Hazırlayan: Haluk Özözlü

Otomobil Camları
Otomobil bakımında dikkat edilmesi, özen gösterilmesi gereken yerlerden biri de aracın camlarıdır. Temiz ve bakımlı bir cam, sağlıklı ve güvenli bir görüşle rahat ve keyifli bir sürüş sağlayacaktır. Mevsim ne olursa olsun otonun özellikle ön ve arka camları için bazı önlemler alınması gerekir. Ön camın baş düşmanı, önünüzde seyreden aracın geriye fırlattığı taş ve kum tanecikleridir. Bu tanecikler, kumlu ve topraklı zeminde ön cama ve boyaya hızın ve rüzgarında etkisiyle sertçe çarparak, çok küçük ama zararlı çukurlar açar. Zamanla zerre kadar küçük toz tanecikleri bu çukurlara dolar ve aracın içinden bakışta yağlı bir görüntüye neden olur. Gece yolculuklarında karşıdan gelen far ışıkları karşısında görüş zorlaşır ve sisli bir perde akasından bakıldığı farkedilir. Camın bir başka düşmanı ise, tozlu durumda kuru bezle silinmesidir. Gözle görülmeyecek kadar ince bir emisyon halinde camlara yağan kent tozları kuru bezle silindiği anda beze yapışarak zımpara etkisi verir. Haliyle camın çizilmesine, matlaşmasına neden olur. Yağışlı havalarda öndeki aracın altından akarak geriye savrulan yağlı çamurlar, cam sileceğinin bıraktığı izlerle bu çiziklere yerleşir, görüş zorlaşır. Ve cam 5 yıl içinde ömrünü tamamlar. Bu süreyi uzatmak için camlar daima suyla yıkandıktan sonra silinmeli, kurulamak içinde hav bırakmayan bezler veya gazete kağıdı kullanılmalıdır. Cam silecek suyuna rahat çalışmasını, lastikle camın temasını en aza indirmesini sağlamak amacıyla ilave katkı maddeleri koymalıdır. Güneş altında kalan araçta cam sileceklerinin kauçuk bölümleri sertleşerek Çalışmayı zorlaştırabilir. Bu nedenle silecek motorları bakımdan geçirilmeli, lastiklerse değiştirilmelidir. Kışın ise çok soğuk havalarda donmaya karşı el freni çekilmediği gibi cam silecekleri de cama yapıştırılmamalıdır. Bütün bunlara rağmen en zor şartlarda karda, buzda, yağmurda, aracın kalkanı durumundaki camı korumak için kötü zeminlerde öndeki araçla mesafeli gitmeli, kum kamyonlarından dökülen ıslak kumlara karşı uygun zamana kadar sollama yapılmamalı, deniz suyunun rüzgarla beraber kıyıya vurup, etrafa zerrecikler olarak yapıştığı kıyı kesimlerine araç park edilmemelidir. Seyir halinde dışarıdan gelen taşlar havalı camlarda görüşü tuz-buz olup engelleyeceği için böyle bir durumda hemen cama içten vurup şoför kendine görüş sağlamalıdır. Mika karışımlı camlarda ise taş yara yapar ama asla dağılmaz ama görmeyi de engellemez. Çatlayan cam zamanla ilerleme gösterir. Günümüzde, delik delmek, çatlağı kaybedici ilaçlar kullanmak gibi yöntemler kullanılıyorsa da yine en zayıf nokta camın o bölgesi olur. Arka camlarda ise buğuya karşı rezistans devreye girmeli, buğu gidince rezistans kapatılarak sürekli açık kalan rezistansın yanması önlenmelidir. Rezistans tellerinin gerek temizlik sırasında silerken, gerekse park yerleri seçilirken güneşin tahribatına karşı önlem alınmalıdır.

Jant
Aracın normal seyri halinde sağlıklı yol alabilmesi, tekerleklere yapılan rot balans işleminin ideal şekilde olması, jantların şartlara uygun durumda olmasına bağlıdır. Bu nedenle jantlar dairesel bütünlüğü merkezinde olmalı çeşitli nedenlerle ortaya çıkan yamukluklar, darbe izleri oluşmuşsa giderilmelidir. Çelik ve demir olmak üzere ikiye ayrılan jantlarda çelik jant diye bilinen çeşit, aslında alüminyum alaşımlı olup hafif olması, istenilen model verilebilmesi amacıyla üretilmektedir. Sağlam ve dayanıklı olan tam demir jant ise bu avantajının yanında ağır olması, görsel estetik bakımından istenilen şekil verilememesi nedeniyle kullanışlı sayılmıyorlar. Günümüzde özellikle Ferrari grubu yarış araçlarında titanyum, magnezyum alaşımlı son derece hafif jantlar seçiliyor.

Jantlarda beliren problemler

Araçla girilen bozuk yollar, kasislerden hızlı geçişler, tekerleğin banketten veya çukura sert düşmesi, kaza sonucu çarpışmalar, patlak lastikle jant üzerinde gitmek alüminyum jantlar üzerinde kırılmalara, demir jantlarda yamulmalara yol açabilir. Sürücü direksiyon titremesinden balansın bozulduğunu anlar. Normal şartlarda her 10 bin km de balans ayarına girilirken, beklenmeyen ve sıra dışı karşılaşılan böyle durumlarda jant 100 tonluk prese sokularak düzeltiliyor. Göz ve el mahareti işleyen bu işlem sırasında ustanın becerisi burada belli oluyor.
Jant kırıkları, çatlakları ise statik kaynak ile gideriliyor. Jant ustaları diğer kaynak çeşitleri uygulansa da başarı sağlanması için statik kaynak uygulanmalıdır diyorlar.
6 inç ile 15 inç arası genişliğe sahip jantlarda rastlanan bu kırık ve çatlaklar yanaklara, dış kenarlara uygulanırken jant göbeğine bağlanan kollarda ki kırıklarda kaynak sağlıklı olmadığı için, riske girilmediği vurgulanıyor.
Jantlarda zamanla oluşan problemlere de rastlanıyor. Özellikle eski model araçların 20 yıllık jantların lastik oturan yerlerinde oksitlenmeler, paslanmayla oluşan kumlanmalar, karıncalanmalar başladığı görülüyor. Kanser gibi jant yüzeyinde ilerleyen bu paslanma jant direncinde azalmaya ve lastiğin hava kaçırmasına neden olurken, bu durumlarda jant yüzeyi iyice zımparalanarak, gerekiyorsa taşlanmayıp ve boyanıyor. Balans sırasında janta çakılan kurşun ağırlık yanından lastiğin hava kaçırması problemine ise az da olsa rastlanıyor.
İstanbul Maslak Atatürk Oto Sanayi Sitesi A blok No 100 de, 25 yıldır Jant tamiri ile uğraşan Bülent Derya özellikle alüminyum jant kullanan araç sahiplerinin kullanım süresince çok dikkat etmelerini tavsiye ediyor. Günümüzde 500 milyon ila bir milyar arası fiyatlanan jantların yanı sıra Porsche gibi lüks araçların tek jant fiyatının 1500 dolar olduğunu, dört jant ücretine neredeyse bir araç alınabileceğini vurguluyor. Sürücülerin uğradığı acelecilik ve dikkatsizlik sonucu en çok jant kırılmaları ile karşılaştıklarını, kırık, çatlakları kırık cinsine göre bir iki gün sürede statik kaynakla tamir edip, son aşamada jantları 10 değişik zımparalayla eski verniği üzerinden kaldırarak, yeniden koruyucu vernik sürüp orijinal haline getiriyorlar. Tecrübeli jant ustası, oksitlenme sonucu kararan nikelajlı alüminyum jantları parlattıklarını, ön dingil, arka kovan düzeltilmesi, tampon düzeltme, torna işçiliği, argon kaynak yaptıklarını belirtiyor.
Bülent Derya (Emre Jant) tel no: 0 (212) 276 47 93.

