| |
YÖRESEL
HEDİYELİKLER -
Haluk Özözlü
Farklı
kültürlerin, yöresel el sanatlarının zenginliği ile ortaya çıkan
hediyelik eşyalar turizmin gizli kalemleri olarak önemli yer tutarken,
iş koluna dönüşüp hem yöre insanına gelir kazandırıyor, hem ülke
tanıtımına katkıda bulunuyor, hem de sahibini mutlu ediyor.
Turistlerin gittikleri yerlerde en çok aldıkları şüphesiz turizmin
davetiyesi sayılan kartpostallar. Az yer işgal eden, taşınabilir
özellikli, hafif ve küçük hediyelikler, çiniler, takılar, bakır
eşyalar, kumaşlar, dekoratif objelerle örnekler çoğalıyor. Anadolu’da
hemen hemen her ilin, ilçenin, köyün kendine has özellik taşıyan
ya yöresel hediyelik eşyası, ya da birkaç çeşit ağız tadı bulunuyor.
Damak tadına hitap eden hediyelikleri bir tarafa bırakıp, şimdilik
yörelerle simgeleşmiş taşınabilir hediyeliklere bakıyoruz.
Hereke ipeğinden Balıkesir’in Yağcıbedir’ine
Önce halılardan söz edelim… Dünya pazarında önemli yeri olan, Türk
halısı deyince akla hemen Hereke’nin ipek halıları geliyor. Hereke,
ipeği ile öne çıkarken daha pek çok yöre birbirinden ilginç motifleri,
renkleri ile dokunmuş halıları itibarlı hediyelikler olarak dikkat
çekiyor. Antalya Döşemealtı, Kayseri Bünyan, Konya Lâdik, Muğla
Milas, Balıkesir Yağcıbedir, Aksaray Taşpınar, Isparta, Sivas halıları
bu alanda yurt dışına taşan haklı üne sahip. Seçme halılar ise turistlerin
yoğun uğrak yerlerinden olan İstanbul, İzmir, Antalya, Ankara, Bodrum,
Marmaris, Kuşadası gibi turistik yerlerde görücüye çıkıyor.

Eskişehir’den
lüle, Erzurum’dan Oltu taşı
Eskişehir denince ilk hatırlanan sadrazam başları ve ünlü portrelerinin,
figürlerin şekillendirildiği yöreye özgü lüle taşı pipolar. Kar
beyazı, pamuk yığınını andıran lüle taşı pipolar bir yanda, Erzurum’un
Tespihçiler Çarşısı ve Taş mağazalar caddesinde yoğunlaşan kuyumcularda
sergilenen, simsiyah rengiyle parıldayan ve yöreye özgü takıların,
mücevherlerini oluşturan Oltu taşları diğer yanda. Mahir ellerden
çıkmış bu sanat eseri ürünleri hediye olarak alan sahiplerini sevindiriyor.
Lüle taşından yapılma ürünler gibi, Oltu taşı da gümüşle işbirliği
ile yapılarak gerdanlık, küpe, broş, saç tokası, bilezik, satranç
oyunu, biblolar, heykelcikler, tespihler, hediyelik olarak yurt
dışına ihraç ediliyor.
Bez
bebekler Kapadokya’dan
Kapadokya bölgesi son derece ilginç ve farklı özellikle hediyeliklerle
çıkıyor karşımıza. Vatanı Kayseri’nin Soğanlı Köyü olan renk ahenk
görünüşleri ile basit ama sempatik, şirin bebekler ziyaretçilerin
yakınlarına bir veya birden fazla aldıkları hediyelikler arasında
yer alıyor.
Ürgüp, Göreme, Avanos, Ortahisar, Uçhisar, Zelve, Ihlara vadisi,
başta olmak üzere tezgâhları süsleyen bez bebekler Kapadokya’nın
simgesi sayılıyor. Bölgenin diğer ürünleri arasında Avanos halıları,
çömlekleri, onyx türü mermer yapımı vazolar, hayvan bibloları, heykeller,
paskalya yumurtaları ve Erciyes’in tüf taşından yapılma peri bacası
maketleri bulunuyor.
