Anadolu’nun her yerinde öne çıkan bir özellikler bulunuyor. Bu simgesel özellikler
kimi zaman yöreye has bir ürün, kimi zaman yöreyle bütünleşen bir hayvan, kimi
zaman folklorik el sanatı olarak karşımıza çıkıyor.
Birçok kentte ise bazen
bir saat kulesi, bazen bir kale, tarihi eser kentin anıldığı bir simgesel sembol
olurken, bir başka yerde de yöre tarihine adını yazdırmış kişilerin heykelleriyle
anılıyor.
Anıtlaşan heykellerin, sembollerin çevresi meydan olarak düzenleniyor
veya düzenlenmiş meydanların, kavşakların, parkların ortasında yer alıyorlar.
Her birinin öyküsü, efsanesi, geçmişi var.
Sembolleşmiş heykellerin bulunduğu
il’e, ilçeye, köye girenler, hatta yoldan geçenler, daha ilk adımda bulundukları
yerin en önemli özelliğiyle tanışmış oluyorlar.
Bazı yerlerde bir, bazı yerlerde
birden fazla simgesi olanlarda var, komşu ilin veya bir başka yerin sembolünü
alıp kendisine mal edip sembol karmaşasına sebep
olan
da görülüyor…
Sembollerle Anadolu başlıklı bu çalışmada Anadolu’ya doğru bir
tura çıkacak, yörelerde nelerin sembolleştirildiğine, nerelerin nelerle anıldığına,
nelerin unutulduğuna bakacağız.
Yağlı
Güreş, Koca Sinan
Gezimize Trakya’dan başlarsak Edirne ilimizde il ile
simgeleşen, bütünleşen iki heykel tüm haşmetiyle karşımıza çıkıyor. Bunlardan
birincisi İhtişamıyla göz kamaştıran Selimiye Camisinin mimarı Koça Sinan heykeli,
diğeri ise tarihi değere sahip Kırkpınar yağlı güreşlerinin sembolü, güreşen güreşçi
heykeli.
Edirne’den ayrılıp İpsala’ya gidersek çevrenin çeltik tarlaları ile
dolu olması sebebiyle pirinç eken kız heykeli İpsala’nın sembolü durumuna gelmiş.
Truva
Tahta Atı
Çanakkale ve tarihi ilçesi hiç şüphe yok ki Türkiye’de en fazla
anıtı, heykeli olan kutsal kentlerimizin başında gelenlerden. İlin simgesi Truva
antik kente ait olan ve tarihe tahta at olarak geçen ahşap heykel. Çanakkale limanı
sahilinde bulunan tahta at Truva filminde ki rolünü tamamlayıp sahildeki yerini
alıvermiş. Milyonlarca turistin ziyaret ettiği kente gelip de tahta atın önünde
fotoğraf çektirmeden ayrılan neredeyse yok gibi.
Çanakkale’den ayrılıp Ayvacık
tarafına geçtiğimiz zaman bizi ineğinden süt sağan bir köylü kadını heykeli yolun
yanı başında selamlıyor. Türkiye piyasasında önemli yeri olan Ezine tam yağlı
beyaz peynirlerinin vatanına geldiğinizi hemen oracıkta anlıyorsunuz.
Güzellik Yarışması
Kompozisyonu
Tarihte
dünyada ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yer olarak geçen İda Dağı, günümüzde
ki ismiyle Kaz Dağı her gün safariye çıkan turistleri ağırlıyor. Rehberler, yerli
yabancı turistlerin oluşturduğu gruplara güzellik yarışmasının geçtiği yeri anlatıyorlar
ama yarışmanın sembolize edildiği heykel, ülkemizin rağbet gören tatil merkezlerinden
biri olan Altınoluk meydanında görülüyor.
Etrafı çiçeklerle süslü kavşakta
yer alan kompozisyonda yarışma sembolize ediliyor.
Paris İda Dağındaki mutlu
yaşamını sürdürürken Olimpos'da da bütün tanrılar şölen yapmaktadırlar. Kavga
Tanrısı Eris üzerine "En Güzele" yazılı elmayı masanın ortasına atar.
Zeus'un karısı Hera "En güzeliniz benim" diyerek altın elmayı almak
ister. Afrodit itiraz ederek "Benden güzel kimse olamaz" derken, Akıl
ve zekâ tanrıçası Athena da işe karışır ve Zeus'tan hakemlik yapmasını ister.
