 |
|
|
|
| Otomobil
Camları |
 Otomobil
bakımında dikkat edilmesi, özen gösterilmesi gereken yerlerden biri
de aracın camlarıdır. Temiz ve bakımlı bir cam, sağlıklı ve güvenli
bir görüşle rahat ve keyifli bir sürüş sağlayacaktır. Mevsim ne
olursa olsun otonun özellikle ön ve arka camları için bazı önlemler
alınması gerekir. Ön camın baş düşmanı, önünüzde seyreden aracın
geriye fırlattığı taş ve kum tanecikleridir. Bu tanecikler, kumlu
ve topraklı zeminde ön cama ve boyaya hızın ve rüzgarında etkisiyle
sertçe çarparak, çok küçük ama zararlı çukurlar açar. Zamanla zerre
kadar küçük toz tanecikleri bu çukurlara dolar ve aracın içinden
bakışta yağlı bir görüntüye neden olur. Gece yolculuklarında karşıdan
gelen far ışıkları karşısında görüş zorlaşır ve sisli bir perde
akasından bakıldığı farkedilir. Camın bir başka düşmanı ise, tozlu
durumda kuru bezle silinmesidir. Gözle görülmeyecek kadar ince bir
emisyon halinde camlara yağan kent tozları kuru bezle silindiği
anda beze yapışarak zımpara etkisi verir. Haliyle camın çizilmesine,
matlaşmasına neden olur. Yağışlı havalarda öndeki aracın altından
akarak geriye savrulan yağlı çamurlar, cam sileceğinin bıraktığı
izlerle bu çiziklere yerleşir, görüş zorlaşır. Ve cam 5 yıl içinde
ömrünü tamamlar. Bu süreyi uzatmak için camlar daima suyla yıkandıktan
sonra silinmeli, kurulamak içinde hav bırakmayan bezler veya gazete
kağıdı kullanılmalıdır. Cam silecek suyuna rahat çalışmasını, lastikle
camın temasını en aza indirmesini sağlamak amacıyla ilave katkı
maddeleri koymalıdır. Güneş altında kalan araçta cam sileceklerinin
kauçuk bölümleri sertleşerek Çalışmayı zorlaştırabilir. Bu nedenle
silecek motorları bakımdan geçirilmeli, lastiklerse değiştirilmelidir.
Kışın ise çok soğuk havalarda donmaya karşı el freni çekilmediği
gibi cam silecekleri de cama yapıştırılmamalıdır. Bütün bunlara
rağmen en zor şartlarda karda, buzda, yağmurda, aracın kalkanı durumundaki
camı korumak için kötü zeminlerde öndeki araçla mesafeli gitmeli,
kum kamyonlarından dökülen ıslak kumlara karşı uygun zamana kadar
sollama yapılmamalı, deniz suyunun rüzgarla beraber kıyıya
vurup, etrafa zerrecikler olarak yapıştığı kıyı kesimlerine araç
park edilmemelidir. Seyir halinde dışarıdan gelen taşlar havalı
camlarda görüşü tuz-buz olup engelleyeceği için böyle bir durumda
hemen cama içten vurup şoför kendine görüş sağlamalıdır. Mika karışımlı
camlarda ise taş yara yapar ama asla dağılmaz ama görmeyi de engellemez.
Çatlayan cam zamanla ilerleme gösterir. Günümüzde, delik delmek,
çatlağı kaybedici ilaçlar kullanmak gibi yöntemler kullanılıyorsa
da yine en zayıf nokta camın o bölgesi olur. Arka camlarda ise buğuya
karşı rezistans devreye girmeli, buğu gidince rezistans kapatılarak
sürekli açık kalan rezistansın yanması önlenmelidir. Rezistans tellerinin
gerek temizlik sırasında silerken, gerekse park yerleri seçilirken
güneşin tahribatına karşı önlem alınmalıdır.