     

Jant Kapakları
Otomobilin görüntüsünü tamamlayan şık görünmesini sağlayan unsurların başında jant kapakları gelir. Özellikle Mercedes ve benzeri otomobillerin jant kapaklarında yer alan rakamlara bakarak otonun yaşı hakkında bilgi sahibi olabilir kasa serisini öğrenebilirsiz. Damgasız jant kapakları ise makbul sayılmaz. Krom çelik karışımı paslanmaz özellikteki kapaklar diğerlerine göre %30 daha yüksek ücretle fiyatlanırken kapakları kaybetmemek için çeşitli önlemlerde alınmalıdır. 80 km. hız yapan araçta kilitsiz jant kapakları hava sürtünmesi nedeniyle fırlayabileceği unutulmamalıdır. Lastiğin temas ettiği bozuk zeminli yollarda kasisi geçişlerinde, hatta hızlı girilen keskin virajlarda, metal yorgunluğunun da etkisiyle lastik ve jant arasındaki boşluklar kapakların janttan ayrılmalarına neden teşkil eder. Ayrıca, aracın park durumunda kaldırım platformuna temaslar kaldırım üstüne çıkış ve inişlerde jant kapağının janttan ayrıldığına sık sık rastlanır. Yollarda bulunan fırlayan tek kapaklar jant kapak satıcıları tarafından toplanarak uygun olma durumunda araç sahibini takım jant kapağı almaktan kurtarır.

 
Ön Konsol
Otomobilin camlarının boyasının çizilmesine sebep olan tozlar torpido ve ön konsolun olduğu kadar deri veya kumaş koltukların plastik ve ahşap bölümlerin de baş düşmanıdır. Tozlu yollarda seyir halindeyken açık camlardan araç içine dolan tozlar bulundukları yüzeylere konarak yapışır ve otonun hareketi halinde içerdeki hava sirkülasyonuyla uçuşarak sürekli tozlu bir ortamda seyretmenizi, hatta öksürtüp gözlerinizin yanmasına neden olur. Sık sık oto paspasları silkelenmeli, vakumlu süpürgelerle tozlar emilmeli, toz tutan yerler silikonlu ve anti-statik spreyler, kremler ile silinmelidir. Özellikle sert güneş ışınlarına maruz kalan araçların deri kaplı ön konsolları araç içinde oluşan sıcak havanın ve güneşin etkisiyle gerilir, sertleşir, hatta konsol üstünde yer yer çatlamalara neden olur. Yumuşatıcı özellik taşıyan bu koruyucular kapı içlerine kauçuk fitillere aracın torpido üstü, ön panel ve konsoluna sürülerek çatlamalar önlenirken, parlak bir görünüm, hoş bir koku ve esneklik sağlayarak deri aksamın ömrünü uzatır. Güneş altında yatan araçlarda mutlaka ön ve arka cama gölgelik kullanılmalıdır.

 
Oto Boyası
Aracınızı ne kadar korursanız koruyun, mutlaka zaman içinde boyasında matlaşmalar ve lekeler oluşup, saçında paslanma ve çürümeler başlar. Özellikle nemi yüksek sahil kentlerinde yüksek rutubet oranı otonun saç aksamında çürümeyi hızlandırır. Saç bölümündeki çürüme sadece dıştan olmaz. Yağışlı havalarda yol alan araçlarda tekerlekler döndükçe çamurluk içine zeminden alınan çamurlu su yapışır ve bu çamur çamurlukta kat kat birikerek bir tabaka oluşturur. Sürekli çamurlukta taşınan bu çamurlar bir yandan aracın çamurluklarının her ıslanışında geç kuruyarak saçın nemli kalmasına, çürümesine yardım ederken diğer yandan lüzumsuz bir ağırlık oluşturarak daha fazla yakıt tüketimine neden olur. Bu sebeple yağış mevsimi sonrası çamurluk içleri basınçlı su ile yıkanmalı. Temizlenen çamurluk içleri gerekiyorsa tabancayla tazyikle püskürtülen silikonlarla kaplanıp suya ve neme karşı korunmalı. Seyir halinde önden giden araçtan sıçrayan küçük taşlar boya üzerinde çarpmayla çukurlar açar. Bu çukurlardan giren su ve nem, kanser hücreleri gibi gelişme göstererek yürüyüp boya altında gözlerden uzak daha geniş alanlara yayılır, boyanın kabarmasına neden olur. Boya havuzuna batıp çıkışçasına su damlası gibi gözüken otonun boyasını koruyan aslında üzerine sürülen vernik ve daha önemlisi vernik üstü polish'tir. Hassas özellikli akrilik ve metalik boyalar, saç üstünde ince bir emisyon halinde bulunurken boyaya derinlik veren, kalın gösteren üstündeki vernikli tabakadır. Bu vernikli tabakanın konulması ise aracın son katı olan cilalı tabaka polish'in varlığına bağlıdır. Polish çizildikçe, aşındıkça su tutma özelliği artar, vernik ve boya zarar görmeye başlar. Özellikle güneşte araçtaki çizikler daha belirgin görülür. Bu çizik ve aşınmalara karşı dikkat edilecek faktörlerin arasında temizlik için bol su kullanılması gereklidir.
Araç Yıkama
Tazyikli yıkamalarda aracın varsa çatlak ve çukurlara giren sular tazyikin etkisiyle en ücra noktalara girerek orada paslanmayı, çürümeyi çabuklaştıracaktır. Dolayısıyla kurulama önem taşır. Aracın üzerinde biriken toz ve çamurlardan arındırmak için yumuşak bir sünger kullanılmalıdır. Kirli aracı silme sırasında sünger veya bezle yapılacak temizleme, zımparalama etkisi gösterir. Sert kıllı naylon fırçaların boyayı çizeceği unutulmamalıdır. Otomatik yıkama makinelerinin döner fırçaları ise bu hızlı dönüş ve temas sırasında polish'in aşınmasına hatta çizilmesine neden olabilir. Yıkama sırasında kullanılan deterjan seçimine de önem verilmeli, pasta cila yapılırken aynı zemin üzerinde itina gösterilmelidir. Yıkama sırasında birikecek veya mazgal, cam fitilleri arasından araç kapısı ve bagaj, ön kaput, hava giriş yolları içine girebilecek sulara karşı gider delikleri her daim açık olmalıdır.

Günümüzde fırça ve benzeri gibi temizlik araçları ile boya yüzeyine temas etmeden yıkama yapılabilmesi için teknoloji ürünü köpükle yıkamaya geçilmiş olup, aracın üzerine sıkılan köpük bir süre sonra dış yüzey üzerinde yapışmış olan tüm birikintileri yumuşatarak, eritip akıtmakta. Bu metotla köpük sonrası temizlenen araç, suyla yıkanarak yüzeye hiç temas etmeden oluşabilecek çiziklerden kurtarılmış, aynı zamanda köpüğün terkibiyle parlaklık kazanmış oluyor.