En güzeli seçmekte zorlanan Zeus ise seçimi İda Dağında çobanlık yapmakta olan
Paris'in yapacağını belirterek gönderir. Ağaç altında otururken üç güzelin yanına
gelip niyetlerini açıklamasıyla önceleri şaşıran Paris, Hera'nın Asya Kralı olma,
Athena'nın akıl ve başarı verme vaadine aldırmayarak, Afrodit'in kendini güzel
seçtiği takdirde dünyanın en güzel kadınının kendisinin olacağını söylemesi üzerine
Paris altın elmayı Afrodit'e uzatır. Böylece bütün tanrılar altın elmaya sahip
olan Afrodit'i en güzel tanrıça kabul ederler. Bu şekilde efsaneye göre dünyanın
ilk güzellik yarışması İda dağında yapılmış olur. Efsaneyi Altınoluk sahiplenir,
konuyu sembolleştirip meydana diker.
Efsanesiyle
Ünlü Sarı Kız Heykeli
Kaz Dağlarında kaz güden bir kızın hikâyesini anlatan
efsaneler, çevrilen filimler, hikâyenin geçtiği mekânı merak edip gelen turistlerle
dolup boşalıyor.
Bir zamanlar bronz renkte iken, sonradan altın rengi yaldız
boya ile boyanan kaz güden Sarı Kızın heykeli ise Akçay sahilinde fıskiyeli bir
havuzun ortasında yükseliyor.
Yazlıkçıların cenneti Akçay, serin esintili
havasıyla sırtını Kaz dağlarına yaslamış bir tür şifa merkezi. Yöreye gelenler
Kaz Dağlarına yapılan günübirlik safari turlarına katılıp Sarı Kızın efsanesini
gezi boyunca rehberlerin anlatımıyla dinliyor, sonrada sahil gezileri sırasında
belki de Türkiye’de bulunan ve hatlarıyla, ölçüleriyle en güzel kadın heykellerinden
biri olan Sarı Kız heykelini görüyorlar.
Heykel konumu, estetiği ile öylesine
güzel yapılmış ki, Sarı Kız heykeli ile birlikte beraber fotoğraf çektirmek isteyenler
yüzünden üzerine “Heykele çıkmak yasaktır” tabelası konulmasına bile
neden
olmuş.
Akçay’da
Deniz Kızı ve Pegasus Kanatlı Atı
Akçay’ı biraz daha geçip, Edremit Körfezinin
kıyısına geldiğimiz zaman bizi uçsuz bucaksızmış gibi görünen Ören plajları karşılıyor.
Denizle kumsalın buluştuğu kayalık üzerinde bulunan bronz heykel ise Ören’e simge
olan yarısı balık, yarısı insan olan Deniz Kızı heykeli. Ören’e gelen ziyaretçilerin
bilhassa plaj konuklarının mutlaka anı fotoğrafı çektirdikleri heykellerden biri
olan denizkızı, gerçekten Ören’de yaşamış mıdır bilinmez ama bu kompozisyonu,
Gazipaşa’da, Taşucu’nda da görebiliyorsunuz.
Burhaniye Ören, yetinmeyip Pegasus
Kanatlı Atı sembol kabul edip heykelini de dikmiş.
İzmir Saat Kulesi
Ege gezimize kıyıdan devam ediyor ve İzmir’e geliyoruz. Kentin kalbi Konak Meydanında
atıyor. Her İzmirli gibi İzmir’e dışarıdan gelenlerin de mutlak ziyaret noktalarının
başında gelen meydanda bulunan İzmir Saat Kulesi, adeta bir zarafet örneği olarak
gece gündüz görenlerin hayranlıkla izlediği simgesel eser özelliğini yıllardır
koruyor.
İzmir’den ayrılmadan önce Çeşme yarımadasına doğru yol alırsak bu
defa dünyanın önemli sörf parkurlarından birine sahip Alaçatı’ya geliyoruz. Bir
zamanlar değirmenleri ile ünlü Alaçatı’da günümüzde sörf diğer özelliklerin önüne
geçmiş olmalı ki yerleşim birimlerinin girişinde bulunan değirmenin tepesinde
sörf yapan sörfçü heykeli Alaçatı’ya sembol olmuş. İzmir’den Selçuk’a geldiğimizde
Meryemana kilisesi önünde küçük boy bronz bir Meryem ana heykeli bulunuyor.
Milas Gümüşkesen Mezar Anıtı
Baltalı kapısı, bacaları, halıları
ile ünlü 27 antik kente sahip Milas ilçe merkezine gelenler, Gümüşkesen Mezar
Anıtının sembolik maketinin bulunduğu meydandan dönerek planlı, programlı imar
edilmiş düzgün sokaklarla iç taraflara ulaşıyorlar.
Gerçek Gümüşkesen Mezar
Anıtı çevresi bakımlı ve düzenli bir park içinde görülüyor. Mezar Anıt ülkemizde
tüm elemanları ayakta kalabilen antik çağın tek mezar anıtı olma özelliği taşıyor.