|
| Jant |
Aracın
normal seyri halinde sağlıklı yol alabilmesi, tekerleklere yapılan
rot balans işleminin
ideal şekilde olması, jantların şartlara uygun durumda olmasına
bağlıdır. Bu nedenle jantlar dairesel bütünlüğü merkezinde olmalı
çeşitli nedenlerle ortaya çıkan yamukluklar, darbe izleri oluşmuşsa
giderilmelidir. Çelik ve demir olmak üzere ikiye ayrılan jantlarda
çelik jant diye bilinen çeşit, aslında alüminyum alaşımlı olup hafif
olması, istenilen model verilebilmesi amacıyla üretilmektedir. Sağlam
ve dayanıklı olan tam demir jant ise bu avantajının yanında ağır
olması, görsel estetik bakımından istenilen şekil verilememesi nedeniyle
kullanışlı sayılmıyorlar. Günümüzde özellikle Ferrari grubu yarış
araçlarında titanyum, magnezyum alaşımlı son derece hafif jantlar
seçiliyor.
Jantlarda beliren problemler
Araçla girilen bozuk yollar, kasislerden hızlı geçişler, tekerleğin
banketten veya çukura sert düşmesi, kaza sonucu çarpışmalar, patlak
lastikle jant üzerinde gitmek alüminyum jantlar üzerinde kırılmalara,
demir jantlarda yamulmalara yol açabilir. Sürücü direksiyon titremesinden
balansın bozulduğunu anlar. Normal şartlarda her 10 bin km de balans
ayarına girilirken, beklenmeyen ve sıra dışı karşılaşılan böyle
durumlarda jant 100 tonluk prese sokularak düzeltiliyor. Göz ve
el mahareti işleyen bu işlem sırasında ustanın becerisi burada belli
oluyor.
Jant kırıkları, çatlakları ise statik kaynak ile gideriliyor. Jant
ustaları diğer kaynak çeşitleri uygulansa da başarı sağlanması için
statik kaynak uygulanmalıdır diyorlar.
6 inç ile 15 inç arası genişliğe sahip jantlarda rastlanan bu kırık
ve çatlaklar yanaklara, dış kenarlara uygulanırken jant göbeğine
bağlanan kollarda ki kırıklarda kaynak sağlıklı olmadığı için, riske
girilmediği vurgulanıyor.
Jantlarda
zamanla oluşan problemlere de rastlanıyor. Özellikle eski model
araçların 20 yıllık jantların lastik oturan yerlerinde oksitlenmeler,
paslanmayla oluşan kumlanmalar, karıncalanmalar başladığı görülüyor.
Kanser gibi jant yüzeyinde ilerleyen bu paslanma jant direncinde
azalmaya ve lastiğin hava kaçırmasına neden olurken, bu durumlarda
jant yüzeyi iyice zımparalanarak, gerekiyorsa taşlanmayıp ve boyanıyor.
Balans sırasında janta çakılan kurşun ağırlık yanından lastiğin
hava kaçırması problemine ise az da olsa rastlanıyor.
İstanbul Maslak Atatürk Oto Sanayi Sitesi A blok No 100 de, 25 yıldır
Jant tamiri ile uğraşan Bülent Derya özellikle alüminyum jant kullanan
araç sahiplerinin kullanım süresince çok dikkat etmelerini tavsiye
ediyor. Günümüzde 500 milyon ila bir milyar arası fiyatlanan jantların
yanı sıra Porsche gibi lüks araçların tek jant fiyatının 1500 dolar
olduğunu, dört jant ücretine neredeyse bir araç alınabileceğini
vurguluyor. Sürücülerin uğradığı acelecilik ve dikkatsizlik sonucu
en çok jant kırılmaları ile karşılaştıklarını, kırık, çatlakları
kırık cinsine göre bir iki gün sürede statik kaynakla tamir edip,
son aşamada jantları 10 değişik zımparalayla eski verniği üzerinden
kaldırarak, yeniden koruyucu vernik sürüp orijinal haline getiriyorlar.
Tecrübeli jant ustası, oksitlenme sonucu kararan nikelajlı alüminyum
jantları parlattıklarını, ön dingil, arka kovan düzeltilmesi, tampon
düzeltme, torna işçiliği, argon kaynak yaptıklarını belirtiyor.