Oto boyasını güneş ışınlarından korumak için gölge park yerleri seçilmeli, boyanın bu ışınlardan etkilenip zaman içinde matlaşıp solabileceği unutulmamalıdır. Plastik oto örtüleri içinde güneşe bırakılan araçlarda örtünün sıcak altından eriyip aracın yüzeyine yapıştığı da görülmüştür.
 
Güneş altında gidilen uzun yolculuklarda yol kenarlarında bulunan oto duşları her ne kadar aracın saç aksamının, tavan kubbesinin serinlemesine yardımcı olursa da güneş altında yol alırken ısınıp genleşen saç ve boyanın bu ani soğutmalarda çatlayabileceği unutulmamalıdır. Çarpmalar sonucu kaporta ve tamirlerinde saçın havayla teması kesilmesi için zaman geçirmeden gerekli macun katları sürülmeli, astar ve boyayla saçın nefes alması engellenmelidir. Park eden sürücüler araç üzerine damlayabilecek pas ya da asitli eriyiklerin bırakacağı lekeleri düşünerek uygun park alanları seçmeli, boya üzerine düşen kuş pisliklerinin uzun süre kalması durumunda leke bırakacağı unutulmamalıdır. Kötü zeminlerde yol alan araçlar ön kaporta boyasını korumak için kauçuklu özel koruyucular kullanılmalıdır.

 
Kaporta Bakımı
Hiç şüphe yok ki kaportanın sağlamlığı aracın mukavemetini, dayanıklılığını artıran unsurlardan biridir.
Kasis, çukur ve benzeri yükseltilerden geçişlerde karşılaşılan sert darbelere her iki yandaki ön direkler muhatap olur. Ani çarpma anında beliren direnç aracın tavan kubbesine, kaportasına dağılırken şiddeti homojen biçimde yayılarak azalır. Bu nedenle kaportanın eşit düzeyde sağlam olması gerekir. Kaportanın uzun süre dayanıklılığını koruması, paslanarak çürümemesi ise önce dış etkenlere karşı boya, vernik, polişh ile mümkün olurken, iç yüzey ise kauçuk türü yalıtım maddeleri kaplamasıyla sağlanabilir. Buna rağmen nemli havalara sahip sahil kentlerinde ve garajlarda yatan araçlarda kaportalarda saç çürümelerine rastlanır.
Kimi zaman havalandırma mazgallarından giren su damlaları, zerrecikleri kaldıkları yerlerde paslanmaya yol açar. Kimi zamanda yağmur altında yapılan yolculuklarda, tazyikli su ile yıkamalarda, oto yol duşlarına serinleme amaçlı girişlerde boya çatlaklarından saç yüzeyine, far çevresine, kapı camları kauçuk aralarından kapı içlerine, su girer.
Eğer kapı içlerine giren sular için, su gider delikleri zamanla toz dolarak tıkanmışsa, içeri sızan su kapı altından akamayacağı için, kapı içi saçının eteğinde birikime neden olur. Bir süre sonra saçta ki paslanma çürümeye dönüşünce, boya kabarcık yaparak çürüme belirtisini dışa vurur. Artık saçı kurtarma adına yapacak bir şey kalmamıştır.
Çürüyen bölüm kesilerek çıkarılır ve yeni saçtan ilave kaynak yapılır, macunlanıp boyamaya hazır zemin elde edilir. Bilgisayar yardımıyla aynı renk tonu bulunarak hazırlanan boya ile araç eski durumuna kavuşur.

Garajda Kalan Otonun Bakımı
Uzun süre kullanılmayan ve garajda kalan araçlar için uyulması gereken bazı kurallar bulunuyor. Bunların başında aynı noktada yere temas eden lastiklerin omurgalarında deformasyona neden olabilecek duruş izi kalacağı için, mümkünse araç takoza alınmalı, yerle teması kesilmeli veya ara sıra aracın yeri değiştirilmelidir. Latiklerin yer yapmaması için lastiklere gereğinden fazla hava basılarak tekerleklerin yerle teması en aza indirilmeli.
Aracın elektrikle irtibatı akü başları çıkartılarak sağlanmalı ya da zaman zaman çalıştırılarak akünün tamamen boşalması engellenmelidir. El freni çekik bırakılmamalı bu şekilde fren telinin paslanarak içinden geçtiği spirale yapışması önlenmelidir.
Havanın nemiyle oluşabilecek oksitlenmeye karşı boya, cila ve polish korunurken, nikelajlı bölümlere kalın yağ sürülerek hava ile teması kesilmelidir. Garaja uzun süre bekleyecek otomobiller kuru olarak bırakılırken, araç içinde oluşabilecek kötü kokulara karşı plastik örtülerle kapatılmamalıdır. Cam lastiklere ve konsolun deri bölümlerine gliserin ve deri koruyucu spreyler sürerek çatlamalar önlenebilir. Paslanmaya neden olabileceği gerekçesiyle motor suyu boşaltılmamalıdır.

İklimin Araca Etkisi

Sert geçen mevsimlerin araca olan tahribatı çoğu zaman küçümsenmeyecek boyutlara ulaşır. Özellikle kış aylarında yolların buz tutmasına karşı, güzergah boyunca dökülen kalın tuzlar seyir halindeki araçların dönen lastiklerin yardımıyla çamurluk içlerine yapışır. Tuzlu çamurlar, gerek içten saçın çürümesine neden olurken, önden giden aracın savurduğu tuzlu sular araç yüzeyindeki boyaya zarar verir. Bu nedenle araç tuzlu bırakılmamalıdır.
Motor bölümüne zamanla biriken tozlar ve yağlar, emisyon teşkil edecek şekilde kalınlaşır. Bu tabaka motorun üzerinde ısınarak durduktan sonra da geç soğumasına sebep olur. Buna karşı motor bölümü de gerektiği zamanlar yıkanarak hararet yapıcı bu emisyondan arındırılmalıdır.


Motor Yağı Değişimi
Aracınızda motorun üstün performans gösterebilmesi, ömrünün uzaması motor yağının değişme süresiyle orantılı. Günümüzde uzun süre yol gidilebilen son teknolojiyle dayanıklı yağlar üretilmekle beraber, aracın yağ değişimini motorun devir hızıyla ilgili olduğunu unutmamak gerekiyor. Yüksek devirde kullanılan araçlarda motor sıcaklığı, aracın yol aldığı ortam yağ ömrünü kısaltabiliyor. Hiç şüphesiz tozlu toprak yollar yağın kirlenmesine neden olurken, saatlerce kilometrelerce durmadan gidilen yolculuklarda yağın ömrü zamanından önce niteliğini kaybediyor.
Kirli motor yağı aşırı ısıdan incelerek kayganlığını, koruyuculuğunu kaybediyor, sonuçta motor içinde aşınmanın artması kaçınılmaz oluyor.
Belli peridolarda motor yağı ve yağ filtresinin gecikmeden değişimi, motorun ömrünü uzatacaktır.
Aracın ve motorun tipi ve karakterine göre kullanılan yağ silindir içinde ki pistonların hareketinde verimli olabilmesi için olması gereken miktarın altında veya üstünde olmamalı.
Yağ seçiminde yaşlı aşınmış motorlar sıfır motorlar gibi ince yağ yerine daha kalın yağ kullanmaları uzman görüşüyle saptanmalı. Araç sürücüsü, buharlaşma, motor, conta yağ kaçakları, sızıntılar olabileceği ihtimalini göz önüne alarak yağ çubuğu gösterge hizasını zaman zaman kontrol etmeli.
Ayrıca motor üzerinde birikmiş yağ varsa bunlarda motor ısısının gereksiz artmasına, geç soğumaya neden olacağı için motor yıkanarak dış yağlardan da arındırılmalı.
Yağ değişimi sırasında motordan çıkan yağın rengi, kalınlığı, kayganlığı iki parmak arasında kontrol edilmeli. Yağ aşırı kirli ve özelliğini kaybetmiş görünüyorsa yağ değişimi daha kısa periyotlarda tekrarlanmalı. Unutulmamalıdır ki şehir içinde ki yoğun trafikte, durduk yerde motorun çalışması da kilometre yapmadan yağın kullanımı anlamı taşır.