İlçenin simgesi sayılan ve yüksek kaidesi üzerinde köşelerde kareye yakın ortalarda
elips biçimli 12 sütunlu galeriye sahip mezar anıtta, bindirme tekniği ile mermerden
yapılmış piramit çatı yükseliyor. Bodrum'da ki Mauseoleum'dan esinlenerek M.Ö.1.yy
ila M.S. 1.yy arası yapıldığı sanılıyor.
Bodrum
Güllük Yunuslu Çocuk
Iasos günümüz ismiyle Kıyıkışlacık köyünde yaşanan
efsaneye göre Iasos’ta asırlardır dilden dile, kulaktan kulağa aktarılıyor. Olay,
Iasos’taki erkek çocukların gimnazyumda çalıştıktan sonra denizde yıkanmaları
geleneğinin sürdüğü günlerde yaşanıyor. Çocuklar denizde yıkanırlarken, kıyıya
yaklaşan bir yunus çocuklardan birini sırtına alıyor. Çocukla birlikte açıklara
giden yunus, bir süre sonra çocuğu yeniden kıyıya bırakıyor. Bunu duyan İskender,
çocuğu Babil'e getirtiyor ve deniz tanrısı Poseidon'un rahibi yapıyor. Öykü burada
bitiyor ama Iasos’lular bu olayı kolay kolay unutamıyorlar. Hatta M.Ö. 3.yy. de
çıkarılan madeni paralarında, koluyla yunusun sırtını tutmuş biçimde yüzen çocuk
tasvirlerine yer veriyorlar. Iasos’un en değerli hazinelerinden biri olan ''Yunuslu
Çocuk'' heykeli, Selçuk'daki Efes Müzesi'nde bulunuyor. Yapılan heykeli ise Bodrum
Güllük’te görülüyor.
Demre’nin
Noel Babası
İlk ismi "Demre" idi. Sonraları "Kale"
oldu. Son yıllarda ise yine Demre olarak anılıyor. Antalya'nın bu şirin ilçesi,
yaz mevsiminde olduğu kadar yılsonu yaklaşırken de ziyaretçi akınına uğruyor.
Bunun nedeni ise ilçedeki tarihi St. Nikolaus Kilisesi ve bahçesindeki Noel Baba
heykeli. Çocukların, denizlerin ve gezginlerin koruyucusu sayılan St. Nikolaus
Kilisesi, en önemli ziyaret yeri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle de yurt dışından
gelen katılımcılarla her yıl çeşitli etkinliklere sahne oluyor. Noel Baba ilçenin
sembolü sayılıyor.
Finike
Portakalı benimsemiş, Kumluca Domatesi
Antalya Kale içindeki Yivli minareyle
anılırsa da, kent merkezinde Portakal heykeli sembolize edilmiş. Gazipaşa, Taşucu’ndan
esinlenip güneşi tutan Deniz Kızını simgeleştirip Mersin-Antalya yolunun ortasına
dikmiş.
Silifke Folkloru,
Keklik Heykeli
Mersin Antalya sahil yolunda ilerlerken bir de bakıyorsunuz
boynu halkalı kocaman bir keklik heykelinin yanındasınız. Hafızanızı şöyle bir
yokladığınız zaman kekliği düz ovada avlarlar türküsü geliveriyor, trafik ışıklarının
size yeşil yanmasını beklerken, aracınız büyüklüğünde ki keklik heykelini de inceleme
imkânı buluyorsunuz.
Yolunuz Mut tarafına ise Silifke kalesine doğru tırmanmaya
başladığınızda bu defa kaşıklarla oynarken sembolize edilmiş folklorcu heykel
grubu ile karşılaşıyorsunuz. Bu defa Silifke’nin yoğurdu ah seni kimler doğurdu
türkü satırları nameleriyle hatırlıyorsunuz.
Anamur
Muz Taşıyan Kadın, Mut Kayısılı Kadın, Mersin Barış Güvercini, heykelleriyle karşımıza
çıkıyor. Mersin sahilinde yer alan temalı parklarda tüm hayvan figürleri görülüyor
ama bunların hiç biri kentin sembolü sayılmıyor.
Tarsus
Şahmeran Hamamı, Heykeli ve Efsanesi
Vakıf İşhanı'nın yanında bulunan
eski hamam aynı zamanda "Altından Geçme" olarak da bilinen Roma Hamamı
sınırları içinde yer alıyor. Romalılardan kalma temel üzerine Ramazan oğulları
tarafından yapıldığı bilinen hamamın plan biçimi ve ölçüleri Türk hamamı özelliklerini
taşıyor. Restore edilerek hizmete sunulan dört eyvanlı yapı, sıcaklık ve halvet
kısımlarından oluşuyor. Efsanevi Şahmeranın bu hamamda öldüğü söyleniyor. Bu nedenle
hamam Şahmeran Hamamı olarak anılıyor. Günümüzde, kent merkezinde fıskiyeli bir
süs havuzu içinde bronzdan yapılmış heykeli yer alan Şahmeran, geçmişte yılan
gövdeli ve erkek başlı bir yaratık olarak biliniyor.