Toprağa hayat veren Avanoslu çömlek ustaları, yöreye özgü toprakla
yaptıkları çeşitleri daha da zenginleştirip, müzelerde ki gerçek
sanat eserlerinin kopyalarını bire bir uygulayarak yapıyorlar. Şarap
testileri, gözyaşı şişeleri, gaga ağızlı kaplar, kupaları gerçeğinden
ayırt etmekte güçlük çeken turistler, müzelerde gördükleri eserlere,
taklitte olsa bir ölçüde sahip oluyorlar. Avanoslu çömlek ustaları
sadece hediyelik imalat yapmıyor, turistleri yapıma ortak edip bir
çeşit eğlenceli show’lar gerçekleştiriyorlar.
Toprak
ve yemek
Bilecik Kınık’ta, Eskişehir Sorkunda ki çömlekçiler ise Avanos’ta
ki ustalar gibi ağız tadına ve sofralarına meraklı turistler için
toprak yapımı ürünler sunuyor. Güveçler, vazolar, testiler yapıyor,
bir kısmının üstlerini bir güzel desenlerle boyuyorlar. Kiremitte
balık yapmak isteyenlere kayık kaplar, şarabını, suyunu toprak kokusu
sinmiş testilerden içmek isteyenlere çeşitli boy ve şekillerde alternatifler
sunuyorlar.
Teknoloji ilerleyip termoslar, gelişse, moda çılgınca bir hızla
değişse de yine de yolu Menemen’ den geçenler, plastik, cam, çelik,
seramik, porselene inat toprak yapım çömleklere, dekoratif saksılara,
olan rağbetlerini sürdürüyorlar.
Ustalar
azalsa da
Birçok el sanatı hediyelik ürünleri yapan ustalar azalıyor belki
ama Bodrum sandaletleri, ününe ün katıyor, yurt dışından verilen
siparişlere ustalar yetişemiyor. Bir çift Bodrum sandaleti hediye
alan kendini şanslı sayıyor. Bodrum’da yeniden görülmeye başlayan
deniz süngerleri, simgesel yel değirmeni bibloları, başucu abajurları,
Bodrum temalı yağlıboya tablolar, Bodrum resimli bardak kupalar,
tuzluklar, amfora örnekleri, Bodrum simgeli buzdolabı süsleri, en
fazla satılan hediyeliklerin başında geliyor.
Ege’nin bilhassa İzmir çevresi köylerinin ilkel ocaklarında yapılan
göz göz nazar boncukları, Şirince’nin dantel işleri, Konya’nın kaşıkları,
Safranbolu’nun ev maketleri, küçük pencere örnekleri, dekor amaçlı
veya puf olarak kullanılan, Safranbolu’da, Antalya’da, Tire’de yapılan
semerler, çarşıların aranılan hediyelikleri arasında bulunuyor.
Edirne’nin bebekleri, Ardahan’a özgü Damal bebeği, Sinop’ta el yapımı
Karadeniz takaları, çektirmeleri, balıkçı kayıkları, sandallar,
Alanya’nın canlı renklerde boyanıp sevimli hale getirilerek albeni
kazandırılan su kabağı tavşan yüzlü bebekleri, su kabağından yapılma
boncuklarla süslü abajurları yerli yabancı turistlerin ilgilerini
çekmeye devam ediyor.
Uşak
Eşme gibi her yöreye mahsus kilimler, heybeler her bütçeye uygun
hediyeliklerden sayılıyor. Karakalem, Elvan, Tokat içi dolusu, Tokat
beşlisi, Tokat üzümlüsü, Tokat yarım elması, Tokat Çengelköy, Tokat
kirazlısı gibi yöresel motifleri bulunan ve 600 yıllık geçmişe sahip
Tokat yazmaları, ilin Yazmacılar çarşısında ziyaretçilerle buluşuyor.
Afyon keçeleri, Sivas’ın süslü ağızlıkları, kalemlikleri, kalemleri,
Taraklı’nın, Düzce’nin, Mudurnu’nun Bolu’nun ve Amasra’nın Çekiciler
Çarşısını dolduran her çeşit ağaç işleri, alıcı bulmakta güçlük
çekmiyor.