Araç İçi Temizliği
Gözle görünmeyen, temiz sanılan, dış yıkamaya göre biraz daha fazla ihmal edilen hatta uzun süre ertelenen bu temizlik şekli, bilhassa uzun yolda ortaya çıkıp, sürücüyü rahatsız eder. Aracınız yeni veya eski de olsa zaman içinde gerek cam açıldığında, gerekse saçımıza, üstümüze konan, ayakkabılarla pas paslara taşınan tozlar birikir, nemle bulunduğu yere yerleşip yapışır. Tozlar aracın her kapı kapanışında oluşacak tazyikle, en ufak bir cam açmada, klima
veya havalandırma çalışınca, bulundukları yerden başta torpido gözü üstü, konsol, vites çevresi, koltukların altından, yanından, üstü kumaş kaplı döşemeden, kapı içi cepleri, cam içlerinden havalanıp araç içi hava sirkülâsyonuna katılırlar. Gözle görünmeyen toz zerrecikleri, çiçek tozları bir süre sonra örneğin 300-400 km yol aldıktan sonra boğazda oluşan gıcık nedeniyle gereksiz yutkunma, öksürme, hapşırma, gözlerde yanma, daha fazla göz kırpmalara, burun deliklerinde kaşınmalara neden olur. Toz etkisinden doğan yanma, uzun farlardan gelen sert ışıklarla gece yolculuklarında daha belirginleşir.
Böyle durumlarda sürücü ve araçta yolculuk yapanlar ya aracın tozsuz ortamda hızlı seyri sırasında, camları açıp bir süre giderek temiz hava dolaşımını sağlamalı, ya da bol ve sert rüzgâr alan bir yerde verecekleri ilk molada, aracın tüm cam ve kapılarını karşılıklı açarak aracı havalandırmalıdırlar.
En sağlıklısı kışın üşüten, yazın terleten suni deri yerine tercih edilen kumaş kaplı koltuklar vakumlu süpürgeyle hava çekilerek veya yüksek hava basıncıyla hava püskürtülerek tozlardan arındırılmalıdır. Paspaslar çırpılmalı, mümkünse yıkanmalı, toz bezinin giremediği yerlere koltuk altı ve hava borularına hava tutulmalı, kıyıda köşede kalmış toz veya polen dediğimiz çiçek tozlarının araç dışına atılması sağlanmalıdır. Mümkünse döşemeler toz tutmayan, deri koruyucu anti statik silikonla temizlenmesi, o yoksa nemli bezle silinmesi, daha rahat bir yolculuk yapmanıza imkân sağlayacaktır. Makbul olan bol oksijenli, tozsuz, kokusuz, dumansız hava teneffüs ederek yola devam etmek olup, bu ortam sürücüyü daima zinde tutacaktır.

Egzoz Kazanı
Dış etkenlere en fazla muhatap olan araç parçalarından biri olan egzoz kazanı motor çalıştıkça ısınır, yağmur, çamur, kar, yol tuzlanması gibi etkenlerle saç özelliğini kaybederek önce çürür, sonra çatlar, delinir, yarılır. İlk belirgin özellik motor sesinin değişimiyle fark edilir, ses artar, motosiklet sesi çıkar. Bazı durumlarda kazanı yenisiyle değiştirmek kaçınılmaz olurken, bazı durumlarda saçta ki çatlak veya çürüme durumuna göre kazan da beliren delik kaynakla kapatılabilir. Kazan çatlakları ya egzoz uç boruları yanından, kelepçelerden ya da kazanın imalatı sırasında birleşme köşelerinde ki kaynak noktalarında görülür. Araçta gerekli önlemler alındıktan sonra kaynakla yapılacak tamirat sonucunda aynı egzoz kazanıyla yağışlı mevsimi atlatarak, bir veya birkaç sezon daha kullanma imkânı bulunabilir.

Hava Filtresi
Motorun sağlıklı çalışması için yakıta ihtiyacı olduğu kadar temiz süzülmüş havaya da ihtiyacı vardır. Yakıt yakışının sağlıklı ve randımanlı olabilmesi için hava filtresinin süzgeç dilim araları temiz olması gerekir. Hava filtresinin temizliği ise motor yağının temizliğine etki eder. Hava filtresi ne kadar temiz olursa, araç ne kadar temiz, tozsuz, topraksız yolda seyrederse, hava filtresi de temiz kalacak, motor yağı da kullanım sonucu o kadar renk ve kesafeti ile istenen düzeyde temiz çıkacaktır. Olumsuz şartlarda ki yollarda, kaçınılmaz durumlarda, hava filtresi ve motoru azami koruma için mümkün mertebe yavaş seyredilmelidir. Hava filtresi süzgeç yaprakları arasına basınçlı hava püskürtmek veya renk, yağlanma, sertleşme belirgin hale gelmiş filtre özelliğini kaybederek görev yapamaz duruma gelmiş ise, yenisiyle değiştirmek motor temizliği sırasında ve bakım sırasında yapılması gerekenlerdendir.

Buji ve Platin
Aracın çalışmasında en önemli faktörlerden biri de marşa basınca motorun makul düzeyde ateşleme ile çalışmasıdır. Bujiler yeni, platin ayarı tamamsa sorunsuz bir çalışma sağlanır. Aksi durumlarda ömrünü doldurmuş kömürleşmiş bujiler, ayarı bozulmuş, eskimiş bir platin ile randıman düşer, motorun çalışmasında gecikme yaşanır, yakıt sarfiyatı artar, ritim bozularak motorun çalışması sürücüye zevk vermez. Motor yağı değişiminde yağ miktarı lüzumundan fazla olmamasına bujilerin yağlanmamasına bilhassa dikkat edilmelidir.

Akım Taşıyan kablolar
Aracın içine döşenmiş elektrik tesisatı en önemli ağlardan olup, en ufak bir kısa devre veya buna neden olacak ihmalde araçta yangına neden olabilir.
Yaşlı araçlarda doğabilecek bu problem eskimiş kablolardan kaynaklanmaktadır. Kablolar yıllarca üzerinden akım geçirmekten yalıtkan özelliğini kaybetmederek zayıflar, üzerini kaplayan plastik sertleşir, izolasyon ve koruyuculuk niteliğini yitirmeye başlar, nem ve farklı ısılardan, ezilmelerden tellerde kırılmalar olabilir. Problemin varlığı biraz da farların aydınlatma gücünden fark edilebilir. Zayıflayarak eski aydınlatma gücünü kaybeden farlar, araç içi lambalar hatta kilometre saati iç lambasına akım taşıyan kabloların yenilenmesi, elektrik tesisatının, sigorta kutusunun gözden geçirilmesi ile ışık gücü yeniden eski haline kavuşur, gece sürüşlerinde daha aydınlık, huzurlu, emniyetli yol alma imkânı doğar.