Efsaneye göre yılanların
kralı Şahmeran, Tarsus kralının kızına âşık olmuş. Güzel prenses Eski hamamda
yıkanırken, Şahmeran hamamın üzerine çıkıp kubbe deliğinden gizlice onun yıkanışını
seyredermiş. Bir defasında yine seyrederken hamamın içine düşmüş ve prensesin
koruyucuları Şahmeran'ın başını keserek onu öldürmüşler. Bugün hamamın iç duvarlarında
ki kırmızı lekelerin Şahmeran'ın vücudundan fışkıran kan izleri olduğuna inanılıyor.
Akdeniz
gezimiz sonrası biraz da iç kısımlara doğru devam ediyoruz ve Urfa’nın Birecik
ilçesine geliyoruz.
Anıtlaşan Kelaynaklar
Nesli tükenmekte olup koruma altında bulunan bu nadide kuşlar Birecik ilçesiyle
öylesine bütünleşmişler ki Birecik ile beraber anılır olmuşlar. Üretme çiftliklerinde
çoğaltılmaya ve korunmaya çalışılan kelaynaklar için yöreye binlerce turist geliyor.
İlçeyi karşıdan görmeye başladığınız anda köprünün yanı başında bir çift kelaynak
kuşunun sembolize edildiği heykeli de görüyorsunuz. Kelaynaklar Türkiye’de sadece
Birecik’te yaşadıkları için aynı zamanda ilçenin turizmden önemli miktar kazanç
sağlamasına neden oluyor.
Kangal Köpeği
Sivas ili Kangal ilçesi
yaklaşımında bulunan kavşakta dev bir köpek heykeli yükseliyor.
Bu köpek,
sadık, akıllı, becerikli ve hafıza gücü nedeniyle dünyanın önemli köpek türlerinin
başında yer almasıyla ayrı bir yere sahip. Kangallılar köpeği öyle bir yere ve
öyle bir ebatta dikmişler ki etrafında dönen araçlar köpekten bile küçük görünüyor.
Van Kedisi,
Kars Kazı, Giresun Fındığı
Van ilininde farklı renkte gözleriyle tanınan
Van Kedisi, Dünyada sadece Van Gölü'nde bulunan inci kefali heykelleri boy gösteriyor.
Kars’ın Kazı sembol heykel olmuş. Giresun Belediye binası önüne yörenin bir numaralı
gelir kaynağı Fındık’ın heykeli dikilmiş. Heykel tasarlanırken kadınla erkek fındık
işçisinin dayanışma içinde olduğunu, sırt sırta vererek, fındık küfesini baş tacı
edercesine başlarının üzerine kaldırılışı sembolize edilmiş.
Amasya
Ferhat Şirin
Ferhat ile Şirin’in yaşadığı masalsı aşkın geçtiği Amasya’da
hikâyenin kahramanlarının heykelleri Yeşilırmak kıyısına dikilmiş.
Sinop’ta
Diojen Konya Mevlana, Zonguldak’ta kömür madenini bulan Uzun Ömer ben buralıyım,
buradayım dercesine sembolize edilmiş.
Heykelleşen
Horozlar
İç kısımlara yapacağımız gezilerde yolumuza çıkan sembollerden
ilki kentin çeşitli yerlerinde tek renk ve boyanmış modelleriyle horoz heykelleriyle
tanıdığımız Denizli ilk durağımız oluyor.
Denizli’ye girişte, Acıpayam’da
horoz heykelleri boy gösteriyor.
Kentin simgesi olan ve koruma çiftlikleri
bulunan Denizli, üç dakika kesiksiz öten, sonra da nefessiz kalıp düşüp bayılan
horozlarıyla ünlü.
Denizli’de tekstil ürünleri, halıcılık, tarihi kentler,
mağaralar, benzersiz özellikli travertenler, şaraplar, çerezler, yöresel yemeklere
varıncaya kadar birçok ünlenmiş özellik var ama Denizli deyince ilk akla gelen,
kente simge olmuş horozlar oluyor.
Geyve
Elması
Aydın ili Aphrodisias antik kenti yıl boyunca önemli sayıda ziyaretçi
ağırlıyor. Antik kente gelenlerin büyük bölümü elmasıyla ünlü olup bir de heykeli
dikilen Geyve’den geçiyorlar. Kimseye bir şey sormanıza gerek kalmıyor, heykeli
görünce demek ki Geyve’nin elması ünlüymüş diyorsunuz.