Bülent Derya (Emre Jant) tel no: 0 (212) 276 47 93.
|
| Jant
Kapakları |
Otomobilin
görüntüsünü tamamlayan şık görünmesini sağlayan unsurların başında
jant kapakları gelir.
Özellikle Mercedes ve benzeri otomobillerin jant kapaklarında yer
alan rakamlara bakarak otonun yaşı hakkında bilgi sahibi olabilir
kasa serisini öğrenebilirsiz. Damgasız jant kapakları ise makbul
sayılmaz. Krom çelik karışımı paslanmaz özellikteki kapaklar diğerlerine
göre %30 daha yüksek ücretle fiyatlanırken kapakları kaybetmemek
için çeşitli önlemlerde alınmalıdır. 80 km. hız yapan araçta kilitsiz
jant kapakları hava sürtünmesi nedeniyle fırlayabileceği unutulmamalıdır.
Lastiğin temas
ettiği bozuk zeminli yollarda kasisi geçişlerinde, hatta hızlı girilen
keskin virajlarda, metal yorgunluğunun da etkisiyle lastik ve jant
arasındaki boşluklar kapakların janttan ayrılmalarına neden teşkil
eder. Ayrıca, aracın park durumunda kaldırım platformuna temaslar
kaldırım üstüne çıkış ve inişlerde jant kapağının janttan ayrıldığına
sık sık rastlanır. Yollarda bulunan fırlayan tek kapaklar jant kapak
satıcıları tarafından toplanarak uygun olma durumunda araç sahibini
takım jant kapağı almaktan kurtarır. |
|
| |
| Ön
Konsol |
Otomobilin
camlarının boyasının çizilmesine sebep olan tozlar torpido ve ön
konsolun olduğu kadar deri veya kumaş koltukların plastik ve ahşap
bölümlerin de baş düşmanıdır. Tozlu yollarda seyir halindeyken
açık camlardan araç içine dolan tozlar bulundukları yüzeylere konarak
yapışır ve otonun hareketi halinde içerdeki hava sirkülasyonuyla
uçuşarak sürekli tozlu bir ortamda seyretmenizi, hatta öksürtüp
gözlerinizin yanmasına neden olur. Sık sık oto paspasları silkelenmeli,
vakumlu süpürgelerle tozlar emilmeli, toz tutan yerler silikonlu
ve anti-statik spreyler, kremler ile silinmelidir. Özellikle sert
güneş ışınlarına maruz kalan araçların deri kaplı ön konsolları
araç içinde oluşan sıcak havanın ve güneşin etkisiyle gerilir, sertleşir,
hatta konsol üstünde yer yer çatlamalara neden olur. Yumuşatıcı
özellik taşıyan bu koruyucular kapı içlerine kauçuk fitillere aracın
torpido üstü, ön panel ve konsoluna sürülerek çatlamalar önlenirken,
parlak bir görünüm, hoş bir koku ve esneklik sağlayarak deri aksamın
ömrünü uzatır. Güneş altında yatan araçlarda mutlaka ön ve arka
cama gölgelik kullanılmalıdır. |
|
| |
| Oto
Boyası |
Aracınızı
ne kadar korursanız koruyun, mutlaka zaman içinde boyasında matlaşmalar
ve lekeler oluşup, saçında paslanma ve çürümeler başlar. Özellikle
nemi yüksek sahil kentlerinde yüksek rutubet oranı otonun saç aksamında
çürümeyi hızlandırır. Saç bölümündeki çürüme sadece dıştan olmaz.
Yağışlı havalarda yol alan araçlarda tekerlekler döndükçe çamurluk
içine zeminden alınan çamurlu su yapışır ve bu çamur çamurlukta
kat kat birikerek bir tabaka oluşturur. Sürekli çamurlukta taşınan
bu çamurlar bir yandan aracın çamurluklarının her ıslanışında geç
kuruyarak saçın nemli kalmasına, çürümesine yardım ederken diğer
yandan lüzumsuz bir ağırlık oluşturarak daha fazla yakıt tüketimine
neden olur. Bu sebeple yağış mevsimi sonrası çamurluk içleri basınçlı
su ile yıkanmalı. Temizlenen çamurluk içleri gerekiyorsa tabancayla
tazyikle püskürtülen silikonlarla kaplanıp suya ve neme karşı korunmalı.
