatça ulaşabilmesi için emniyet şeritlerinin kullanılabilir halde olması ve bina personelinin acil durumlar için eğitilmesi yapılması gerekenler arasında görülüyor...
Galata Köprüsü Altı Nihayet...
Dubalar üstünde asırlık tarihi ile hizmet verip, İstanbul'un simgelerinden anılarla dolu Galata Köprüsü geçirdiği bir yangınla devre dışı kalıp Haliç'in derinliklerine çekilmiş. Yerine de kazıklar
üzerine inşa edilen Yeni Galata Köprüsü yapılmıştı. Yıllarcasüren kısır çekişmeler yüzünden köprü altı dükkanları bir türlü açılamamış ve çalışamamıştı. Hasret Haziran ayı başında bitmiş ve köprü altı dükkanları, nihayet müşterilerine kapılarını açmaya başladılar. Bunlardan biri de köprünün Karaköy ayağına yakın olan "New Galata Restaurant". Restoranda ve diğerlerinde, pişirme aracı olarak elektrikli ocaklar ve ızgaralar kullanılıyor. Yeni Galata Köprüsü'ne herhangi bir yangına karşı tedbir olarak, sık aralıklı yangın dolapları yapılırken her priz için tek hat uygulamasına geçilmiş. Köprüde hiçbir şekilde tüp bulundurulup kullanılması yasaklanmış. Dükkanlardan önce amatör balıkçılara yeni balık tutma yerleri, fotoğrafseverlere farklı İstanbul siluetleri, yaşam kompozisyonları sunan köprü, esintili havası, manzarası ile yeni müdavimleri karşılarken İstanbul başka hiçbir yerde karşılaşamayacağınız farklı bir atmosfere kavuşmuş oldu. Köprü altında yürüme alanları, değişik perspektifleri, yanınızdan gelip geçen tekneleri görerek, yemek yiyip, içebileceğiniz gibi dolaşarak alışveriş yapabileceğiniz farklı bir mekana adım atabilirsiniz.
Öte yandan Galata köprüsünün Karaköy ayağında çok sayıda balık satıcısıyla çarşı görünümüne kavuşan balık pazarı yer alıyor. Balık pazarının yanıbaşında ki alanda, sahil boyunca uzanan yeşil alana serpiştirilmiş masalarla Haliç manzaralı açık hava restoranı oluşturulmuş bulunuyor.