Bursa
Karagöz Hacivat
Bursa’da yaşadığına inanılan Karagöz Hacivat, unutulmaz
gölge oyunu kahramanı olarak günümüze kadar gelmiş. Kahramanların gölge oyununda
göründüğü gibi sembolize edildiği heykel ise çekirge semtinde popülerliğini koruyor.
Mudanya’nın
Yunusları
Marmara Denizi’nin insan dostu yunus balıkları, Bursa ilinin
Mudanya ilçesi girişinde sempatik halleriyle yer alıyor. Anı fotoğrafları çekilen
yunus heykeli kadar bir başka önemli sembol de Mütareke Müzesi önünde bulunan
barış güvercini sayılıyor. Mudanya’nın meydanları süsleyen sembolleriyle beraber
Güzelyalı sahilinde yer alan ve dörtnala koşan atın heykelini de, At haraların
çokça bulunduğu Karacabey’de de görmek istiyor insan.
Akşehir
ve Sivrihisar’ın Nasrettin Hoca Heykelleri
Bir heykeli Sivrihisar’da bulunan
Nasrettin Hoca’nın heykeli altında “Burası Dünyanın Merkezidir” ibaresi yer alıyor.
(1208-1284) “Mezarımı ziyaret edenler bizi gönüllerinden geçirip gülsünler. Şu
yalancı dünyada somurtanlara acırım”. Diyen N.Hoca Sivrihisar’ın Hortu Köyünde
doğdu. İlköğrenimini köyünde babası Abdullah’tan öğrenmiş, daha sonra o dolaylarda
ün kazanan mutasavvıf Seyit Mahmut Hayrani hocadan ders almak ve ona katılmak
için Konya’ya gitmiş. Öğrenimini Konya medresesinde tamamlamış.
Sivrihisar’la
Akşehir’de imamlık, müderrislik yapan ve 1237 de gelip yerleştiği Akşehir’i çok
seven N. Hoca burada evlenmiş, burada ölmüştür, türbesi Akşehir’de Nasrettin Hoca
mezarlığındadır. Onun dağda odun kesişinde, göle yoğurt çalışında, camide vaaz
edişinde, mahkemede kadı oluşunda, kısacası her hareketinde, insanlığın düzensiz
yapısı gülümsemekte böylece Nasrettin hoca kabına sığamayan bir insan olarak Türkiye
sınırlarını aşmakta ve yeryüzüne yayılmakta her toplumda dile gelmektedir.
N. Hocanın diğer bir heykeli de Akşehir’de eşek üzerinde giderken görünüyor.
Kütahya’nın
Cini Vazosu
Şimdilerde birçok ilin içine girmeden çevre yoluyla dışından
geçiyor şehir içi trafiği ile muhatap olmuyorsunuz. Bu zamandan kazanç sayılabilir
belki ama ciniler diyarı Kütahya’nın kent merkezinde bulunan içinde gözleri, ruhu
ve çevresini serinleten sular fışkıran cini vazosunu görmek için kente girmeye
değiyor. Özellikle İstanbul-Antalya yolculuğu sırasında Kütahya’dan geçenler dev
vazonun etrafında dönerken cini vazoyu doya doya görme imkânı buluyorlar. İlin
simgesi olan vazo meydana çok yakışıyor.
Avanos
Çömlek ve Halı Dokuma
Bir zamanlar ekonomik gücü olan el halıcılığı günümüzde
önemini kaybetmiş görünse de Kapadokya Bölgesinin halı merkezlerinden biri olan
Avanos’ta heykel olarak yaşamına devam ediyor. Heykeltıraş Kenan Yontunç tarafından
tasarlanıp yapılan heykel yörenin iki önemli el sanatını ifade ediyor. Avanos
çömlekleri müze örneklerinden kopyalanarak çoğaltılmasıyla turistlerin dikkatini
çekerken Avanos halılarına ancak yaşlıları odalarında rastlanabiliyor.
Devrek Baston
Sembolü
Kızılcık sopasından yapılan bastonlarıyla ünlenen Devrek’te ilçe
merkezinde kocaman bir baston heykeli bulunuyor.
Etrafında bulunan parkta
mola verip dinlenenler, baston heykeline bakarken belki de dünyada ki tek baston
heykeline bakıyor oluyorlar.
Ankara Hitit Güneşi
Başkent Ankara
Kalesiyle anılıyor. Ankara’nın kedisi, keçisi, tavşanı sembol olmuş ama heykeli
yok. Sıhhiye Meydanında görülen Hitit Güneşi sembolleşip Ankara ile özdeşleşmiş.
Mudurnu Tavuk
Bir zamanlar Osmanlı’nın önemli tavuk üretim merkezlerinden olan Mudurnu sarayın
tavuk ihtiyacını karşılamasıyla tanınmış. Mudurnu tavukçulukta uzun bir süre duraklama
dönemi geçirse de tekrar eski günlere dönmenin hayaliyle çalışmalara devam ediyor.