Kâğıt kadar ince oyulmuş tahta kaşıkla kuru fasulye yemenin zevkini
bilenler, sevdiklerine bu yörelerden tahta kaşık almayı en iyi hediyelik
sayıyorlar.
Köy
tezgâhlarından şık butiklere
Denizli’nin
Buldan, İstanbul Şile’nin şile bezleri, köy tezgâhlarında dokunan
bu olağanüstü dokumalar, kumaşlar, el işi perdeler, masa ve sehpa
örtüleri, tekstil ürünleri yalnızca turistik hediyelik eşya olarak
değil, büyük kentlerin şık ve pahalı butiklerinde vitrinleri süslüyor,
modanın vazgeçilmezleri oluveriyor.
Bir de kimimizin adımlarına ahenk katan, yürüyüşlerimize destek
olan bastonlarımız var.
Kimimiz ihtiyaçtan, kimimiz koleksiyon merakından, bazısı da evin
bir köşesine süs diye alıyor onları. Bastonlarda ilk akla gelen
isim Devrek tabii ama Ahlat bastonlarını da unutmamak gerekiyor.
Kızılcık ağacını kullanan baston ustaları, sap kısmına kullanıcıya
psikolojik güç versin diye kurt, at, aslan, kartal başlarını anımsatan
figürler koyuyorlar.
Bazı figürler, kullanmasanız bile bastonları cazip hediyelikler
arasına sokuyor.
Hediyelik eşya cennetinde yaşıyoruz
Birbirine yakın yerlerde bile farklı hediyelikler bulmak mümkün
oluyor. Aşurelikler, kapaklı kaplar, tuzluk biberlik, duvara asmak
veya masaya koymak için resimli dekoratif tabaklar konusunda İznik,
Kütahya bu tür çinileri ile ünlenirken, Bursa havluculukta, bıçakçılıkta,
Düzce tütün, Bolu çam kolonyaları, Trabzon altın örgü bilezikleri,
Beypazarı, Mardin gümüş telkari bileklik, kolye, gerdanlık, yüzük
gibi takıları ile tanınıyor. Kahramanmaraş Türkiye’nin altın merkezi
İstanbul’dan sonra sıralamada ikinci sırayı alıyor. Maraş burma
bilezikleri yöreye özgü ustalık örnekleri barındırıyor. Sim sırma
işlemeciliği, dokumacılık, iğne oyacılığı, bakırcılık, ağaç oymacılığı
köşkerlik, külekçilik, dericilik, saraççılık, keçecilik, aba dokumacılığı,
demircilik gibi el sanatları gelişmiş olunca buna bağlı olarak hediyeliklerde
ki çeşitlilik bir o kadar artıyor. Sim sırma işlemeli elbise, kadife
yastık, yatak örtüsü, masa örtüsü, bohçalarda zarif işlemeli hediyelikler
olarak sergileniyor. Dokuma ürünleri derseniz yolluk, heybe, kilim,
ağaç oymacılıkta ceviz, kavak, gürgen ağacından yapılma oyma sandıklar,
mücevher kutuları, tepsi, aynalık, duvar panoları gösterişleriyle
göz alıyor. Deri işlemeciliği denilen köşkerlik işçiliği ile ortaya
çıkarılan pabuçlar, çizmeler, sağlıklı çarıklar, terlikler, kent
yaşamının yoğun temposunda yöresellikten uzak kalıp, özlem duyanlara
kıymetli hediyelerden sayılabiliyor.
Tüm hediyeliklerin bir arada bulunduğu, turistlerin bir şey almadan
çıkamadıkları çarşıların başında ise Türkiye’nin yöresel hediyelikler
özeti bulunabilen İstanbul’un dünyaca ünlü Kapalı çarşısı geliyor.