Lastik Patlaması ve Tamiri

Her sürücünün karşılaşabileceği olaylardan bir tanesi de lastik patlamalarıdır. Hiç umulmadık zamanda başa gelebilecek bu tip olaylarda seyir halindeki sürücüler soğukkanlı bir davranış içinde en kısa zamanda en yakın ve uygun, emniyetli yere gelerek aracı durdurmalılardır. Lastik patlamasına çoğunlukla neden olan etkenlerin başında dönen tekerleğe zeminde bulunan metal cismin girmesi ile yaşanır. Toprak, parke veya asfalt zemin üzerinde yatmakta olan çivi, vida, metal benzeri sivri uçlu, başlı parçalar üzerinden geçişte dik açıyla karşılayan lastik bunları bünyesine alır ve her dönüşte metal parça lastik içinde derinlere doğru, boyu kadar ilerler.
Araştırmalara bakıldığında, araçta arka lastiklerdeki patlamalara ön lastiğe oranla daha sık rastlanmaktadır. Bunun nedeni yerde yatan metal parça üzerinden birden geçen ön lastik buna hareket kazandırarak parende attırır, aynı çizgide arkadan gelen arka lastikle hareket halindeki dik karşılaşan metal lastiğe saplanır. Bu durumlarda saplanan metal parçanın boyu ve kalınlığı önem kazanır. Lastik dişleri arasına sıkışarak saplanan kalın somunlu vidaların aşırı hızla dönmekte olan lastiğin yarılmasına ve bu yarılmanın hızla büyümesine bile sebep olduğu görülebilmektedir.
Ani sönmelerin yanı sıra lastikte birkaç hafta sürebilen hava kaçırmalarına da rastlanabilir. Genellikle lastik bünyesine giren ince vücutlu çivi benzeri metaller sönmenin yavaş gerçekleşmesine neden olurken, sübop dan hava kaçırmalara veya jantlarda vuruklardan meydana gelebilecek deformasyonların sebep olduğu da gözlenebilir.
Bir başka neden ise lastik yanağının jantla temas yüzeyine sürülen kayganlaştırıcı emülsiyonun kuruması, jantta zamanla olabilecek karıncalanmalar sonucu doğabilen problemler olarak sayılabilir. Bu tip vakalar dişleri aşınmış lastiklerde daha sık görülür. Lastik sönmesine bunun dışında başka durumlarda da rastlanabilir örneğin sivri ve keskin çakıl taşlı mıcır dökülmüş yollarda seyir halinde veya dar alanda yapılacak keskin ani, manevralarda lastik yanağına saplanabilecek veya temas anındaki zorlamalarla tabana nazaran daha hassas olan lastiğin yanaklarını kesen taşlar tahribata sebep olur. Lastik yanaklarında ki kesiklere buzlu ortamlarda, kaldırım platformlarına çıkışta veya sürtmelerde de rastlanmaktadır. Park halinde bırakıldıktan sonra vuku bulacak lastik sönmeleri tehlike yaratmazken seyir halinde ki patlamalarda hava basıncını kaybetmeye başlayan lastik direksiyonun ağırlaşmasına ve aracın istem dışı bir başka yöne doğru kuvvetle gitmek istemesi olarak kendini gösterir.
Havası kaçmış lastikle yola devam halinde lastik içinde bulunan tel omurganın kırılmasına dolaysıyla deforme olmasına sebep olurken jant, lastiği çiğneyerek deliğin, yarığın büyümesine, parçalanmasına neden olur. En kısa zaman ve uygun yerde duran sürücü ilk iş olarak flaşörleri yakmalı, uyarı, ikaz işaretlerini koymalıdır. Zaman zaman yapılan kontroller ile ihtiyaç halinde kullanılabilir durumdaki yedek lastik çıkarılarak aracın altına doğru yatırılmalı ve araç krikoya alınmadan jantı tutan biconlar hafifçe gevşetilmelidir.
Bazı durumlarda uzun süre çok yol yapmış, sökülmemiş bicon vidaları adeta yuvasına kaynamışcasına açılmakta zorluk çıkarabilirler, böyle durumlarda yerine iyice oturtulan bicon anahtarının kuvvet kolu ek bir başka boru ile uzatılarak güç kazanılabileceği gibi, biconlar etrafına, yivlerine yağ döküp bir müddet beklemek, pas sökücü sperey sıkmak, bicon üstüne düzgün çekiç darbeleri ile biconu sıkıştıran toz , kum, pas benzeri birikimlerden kurtarma yolları bazı hallerde çözüm olabilir. Kol gücü gerektiren biconları açma işi mutlaka araç kaldırılmadan yapılmalıdır, zira krikoyla yükseltilen aracın lastik üzerine binen ağırlığı kalkınca biconların açılması daha da imkansız hale gelebilir. Biconlar ise tekerleğin dönüş yönünün tam tersi istikametinde açılır. Araç bu durumda geri gitme veya zorlanma eğilimi gösterirse, zemin meyilli ise, takoza almak, el frenini çekmek, bir başka kişinin frene sıkıca basması denenmelidir. Yerine yerleştirilen kriko ile (Bazı Amerikan araçları tampondan kalkar) yerden teması kesilerek yükseltilen aracın değiştirilmesi gereken tekerleği çıkarılmalı ve yerine (stepne) yedek lastik yerleştirilmelidir. Bu da önce bir biconun karşılığı delik yuvası bulunarak bicon takılıp tekerleği taşıma işini görmeye başlayan bicondan sonra diğerleri daha kolay takılıp çapraz sırasıyla sıkılmalı ve araç krikodan indirilerek aynı sırayla tekerlek yerinde sıkılarak araç seyre hazır hale getirilmelidir. Her an üç lastikle kalma rizikosuna karşı patlak lastik en kısa zaman ve en yakın tamircide kullanıma hazırlanmalıdır.