İlçe merkezinde görünen tavuk heykeli ile en az denizlinin horozu kadar ünlenmeyi
bekliyor.
Gölcük Simgesi Yavuz’un
Pervanesi
Şanlı Yavuz zırhlısının pervanesi Gölcük’ün simgesi. Bir zamanlar
ressamların tablolarına konu olan, adına besteler yapılan başarıdan başarıya dümen
kırmış olan Yavuz zırhlısının dört pervanesinden biri Gölcük’ün simgesi olmuş.
Donanma Komutanlığının himayesinde saklanan pervane E-130 karayolu üzerine, Amiral
Sağlam Caddesi girişinde bulunan kaide üzerine yerleştirilmiş.
İstanbul’un
Nesi?
İlk akla gelen Kızkulesi belki ama yinede tek başına ne Ayasofya,
ne Sultanahmet, Süleymaniye Camii, ne Topkapı, Dolmabahçe, Beylerbeyi Sarayı İstanbul
sembolü olamıyor. Biri çıkıp Galata Kulesi de olsun derken, diğeri, Ortaköy Camisi,
Boğaz köprüsü, Kapalıçarşı, Laleler olsun diyebiliyor. Haydarpaşa’ya boğaz girişine
yapılması düşünülen at üstünde Fatih Sultan heykeli de sunulan öneriler arasında.
Ne var ki 100 yıllık Galata Köprüsünü, pulunu bile basmadan bir kenara attık.
Dünyanın en eski ikinci metrosu olan Beyoğlu tünelini de 135. Yılını kutlarken,
bir pulunu henüz basamadık. Kentin simgesi olabilecek cumbalı ahşap evlerin değerini
çok geç fark ettik. Milyonlarca yolcu taşımış kömürlü gemilerinden birini bile
göstermelik koruyamadık.
Sahi nedir İstanbul’un simgesi lunapark treni gibi
dolaşan tramvay mı, açık hava müzesi gibi önünden geçilen boğazın tarihi yalıları
mı, yoksa bu saydıklarımın hepsi birden mi?
Kadıköy’ün
Boğası
Kadıköy Altıyol da bulunan boğa heykeli Kadıköylülerin hem simgesi
hem de verilen randevularda buluşma yeri olarak tanınıyor. Hikâyesi ise oldukça
ilginç.
Alman Kralı II. Wilheim Osmanlı
Padişahı
II. Abdülhamit'i ziyaret ederken ülkesinden eli boş gelmemek için beraberinde
hediye olarak bir boğa heykeli getirmiş. Boğanın Almanya'dan çıktığı yolculukta
ilk durağı İstanbul'un Yıldız Sarayı bahçesi olmuş. Daha sonra Harbiye'de bulunan
önceki ismiyle Spor Sergi Sarayı, şimdiki ismi ile Lütfü Kırdar Salonu önüne,
beton kaplı alana yerleştirilmiş. Bir tarafında Hilton Oteli bir tarafında heyecanlı
basketbol taraftarlarının maçlara geldiği spor salonu arasında yıllarca durmuş.
Anı fotoğraflarına dekor olmuş. Günün birinde ani bir kararla boğa buradan alınıp
Taksim Parkı'na, daha sonra İstanbul'un Kadıköy yakasına, yani Avrupa'dan Asya'ya
taşınmış. Bir süre İskele karşısında bulunan parkta misafir edilmiş, vapur yolcusuyla
karşılaşır olmuş. Sonunda buradan da alınıp, şimdiki yerine yani Kadıköy Altıyol
Meydanına, araç ve yaya trafiğinin tam ortasına konulmuş. Boğa iri bulun deliklerinden
öfkeli nefes alır gibi sert bakışıyla, kendisine ayrılan çiçekler arasında ki,
zaten hareketli meydana daha da hareket katıyor. Buluşmaların yaşandığı, beklemelerin
yapıldığı kavşakta, adrese gerek görülmüyor. Gençler aralarında randevulaşırken
Cumartesi veya Pazar saat 14.00 de, belki de bir başka günün herhangi bir saatinde
"Boğanın önünde" demeleri yeterli sayılıyor.
Şile’nin Şile Bezi
İstanbul’un şirin tatil merkezi 150 yıllık deniz feneri olan Şile, çevresinde
ki köylerde dokunan el dokuması bezlerle tanınıyor. Evlerde dokunan Şile bezleri
Şile de kurulan pazarlara getirilip satıldığı için bu isimle anılıyor ve Şile
ilçe merkezinde Şile bezinin tasvir edildiği genç kız heykeliyle sembolize ediliyor.