Ucu kalkık pon ponlu saray terlikleri, bakır işçiliğin parladığı
mangallar, boyacı sandıkları, kuyumcuların simgesel takıları, kilim
kaplı çantalar, heybeler, parlak desenli dekoratif kumaşlar, deri
eşyalar, çiniler, geleneksel kap çeşitleri ve daha neler neler…
Anadolu medeniyetlerinin simgesi
Anadolu’da yaşamış onca kültürün sanat ve mimari şaheserleri de
küçük biblolar halinde turistik yörelerde alıcı buluyor. Neler mi,
şöyle bir hatırlayalım. Efes Celcius Kütüphanesi, Bereket tanrısı,
Artemis heykeli, Ankara Anadolu Medeniyetlerinde sergilenen Hitit
Güneşi, Nemrut Dağı tanrıların başları, lahitler, büstler, kabartmalar.
Bodrum Sualtı Müzesinde görülen cam eşyaların kopyaları. Dahası
Yıldız Porselenin el emeği göz nuru seramikleri ve Paşabahçe camları,
çeşm-i bülbüller, kesme kristaller yüzümüzü ağartan en güzel hediyeliklerden
bazıları sayılıyor.
Nereden ne alınabilir
Dünyada el yapımı zil yapan tek ülkeyiz, dolaysıyla ünlü grupların
bateristleri zil almak için İstanbul’a geliyor, yüzlerce zil içinden
her birinin tınısını dinleyerek bu zillerden satın alıyor ve ülkelerine
götürüyorlar. Müziğe meraklıysanız ya da zil kullanan bir müzisyene
makbule geçen bir hediye almayı düşünüyorsanız el yapımı zillerin
adresi İstanbul.
Bir de Burdur Dirmil’de tokmakla dövüle dövüle yapılan deve çanları
var. O da el yapımı, bu nedenle deve çanları da ziller gibi her
biri farklı tonda ses veriyorlar. Hatta Niğde Bor’da evlerin kapı
üstlerine konan bu çanlar, kapının açılmasıyla sallanıp çalınca,
komşular hangi eve dışarıdan birisinin geldiğini bile ses tonundan
anlıyorlar. Dijital zil sesinden sıkılanlara, deve çanı nostaljik
bir hediyelik olabiliyor.
Hatay’a gidip de mis gibi kokan defne sabunlarından almaz mı insan?
Ya peki Edirne’de hediyelik eşya haline gelmiş meyve taklidi sabunlar,
nazarlık haline getirilmiş el süpürgeleri, Edirne bez bebeklerine
ne demeli? Menemen, Selçuk gibi yerlerden geçerken Sezar testileri,
ya da ince hasırla özenle örülmüş sepetler, geniş kenarlı hasır
yapım şık plaj çantaları, piknik sepetleri aklımızı çelmez mi? Hepside
gittiniz yerlerdeki anıları beraberinizde taşımanıza vesile olan
hediyelikler.
Bir
de turistik gezimizde yanımızda valize sığdıramayacaklarımız, aklımızın
kaldığı hediyelikler var. Düzce’de imal edilen ahşap ofis eşyaları,
İnegöl mobilyaları, Kilis yorganları, saf tiftikten dokunup, ev
dekoru, yer kilimi, koltuk örtüsü olarak da kullanılan çeyizlerin
vazgeçilmezi Siirt battaniyeleri gibi.
Gaziantep’e bir başlasak sonu gelmeyecekmiş gibi, her yer her çeşit
hediyelikle dolu. Beş ayrı hayvanın doğal derisinden yapılma, vücudu
biriken elektrikten kurtaran, birçok kişinin ev içinde terlik niyetine
kullandığı yemenilere hayır denebilir mi? Sedef kakmacılıkla süslenen
dekoratif eşyalar, el emeği, göz nuru, sabır örneği bakır işlemesi
eşyaları kullanmaya kıyamazsınız. Bir de kutnuculuk var, sadece
Gaziantep’e özgü ipekli bir dokuma türü. Zurnacılık, gümüş işlemeciliği
gibi el sanatları sayesinde hiç aklınızda olmayan hediyelikler gördüğünüz
anda, gönlünüzü fethedip, aklınızı çelmeye yetiyor.