LASTİK TAMİRİ
Sönmüş lastiğin tamiri için öncelikle sönme nedeni bulunmalıdır. Lastik gerçekten patlamış mıdır, yoksa havası mı söndürülmüştür veya patlama yeri lastik yüzeyinde midir veya sübop, lastik yanağından mı hava kaçmaktadır.
Bütün bunları anlamak için lastiğe normalin üzerinde basınçlı hava verilerek su dolu bir küvet içine sokulur. Su içinde lastikten dışarı çıkmak isteyen hava, kabarcıklar yaparak yerini belli eder. Yeri tespit edilen çivi veya benzeri cisim dışarı çıkarılır. Bu tür deliğin tamir işlemi, lastiği janttan ayırmadan yapılabilirken tekerleğin balans ayarı da bozulmamış olur. Yeni geliştirilen bu teknikte 8-10 cm boyunda ince kauçuk benzeri özel bir madde, patlayan lastiklerde yama olarak kullanılmaktadır. Lastik içinde yapışma ve şişme özelliğine sahip fitil ince uçlu bir pens ile ortasından tutularak V biçiminde çivinin çıkartıldığı yere kol gücü ile sokulur, lastiğin iç yüzeyinden çıkan kauçuk fitil bu bölümde vida başı gibi şişerek yamanın geri çıkmasını imkansız hale getirir. Lastiğin dış yüzeyinde kalan yama fazlası ise kesilerek delik sağlıklı biçimde kapanmış olur. Lastik havaları normale getirilerek kullanıma hazır edilir. Patlama nedeni lastiğin janttan ayrılmasını gerektiriyorsa bu defa lastiğin içi iyice kontrol edilip dıştan görünmeyen veya başı olmayan fakat iç yüzeye çıkış yapan çivi benzeri metal parçalar varsa çıkarılır.
Bu arada jantta oluşabilen metal karıncalanmalar zımparalanarak, temizlenirken, gözlenen jant eğilmeleri de preslenerek uygun kullanım haline getirilir. Tamir sonrası jantta takılan lastik bu defa kurşun çakarak balans ayarı yapılır ve yola uygun hal alması sağlanmış olur.
Uzun süre kullanılmayacak araçlar takoza kaldırılmalıdır. Lastikler aynı biçimde, aynı noktada beklemekten dolayı aracın ağırlığı nedeniyle iz yapar ve düz yüzey oluşturur. "Taban Oturması" olarak nitelenen bu tür karşılaşmalar daha ziyade esnekliğini kaybedip sertleşmiş yıllarca kullanılmış lastiklerde görülür.
Lastik dişleri arasına bazen çakıl taşı girip şıkışabilir, böyle durumlarda lastik dişi zemini kavrayamaz, ihtiyaç anında yapılan ani frende, fren mesafesinin uzamasına, aracın kaymasına neden olabilir.

LASTİK BASINCI
Araç lastikleri ihtiyaç duyuldukça, yola çıkarken kontrol edilmelidir, gözle yapılan kontroller hiç bir zaman sağlıklı olmayacağı gibi, akaryakıt istasyonlarından doldurulan hava, ibrenin istenildiği yerde görünmesine rağmen kadranda görülen değerde de değildir. 30 hava bastığını sanan ve gören araç sahibi aslında istediği değere ulaşamamış olabilir. Farklı basınç taşıyan lastikler rot ayarı bozukmuş izlenimi yaratabilir.Lastiklerinizin hava basıncı düşük olduğunda araç üzerinde ki hakimiyetiz azalabilir, fren mesafesi uzar, lastikler kullanma süresinden önce aşınır.Ayrıca kızakjlama riski ve yakıt tüketiminin artmasına neden olur. Lastik hava basıncı gereğinden fazla ise aracın yol tutuşu azalır, fren hakimiyeti zayıflar, istenmeyen sapmalara neden olabilir.
Lastik yanakları herhangi bir yarılma, çatlama, yırtılma başlangıcına karşı kontrol edilmelidir.
Lastiklerin diş derinliği yasal sınır olarak 1,6 mm dir, buna rağmen maksimum güvenlik için diş derinliği 3 mm altına düşen lastiklerin yenilenmesi tavsiye edilir.
Lastiklerde görülebilen düzensiz aşınma veya ön ve arka lastikler arasında aşınma farkı doğmuş ise lastik bayiinde gerekli rotasyon ve ölçümler yapılmalı, varsa aşınma yasal sınıra yaklaşmakta veya yasal sınırın üzerinde ise sağlıklı ve güvenli bir sürüş için mevsim şartları da göz önüne alınarak lastikler yenilenmelidir.

ARAÇ GÜVENLİĞİ
İlk akla gelen aracın periyodik motor bakımı, lastikleri, rot balans ayarları, buji platin, kullanılan yakıt gibi görünür. Oysa her araç sahibi sürücü aracını bıraktığı gibi bulmak ister. Bu nedenle ilk dikkat edilmesi gereken hususların başında aracın park edildiği zaman, yer ve mekânın konumu gelir. Gece yapılan araç parklarında karanlık, görüşe kapalı yerler, araç soygunları için büyük tehlike taşır. Her ne kadar araca hırsıza karşı alarm takılsa, araç sigortalanıp kasko yapılsa, kiralık araç bile olsa karşılaşılan beklenmedik üzücü durum, zamanınızın bir kısmını bu konuyla ayırmanıza, tamircilerde, karakolda, sigortacıda maddi manevi kayba uğramanıza neden olacaktır.
Bu nedenle park ederken mutlaka ve mutlaka araç içinde gözlük, çakmak, telefon, parfüm, paket, mont, kazak, şemsiye benzeri hiçbir şey bırakılmamalıdır. Mümkünse müzik seti kızaklı olmalı, hızsıza cazip gelecek bir obje görünmemelidir. Torpido gözü kapağının açık ve içinin boş görünmesi, hırsızlık yapacak kişi için merakı giderici, caydırıcı olabilir. Ön konsol üzerinde bırakılmış yarım paket sigarayı almak için bile, aracın camı kırıldığı unutulmamalıdır.
Park edilen zemin lastiklerin durumu açısından farklılık gösteriyorsa, bir tekerlek kaldırımda, diğer bir tekerleğin yarısı taşın üzerinde kalmış ise, dönüşünüzde lastik hava basınçlarında azalma olabilir. Olası bu ihtimale karşı park edilen yerde lastik sönmüşse, aracı krikoya kaldırabilecek, stepne takılabilecek mesafe var mıdır, aracın bırakıldığı andaki konumu göz ardı edilmemelidir.
Aracının önü ve arkasına tampon tampona park edebilecek araçların gelebileceği unutulmamalıdır. Park edilen yer eğer yokuş ise motor yağı yokuşa paralel aynı açıda bir seviyeye süzülecektir.
Aracın park edildiği yerin çevresi güvenli mi sorusu daima sorulmalıdır. Bazen eski bir bina önüne yapılan geçici parklarda araç tavanına balkon çöktüğü, çatılardan sarkan buzların veya herhangi bir şey düştüğü görülmüştür. İnşaat önleri, spor sahaları yakınları, boyahane, marangozhane benzeri iş atölyelerinden etrafa yayılan tozlar nedeniyle aracınız ve boyası için risk taşır. Güneş ışınları gerek araç boyasının, gerekse aracın cam sileceği lastikleri, kauçuk, deri gibi aksamın baş düşmanıdır. Boya solar matlaşır, konsol, koltuk kaplamaları, cam lastikleri kurur, çatlar. Bu nedenle park edilirken gölge yerler seçilir. Ağaç altına bırakılan araçlarda kuş pislemelerine, kapalı garajlarda araç üstüne çıkan kedilerin işemelerine sıkça rastlanır. Boya üzerine temas eden, leke yapan, renk farklılıklarına neden olan asitli izler vakit geçmeden ilk fırsatta yıkanarak temizlenme.