Neler
yapılabilir derseniz
Dağı ile ünlü Ağrı’nın Doğu Beyazıt ilçesi İshak
Paşa Sarayı ile tanınıyor. Şimdilerde sık sık Nuh’un Gemisinin yeri ile gündeme
gelen bu ünlü ilçeye hayvan figürleri ile birlikte yapılacak dev bir Nuh’un Gemisi
kompozisyonu sembol olarak ilçeye turist ve renk katacaktır.
Her
yılın Ocak ayının ilk Pazar günü Selçuk geleneksel deve güreşleri düzenleniyor.
Önemli sayıda turist ağırlayan Selçuk, Efes antik kenti, Efes Müzesi, Meryem Ana,
Yedi Uyurlar Mağarası, Saint Jean Kilisesi, Artemis Tapınağı, Selçuk Kalesi, İsa
Bey Camisiyle tam bir kültür hazinesi olduğu düşünülürse, ilçeye süslü develerin
güreşini sembolize eden develer heykelinin konulması ilçenin diğer zamanlarda
da deve güreşlerinin merkezi olduğunu hatırlatacaktır. Örnekler Dalyan için caretta
carette kaplumbağası, Samsun’a sülün, Rize’ye arıbeyi, Foça için fok balığı ya
da tarihte adı geçen elli kürekli gemilerin sembolize edildiği heykellerle çoğaltılabilir.
İstanbul adaları faytonla, Bodrum, Datça Gulet, Trandil, Piyade tipi teknelerle
sembolleşebilir, simgelerle meydanlar süslenebilir.
Silivri tepsi yoğurtlarıyla
ünlü olduğuna göre unutulmaya yüz tutmuş askılı bir yoğurtçu heykeli Silivri’ye
yakışacağı gibi dünü bugüne bağlamada köprü görevi görecektir.
Kayseri’de
sucuk pastırma, mantı heykeli yapılamazsa Soğanlı’nın ünlü bez bebekleri, Kapadokya’ya
renk katabilir. Karaman’a Karaman koyunu sembolize edilebilir.
Bursa Uludağ
çıkışına kayak sporunu anımsatan bir heykel çevreye çok şey katabilir.
Erzincan’ın
Kemaliye ilçesinde yapılan kapı tokmakları yöreye has özellik taşıyacak bir sembol
olabilir.
Bugüne
dek yapılan statik heykellere de hareket kazandırılabilir. Örneğin Tekirdağ’a
yapılabilecek bir köfte sembolünün üzerinden dumanlar çıkabilir, Bursa’nın işlek
bir yerine konacak İskender Kebap döneri ekseninde dönebilir, iştahları kabartıp,
satışları artırabilir.
Antalya
Beşkonak mevkiine konacak akan sular arasında bir rafting botu, Golf sahaları
ile de ünlü Belek girişinde hareketli bir golfçu heykeli olabilir. Heykeller,
Alanya, Side, Manavgat yönüne giden turistleri etkileyebileceği gibi, Fethiye’de
yer alacak yamaç paraşütü heykeli, Baba Dağını bu sporu yapacak olanlara heves
uyandırıp hatırlatmaya yetecektir. Su altı dalış sporları düzenleyen Marmaris
geç kalmadan balıkadam heykelini, sahiplenerek sembol olarak kullanabilir.
Bodrum, kalesi yel değirmenleri, amforaları, su altı müzesi, cennet koylara gulet
tipi teknelerle çıkılan mavi yolculukları, eğlenceleri, sandaletleri ile de ünlü
fakat hatırda kalacak bir sembol heykeli dikilmemiş.
Sembol
Karmaşası
Düzce’nin Türkiye’de turizmin ilk başladığı sahil ilçelerinden
biri olan Akçakoca merkezinde tam bir sembol karmaşası yaşanıyor. İlk bakışta
temalı bir park zannedilen sahil parkında sayısız hayvan figürleri, tarım arabaları,
mısır saklanan
kulübeler,
tekerlekli dinlenme bankları, saat kulesi arasında konulan Akçakoca, Konuralp
heykeli yörede öne çıkan sembolün ne olduğu hakkında karar vermenizi güçleştiriyor.
Ayvalık Cunda Adasında ise daha farklı bir tablo ile karşılaşıyorsunuz. Konya’ya
mal olmuş sema gösterisi ve semazenleri anımsatırcasına içkili restoranların sırayla
bulunduğu Liman Caddesi üzerine bir semazen heykeli yerleştirilmiş!
Eskişehir
ise Avrupa kentlerine benzemek uğruna kenti birçok heykelle süslemeyi yeğlemiş!
Elazığ
folklorunun simgesi Çayda Çıra Efsanesini kompozisyon olarak heykeli yapılmış.
Bolu’nun simgesi Köroğlu heykelleştirilmiş.