Kars Sarıkamış’a has özellik taşıyan, volkanik kökenli bir cam türü
olan ve sağlıktan takılara dek kullanılan Sarıkamış Obsidyeni maharetli
ellerde işlenip albeni kazanarak yüzük, kolye, tespih, vitray camı,
süs eşyası haline gelince, ziyaretçiler
için Sarıkamış’tan bir, ya da birkaç örnek almadan dönmek imkânsız
hale gelebiliyor.
Erzincan’ın Kemaliye ilçesi anlamları olan kapı tokmakları ile de
ünlü. Vida, kaynak, lehim kullanmadan demiri ustaca oya gibi, kumaş
gibi işleyen ustalar, günümüzde parmakla gösterilecek kadar az.
Kemaliye’ye gidenler örnekler arasında seçim yapmakta zorluk çekerken,
bir tanesine sahip olanlar ise kendilerini mutlu azınlıktan biri
sayıyorlar.
Diyarbakır
kuyumculukta hala eski önemini koruyor. Hasır bilezik, kişniş gerdanlıklar,
gümüş işlemeli nalın ve çekmeceler, tezgâhlarda dokunan ipekli kumaşlar,
puşular ilin hediyelik eşyaları sayılıyor.
İpek yolunun önemli durağı Bursa Koza Han’ın şöhreti yurt dışına
taşmış. Hediyeliklerin vazgeçilmez durağından alınan ipek bluz,
ipek kumaş, kravat, eşarp, fularlar, itibar artıran hediyeliklerden
sayılıyor.
Hakkâri Dünyanın kilim merkezi olarak tanınıyor. Modeller ise ilginç
anlamlar taşıyor işte bir tanesi Kesneker anlamı kimse yapamaz,
yani kimse yapmadı, böyle bir kilimi ancak Hakkârili bir kız dokur!
Beşli, altılı göbeklerden oluşan kilimlerin kenar bordürleri ikili,
üçlü baklava dilimlerinden oluşuyor. Sine, Lüleper, Gülhezar, Şamari,
Şehvani, Gülşivan, Çılgül, Gülsarya, Şimkubük, Herki, Hevçeker,
Canbezar, Halitbey modelleri birçoğu ismini çiçeklerden almış, seyredilesi
güzellikte dokumalarımızdan.
Van kilimleri Gülsarya, Nehrek, Halit Begi, Şahneri, Lüleper modelleriyle
ileri çıkarken, yöre insanı yöresel motif özelliklerini yaygı, minder,
yastık, erzak torbasına bile işlemiş, hepsi gönül alıcı bir hediyelik
oluvermiş. Sadece kilim değil Van’dan alınabilecekler. Savat işlemeciliği,
süslü ağızlıklarda, tütün tabakalarında, yüzük, kemer, şemsiye sapı,
hançer kını, kolye, bileziklerde yansıtılıyor.
Kilimden
çömleğe söz sahibi illerden birisi de Gümüşhane. Kelkit’te üretilen
Zilli kilimleri motifleriyle sanat değeri taşıyan hediyeliklerden
kabul ediliyor.
Kırşehir Mucur ve Özbağ halı yastıkları ile olduğu kadar, Kırşehir
Onyx işlemeciliği sayesinde yılda üç bin ton Onyx ve mermer taşı
işleyerek hayvan ve meyve figürleri taşıyan hediyelik çeşitlerine
çeşit katıyor.
Hediyelikler, yerine ve verilecek kişiye göre öyle bir anlam kazanıyor
ki, bu bazen kişiyi ziyadesiyle mutlu etmeye yetiyor. Nevşehir Ortahisar’da
bulunan antikacılar bir ölçüde Anadolu’nun özeti durumunda bir konum
taşıyorlar. Kapadokya bölgesinde ev alan yabancılar, yine evlerini
bu bölgeden satın aldıkları sayıları hızla azalan otantik eşyalarla
döşüyor, şark köşeleri yapıyorlar. Onlar için kullanılmış da olsa
ahşap bir tavan göbeği, işli bir kapı, oyma bir sandık, belki bir
mobilya değeri biçilmez bir hediye olurken, bir başkası için bir
gramofon, eski bir bakır semaver belki de en makbule geçen hediye
oluyor. Meraklısına yıllarca kullanılmış at üzengileri, masadaki
kâğıtların uçmaması için boyanıp üzerine konan, el terazisi dirhemleri,
kilogramları, eski kilit, kocaman anahtarlar, eski silah, tüfek,
fener v.s, dekorlara meraklı olanların, koleksiyonerlerin gözünde
paha biçilmez dekoratif hediyeler oluveriyor.