ARAÇ'IN FENNİ MUAYENESİ

Aracın peryodik zamanlarda yapılan Fenni Muayenisi sırasında beklenmedik sorunlar çıkabiliyor.
Araç sahibi kusursuz sandığı aracı için belirlenen gün ve saatte muayene istasyanuna girip harç ödemesini yaptıktan sonra sırasını bekliyor. Muayeneye giren araç kontrolü sırasında bazen trafik için önemli sayılacak kusurlara rastlanıyor. Bunlar hafif ve ağır kusur olarak ikiye ayrılıyor. Hafif kusurlar için muayeneden (giderilmek üzere) geçer alınırken, ağır kusurlar için tekrar randevu alınıp araç yeniden muayeneye giriyor.
Genellikle araç sahibi fren hortumlarını, balataları, fren ayarlarının tamam olduğunu sanıyor. Bu tamirhanedentamam diye çıktıktan sonra bile test yapılmaz ise yanıltıcı olabiliyor.
Bu nedenle araçta eğer böyle bir ihtimal imkan dahilinde görülüyorsa Fenni Muayene'ye girmeden önce ilgili servislerden "Fren Test Raporu" alınmalıdır.
Bilgisayar ortamında testi yapılan araçta Teker sürtünme, Fren gücü, Kitleme farkı, Pedal basıncı, Ana fren, ve El freni için yapılan kontrolde hata varsa giderilmesi, zaman kaybını ve muayeneden geri dönüşü engelleyecektir.
Sık görülen ağır kusurlardan bir kaçını sayacak olursak, öncelikle farlar geliyor. Kısa ve uzun farların fonksiyonlarını tam olarak yapıp yapmadığı ağır kusur sayılırken, kısa veya uzun huzmeli far ayarının düşük, kısa veya uzun huzmeli far ayarının yönünün hatalı olması, hafif kusurlar sınıfına giriyor.
Motor bakımı sırasında üzerinde birikmiş olan varsa yağlar, öncelikle motor ısısının gereksiz yere artmasına neden oluyor, ayrıca muayenede motor yağ kaçakları, şanzıman yağ kaçakları yine hafif kusurlar sınıfında yer alıyor. Motoru ne kadar silerseniz siliniz, muayene görevlisi aracı kaldırıp altına bakınca damlayan yağların izlerini görebiliyor.
Bu durumdaki araçlar için motor ve alt yıkama muayene öncesi gerekebilir.
Araç sahibinin araçta bulundurması zorunlu olan sağlık çantası, yangın söndürücü, reflektör için de dikkat edilmesi gereken hususlar arasında reflektörün ön ve arka için iki tane olması, yangın söndürücünün dolu ve son kullanma tarihinin geçmemeş olması, sağlık çantası içinde gerekenlerin eksiksiz bulunması kontrol ediliyor.
Muayene sırasında cam sileceklerinin çalışıp çalışmadığı ve cama su atan su fiskiyesinin işlevi kontrol ediliyor, olumsuz durumda ağır kusur sayılıp araç muayeneden geçemiyor.
Lastiklerin diş derinliği de fenni muayene sırasında yapılan mm lik ölçümlerde uygun olmasına bakılıyor.
Bunlar haricinde araçta mutlak bulunması gereken emniyet kemerlerinin eksikliği, araca takılmış olan ilave spotlar, trafiğe engel aksesuarlar, değişiklikler muayenede problem çıkartabiliyor.

ARAÇ SEVGİSİ
Siz araca bakarsanız araç da size bakar. Araç sürücü ilişkisinde aracı sevmek büyük önem taşır. Uzun süreli ve problemsiz bir beraberlik için yapılması gerekenlerin başında ise sabır, anlayış, yatırım gelir. Aracınızı bakar, onunla bütünleşirseniz, ona olan sevginiz daha da artacaktır. Bunun için yapılması gerekenlerin başında gelenleri ise şöyle sıralayabiliriz.
Aracı sevmenin birinci şartı aracı ara sıra da olsa bizzat kendinizin yıkaması, kurulamasıdır. Sevmenin bir yolu da dokunmak, aracı çocuk gibi özenle yıkamak, onu daha güzel, daha temiz görünmesini sağlamak, sahibini mutlu etmeye yetecektir. Bir tatil gününüzü, zamanınızı araç bakımına ayırdığınız zaman, yıkama sonrası lastik yanaklarına arap sabunu, kola veya yanakları daha siyah göstermesini sağlayan spreylerden sürmek için eğilip kalkmanız verilen emek sonrası onu kirletmemeye özen göstermenizi de sağlayacaktır.
Otoparkta kalan araca biner binmez kontağı çevirip yola çıkmak, ataktan yeni kalkmış, yeni uyanmış birinin sırtına yumruğu vurup yokuşa sürmek gibidir. Dinlenmiş aracı çalıştırıp kısa bir müddet rölantide beklemek, yağın motor içinde devridaim yapmasına imkan vermek motorun daha sağlıklı çalışmasını kolaylaştıracaktır.
Aracınızla gittiğiniz uzun yol sonrası tatillerde, seyahatlerde araçla beraber çekilen fotoğraflar, yıllar geçse de anıların belgesi olarak sizde iz bırakacaktır. Aracınızla taşıdığınız sevdiklerinizin araçla fotoğraflarını çekmek anıları sürekli kılacak aracın kimleri taşıdığı, aracınıza kimlerin bindiği konusunda aracınız şahidiniz ve anılarınızın ortağını olacaktır. Aracınızı bizzat kendinizin tamire bakıma, götürmek gereken bir aksesuar veya değişmesi gereken bir parçayı alıp takmak, taktırmak sevginizi artıracaktır. Tamir sırasında başında durmak, beklemek hastanıza gösterdiğiniz ilgiyi, itinayı araca göstermek duygusal bağlamda araç sevgisini büyütecektir.
Otomobilinizle ne kadar çok yere gider, ne kadar çok anı yaşar, paylaşırsanız sevginiz o derece büyür.

OTOMOBİLDE RENK SEÇİMİ
Kimisi için zamanın büyük bölümü araç içinde şehir içi trafikte veya uzun yolda geçer.
Seçtiğiniz araç rengi bir bakıma kişinin zevkini yansıttığı gibi, günlük kullanımda avantaj sağlaması tercih edilmelidir.
Otomobil renkler ise aracı kullananın yaşına, cinsiyetine, mesleğine uyumlu olması istenir.
Araçta kadınsı renklerin yanı sıra erkeksi renklerin de otomobilde sürücüsüyle, sahibiyle ahenkli olmalıdır.
Çimen yeşili, leylak, turuncu, pembe renkli bir otomobili kullanana eşinin aracını almış, ya da kadınların otomobilde seçtiği renkler gözüyle bakılırsa, siyah, lacivert, füme gibi renkler ciddiyeti, ağırbaşlılığı, iş adamlığını temsil eder, genellikle makam araçları bu renklerden seçilir.
Bunun yanı sıra halk arasında renkler için dile düşmüş, sabitleşmiş zihniyetler ön plana çıkar. Kırmızı bir otomobil için itfaiye aracı gibi benzetmesi yapılırken, beyaz renk için ambulans, siyah için cenaze arabası, yeşil için türbe veya cenaze aracı, sarı için taksi rengi, sarı biraz koyu, biraz kirli tonda ise ishal olmuş çocuk kakası, koyu maviye tüp gaz aracı rengi denir, bu öyle bir mavidir ki, mahalle mahalle dolaşıp cıngıl çalan, tüp gaz aracını çağrıştırır. Zira bu renkler, bu iş kolunda çalışan araçlarla adeta özdeşleşmiştir, ilk görüşte çağırışım yapar. Kırmızı itfaiye araçlarının rengidir ve bu renk itfaiye rengi olarak zihinlere yerleşmiştir. Dikkat çekici özelliği fazladır ve trafikte dikkat çeksin, yol verilsin diye seçilmiştir. Aynı düşünce beyaz için de geçerli temizliğin simgesi beyaz renk ambulans, hastane rengidir, ambulansları başka renkte düşünmek neredeyse imkânsız gibidir.