Kazı ile tanınan Kars’ta dikilen kaz heykeli yol geçecek diye kaldırılmış.
Ayvacık’ta süt sağan köylü kompozisyonunda yer alan inek heykeli, inek ile anılmak
istemeyenler tarafından tahrip edilmiş.
İlçe
tanıtımına katkı sağlamak için yaptırılan heykeller, semboller.
Ahlat Adilcevaz
Erciş yolu üzerine dikilen ceviz heykeli ilçenin simgesi.
Hakkâri Uludere
dağlarında yetişen ters lale ilçenin sembolü.
Van Gevaş ilçesi sembolü 700
yıllık Halime Hatun Kümbeti.
Sivas Gürün ilçesinde elma ve alabalık ilçe sembolü
olmuş.
Erzurum Oltu ilçesi hediyeliklerde ve takılarda kullanılan Oltu taşını
sembol kabul etmiş.
Malatya Darende ilçesi sembolü Zengibar adıyla anılan
Darende kalesi olmuş.
Nevşehir Ürgüp ilçe girişine sembol olarak üzüm salkımı heykeli koymuş.
Nevşehir
Gülşehir’de kilimcilik ilçenin sembolü olma yolunda.
Nevşehir Avanos dev Hitit
amforası heykeli yapımı sürüyor.
Şanlı Urfa Suruç ilçesi nar heykelini taştan
yapıp ilçe merkezine sembol yapmış.
Bitlis Ahlat ilçesinde kümbet sembol olarak
kabul ediliyor.
Muş Malazgirt ilçesinde Malazgirt Kalesi sembol kabul ediliyor.
Konya Ereğli, elma ve beyaz kiraz ilçenin iki simgesi.
Denizli Honaz ilçesinde
kiraz sembol haline gelmiş.
Aydın Söke ilçe sembollerinden biri de pamuk toplayan
kızlar olarak pamuk kızı heykel yapmış.
Sinop
Gerze ilçesinde Belediye Gerze Hacı Kadı horozu heykelini garaj çıkışına dikmiş.
Dünyanın seçkin ırklarından olan Hacı Kadı Horozunun yanı sıra bir zamanlar Rusya’dan
kaçıp gelen Beyaz Balina Aydın da ilçenin sembolü sayılıyor.
Giresun Tirebolu
Tirebolu Kalesini ilçenin sembolü olarak tanınıyor.
Giresun Şebinkarahisar’da
ilçenin sembolü Şebinkarahisar Kalesi.
Rize Pazar, ilçede bulunan Kız Kalesi
sembolüyle anılıyor.
Samsun 19 Mayıs ilçesi sembol olarak tarihi saat kulesini
benimsemiş.
Kastamonu Abana ve İnegöl ev maketlerini sembol yapmış.
Tokat
Pazar ilçesi 125 yıllık Çınar ağacı simge olarak kabul ediliyor.
Bursa
Yıldırım ilçesinde belediye güç ve birlikteliği simgeleştiren
beş metrelik timsah heykeli yaptırmış.
Bursa Gemlik ilçesinin sembolü Zeytin Adam.
Bursa Mustafa Kemal Paşa ilçesi Kemal Paşa tatlısını simge
edinmiş.
Balıkesir Gönen ilçe sembolü pirinç olarak tanıtımlarında
kullanıyor.
Balıkesir Kepsut ilçesi sembolü şeftali olmuş.
Balıkesir Sındırgı ilçe sembolü Kertil çam kolonyası kabul
edilmiş.
Eskişehir Emirdağ, toprak ev maketlerini sembol olarak
değerlendirmiş.
Bolu Göynük, İlçede zafer kulesi sembol olmuş.
Kastamonu-Taşköprü'ye sarımsak heykeli dikilmiş.
İstanbul
Küçükçekmece’de bulunan Mimar Sinan Köprüsü ilçenin sembolü.
İstanbul Bayrampaşa, Enginar’ı ilçenin sembolü haline
yeniden geliyor.
Antalya’da
Alanya ilçesinin sembolü sekizgen yapılı Kızıl Kule.
Antalya Manavgat, şelale ve Manavgat ırmağını sembol olarak
tanıtımında kullanıyor.
Osmaniye Kadirli ilçesi sembolü turp olmuş.
Adana Ceyhan ilçesi Karpuz’u sembol kabul etmiş.
Hatay Dörtyol narenciye ürünlerini sembol yapıp refüjleri
bu heykellerle süslemiş.
Yöneticilerin,
belediyelerin konuya daha fazla önem vermeleri halinde, sembol heykeller kendini
yeteri kadar tanıtamayan yörelere, köylere, beldelere, buralarda yaşayan esnafa
ve turizmden beklentisi olanlara daha faydalı olabilir.