Marmaris, Erdek, Avşa, Kuşadası, Side,
Fethiye’den satın alınan boncuk kolyeler, bilezik, bileklikler yaz
aylarının vazgeçilmezi olurken,
Çanakkale seramik örnekleri mevsim tanımayan hediyeliklerden olma
özelliği taşıyor.
Kitap olacak bir konuya girip de bu kadar kısa zamanda çıkmak neredeyse
imkânsız, değinemediklerimiz tabidir ki kalmıştır. Kimi hediye almasını
kimi vermesini sever, önemli olan ise hatırlanmaktır diyerek noktayı
koyalım.
Daha birçok hediyelik ürünümüz olabilir
Ülkemizdeki hediyelikler bu kadar değil tabii. Fakat yapılması gereken
daha birçok cazip hediyelik hatıra eşyası bulunuyor. İngilizler
nasıl çift katlı otobüslerini, Fransızlar Eiffel, İtalyanlar Pizza
kulelerini biblo, maket hatta kolonya şişesi haline getirmiş, sabundan
kibrite kadar günlük kullanım eşyalarına işlemiş, simgeleştirmişlerse,
bizim de yıllarca iç içe yaşadığımız pek çok değerli yapılarımız,
araçlarımız var.
İstanbul Boğazının emektarları, şimdilerde anılarda kalan şehir
hatları kömürlü gemilerimiz, yandan çarklı araba vapurlarımız, İstanbul’da
yıllarca, şimdi Beyoğlu’nda hizmet veren kırmızı tramvaylarımız.
Galata, Beyazıt, Kız kulemiz, Dolmabahçe Saat kulemiz var. Onların
da renk ahenk maketlerini, biblolarını görelim. Yalnızca bu kadar
mı? İstanbul’u, Antalya’yı görüp de
Sultanahmet Camisinin, Ayasofya’nın, Aspendos Tiyatrosunun gümüş
biblosunu, maketini almaya hangi turist hayır diyebilir acaba?
Prens Adalarının sembolü atlı faytonlar, Dalyan’da tur yapan dolmuş
motorları, mavi koylarda gezen gulet, trandil tipi mavi yolculuk
tekneleri, İstanbul’da, Marmaris’te yeniden boy göstermeye başlayan
Osmanlı saltanat kayıkları, Foçalıların elli kürekli gemileri bile,
Venedik gondolları gibi popüler hale getirilip, hediyelik eşya olabilir.
Pazar daha da geliştirilip cazip ve estetik hale getirilerek turizmin
yan sanayinde aşama sağlanabilir. Doğu Beyazıt İshakpaşa Sarayı’ndan
Bodrum Kalesine, Dolmabahçe Sarayının abidevi kapısından, İzmir
ve diğer kentlerin tarihi saatli saat kulelerine, Bursa teleferik
kabini, Tarsus’ta ki Nusrat mayın gemisi, Milas, Muğla gibi evlerin
karakteristik bacaları, kapı tokmağı örnekleri, antik taş köprüler,
cumbalı ahşap evler, tarihi deniz fenerlerimiz ilk akla gelenler
oluyor. Boğazın ünlü yalıları, hatta ülkemiz kuş türlerine, Van
kedisi, Denizli horozu, Kangal köpeği, Birecik kelaynak kuşu, Selçuk’ta
güreşen develer, Artvin’de boğa güreşlerini temsil eden kompozisyonlara
varıncaya kadar kâh anahtarlık, kâh maket, kâh biblosuyla tanıtım
ve koleksiyon yapılmayı bekleyen yüzlerce çeşit hazinemiz var.
|
|