Otomobille kıyafet uyumu
Kahverengi, toprak rengini, mor, patlıcan, taba ise astar boya gibi bazı anımsatmalar yapmamıza neden olur, estetik görünmez, sevimli de değildir. Hatta sürücü bu renk araçların içinde ne renk elbise giyineceğini şaşırır. Kahverengi bir araçta içinde siyah takımla oturmak, mor araçta yeşil gömlek hoş durmaz.
Sürücü kıyafetlerini seçerken biraz da araç rengiyle uyumlu giyinmelidir. Aracın dizaynı, dış hatları spor veya klasik oluşu sürücüyü bu paralellikte zorlar. Abartarak misal vermek gerekirse bir 4x4 arazi aracı, spor otomobili smokinle, frakla, tuvaletle, gece elbisesi ile kullanmak neyse, bir Rolls Royce'yi şortla, kotla kullanmak o derece tuhaf kaçar.
Otomobil fuarlarında bile otomobillerle modeller arasında ki kıyafet balansı dikkat çekici hale gelmiştir. Ön pancur ile sırt ta yer alan enine bantların uyumu, Lamborghininin uzun arka camları ile modelin derin sırt dekoltesi birbirini tamamlar haldedir.
Bazı renk çeşitleri otomobile avantaj bazıları dezavantaj sağlar. Güneş altında koyu renkler ışığı çeker, koyu renkli araç açık renk araçlara göre daha fazla ısınır. Siyah, lacivert renkli bir araçla ısınmış asfalt üzerinde, güneş altında uzun yol yapmak hiç de cazip değildir. Siyah ayrıca araç üzerinde biriken tozu belirgin şekilde gösterir, çabuk kirlenir diye nitelendirilir. Cenaze araçları makam otoları bu renkle bütünleşmiştir. Beyaz ışığı yansıtır ama aracı temiz tutmak diğerlerine nazaran daha zordur, çabuk kirlenir, kiri çok gösterir.

Peki, Otomobil alırken ne renk seçmeli?
İşte bu yukarda saydığım birçok neden yüzünden üreticiler ana renklerden ziyade ara renkler yaratmışlar, klasik boyaları, metalik, akrilik gibi çeşitlendirmelerle gün ışığı veya suni ışıklar altında otomobilin farklı renklerde görünmesini sağlamışlar. Diğer renklerden ayırmak için metalik mavi, gece mavisi, petrol mavisi, sıçankuyruğu grisi, ördekbaşı yeşili gibi nitelendirmelerle renk yelpazesini genişletip çeşitlendirmişler. Yapılan bir ankete göre otomobil alırken en fazla tercih edilen rengin gri olduğu saptanmış. Asfalt rengi yola uyumlu olan bu gümüşi gri renk, tozu, boyada oluşan çizikleri göstermemesi, sert ışığı yansıtması, ciddiyeti, dikkat çekip, göze batmaması, orta yaş ve üstünün rengi olması avantaj sayılmış, gri renge rağbet edelerin sayısını artırmış.
İç döşemelerin renkleri de yolcu ve sürücülerin ruh yapılarında etkendir. Koyu renkli tavan, koltuklar, halılar, ön konsullu bir araçta yapılan yolculuklarda kasfet basar, bir süre sonra araçtakilerin içi sıkılır, moralleri bozulur.

OTOMOBİLİN CİNSİYETİ
İlk bakışta bir araca erkek ya da dişi demek zor görünebilir. Fakat aracın o modeli en fazla bayanların tercihi, bir başka deyişle beylerin sık görüldüğü bir otomobil modeli ise, bu düşünce otomobili “kız arabası”, “genç arabası”, “yaşlı adam otomobili”, “kabzımal arabası” gibi çeşitli nitelendirmelerin yerleşmesine, bu tip ifadelerle anılmasına neden olur. VW Golf, polo modeli içinde hanımlar daha çok görünür, derli toplu, konforlu, nazik arabadır. Kızlar BMW yi beğenirler ama aracı kızlara ulaşmak için genç delikanlılar tercih eder, delikanlı arabasıdır! Toyota Yaris hareket kabiliyeti fazla, cıva gibi seri oluşuyla gençler düşünülerek tasarlanmış, uniseks genç arabası olmuştur. Yaris’in içinde kravatlı takım elbiseli 60-70 yaşında birini göremezsiniz. Görürseniz aklınıza oğlunun arabasını almış fikri uyanır. İş adamları kendileri için Mercedes seçerler, Mercedes erkek patron arabası olmuştur. VW beattle ise ekonomik, dayanıklı, sağlam, sert mizaçlı oluşu nedeniyle yıllarca maceraperestlerin, konfor aramayan emeklilerin, aile reislerinin birinci tercihi olmuştur, küsen narin bir araç değil, zor şartlarla boğuşan, erkek arabadır. Bu gibi nedenlerle, otomobillere dişi ya da erkek otomobil gözüyle de bakabilirsiniz.

İLGİNÇ BİR ARAŞTIRMA
Türk Pirelli Lastikleri yayın organında sunulan bir araştırmaya göre yolda kalan, otomobili arızalanan kişilerden kimlere yardım edildiği incelenmiş. Almanya'nın en büyük otomobil Kulübü ADAC tarafından yapılan araştırmada konusu ise "Acaba yolda kalan bir otomobile üç dakika içinde kaç kişi yardım etmek için duruyor?" olarak saptanmış. Bu amaçla 5 ayrı çeşit otomobil Almanya'nın önemli yollarında arızalı süsü verilerek kaç kişinin ve kimlerin yardım edeceği gözlenmiş. Güzel ve sarışın bir kadının kullandığı otomobilin patlayan lastiğini değiştirmek için üç dakikada tam 10 kişi araçlarını sağa çekerek yardım etmek için koşmuş. Yine otomobilin lastiğini değiştirmek için uğraşan bir rahibenin yanına üç dakikada 9 kişi gelerek yardım etmek istemiş. Özel Mercedes sahibi bir araç sahibi erkeğe üç dakika içinde sadece bir kişi , yine aynı süre içinde Citroen araç sahibi üniversite öğrencisi bir erkeğe bir kişi yardıma gelmiş. Üç dakika içinde hiç yardım alamayan tek arızalı otomobil, iki çocuklu bir ailenin otomobili olmuş. Saatler geçmesine rağmen güneş altında bekleyen bu aile için duran olmamış bile. Anketten çıkan sonuca göre Almanya'da otomobili arızalanan kişi eğer kadın değil ise, ya da güzel bulunmazsa kimseden yardım göremiyor. Bu sonuç basında yer alınca, sürücülerin tepkisine neden olmuş. Oysa aynı araştırma ülkemizde yapılsa , Dünyayı şaşırtıcı ilginç sonuçların alınacağı tahmin ediliyor.

             
     
Mercedes ve Citroen araçların erkek sürücüleri için 3 dakika içinde ancak bir kişi yardım için dururken, aynı süıe içinde iki çocuklu aileye hiç yardıma gelen olmamış. Buna karşın rahibenin otomobiline yardım için 9, sarışın dilberin otomobiline ise 10 kişi yardım etmek amacıyla yaklaşmış...

"Rot Balans" Haberi İçin Tıklayınız...

"AUTOSHOW 2010" haber, fotoğraf galerisi, video ile sihirlitur.com Otomobil köşesinde

Sihirlitur Anasayfaya Dönmek İçin Tıklayınız...