Seyir halinde önden giden araçtan sıçrayan küçük taşlar boya üzerinde
çarpmayla çukurlar
açar. Bu çukurlardan giren su ve nem, kanser hücreleri gibi gelişme
göstererek yürüyüp boya altında gözlerden uzak daha geniş alanlara
yayılır, boyanın kabarmasına neden olur. Boya havuzuna batıp çıkışçasına
su damlası gibi gözüken otonun boyasını koruyan aslında üzerine
sürülen vernik ve daha önemlisi vernik üstü polish'tir. Hassas özellikli
akrilik ve metalik boyalar, saç üstünde ince bir emisyon halinde
bulunurken boyaya derinlik veren, kalın gösteren üstündeki vernikli
tabakadır. Bu vernikli tabakanın konulması ise aracın son katı olan
cilalı tabaka polish'in varlığına bağlıdır. Polish çizildikçe, aşındıkça
su tutma özelliği artar, vernik ve boya zarar görmeye başlar. Özellikle
güneşte araçtaki çizikler daha belirgin görülür. Bu çizik ve aşınmalara
karşı dikkat edilecek faktörlerin
arasında temizlik için bol su kullanılması gereklidir.
Araç
Yıkama
Tazyikli yıkamalarda aracın varsa çatlak ve çukurlara giren sular
tazyikin etkisiyle en ücra noktalara girerek orada paslanmayı, çürümeyi
çabuklaştıracaktır. Dolayısıyla kurulama önem taşır. Aracın üzerinde
biriken toz ve çamurlardan arındırmak için yumuşak bir sünger kullanılmalıdır.
Kirli aracı silme sırasında sünger veya bezle yapılacak temizleme,
zımparalama etkisi gösterir. Sert kıllı naylon fırçaların boyayı
çizeceği unutulmamalıdır. Otomatik yıkama makinelerinin döner fırçaları
ise bu hızlı dönüş ve temas sırasında polish'in aşınmasına hatta
çizilmesine neden olabilir. Yıkama sırasında kullanılan deterjan
seçimine de önem verilmeli, pasta cila yapılırken aynı zemin üzerinde
itina gösterilmelidir. Yıkama sırasında birikecek veya mazgal, cam
fitilleri arasından araç kapısı ve bagaj, ön kaput, hava giriş yolları
içine girebilecek sulara karşı gider delikleri her daim açık olmalıdır.
Günümüzde fırça ve benzeri gibi temizlik araçları ile boya yüzeyine
temas etmeden yıkama yapılabilmesi için teknoloji ürünü köpükle
yıkamaya geçilmiş olup, aracın üzerine sıkılan köpük bir süre sonra
dış yüzey üzerinde yapışmış olan tüm birikintileri yumuşatarak,
eritip akıtmakta. Bu metotla köpük sonrası temizlenen araç, suyla
yıkanarak yüzeye hiç temas etmeden oluşabilecek çiziklerden kurtarılmış,
aynı zamanda köpüğün terkibiyle parlaklık kazanmış oluyor.
Oto
boyasını güneş ışınlarından korumak için gölge park yerleri seçilmeli,
boyanın bu ışınlardan etkilenip zaman içinde matlaşıp solabileceği
unutulmamalıdır. Plastik oto örtüleri içinde güneşe bırakılan araçlarda
örtünün sıcak altından eriyip aracın yüzeyine yapıştığı da görülmüştür.
 |
|
 |
Güneş altında gidilen uzun yolculuklarda yol kenarlarında bulunan
oto duşları her ne kadar aracın saç aksamının, tavan kubbesinin
serinlemesine yardımcı olursa da güneş altında yol alırken ısınıp
genleşen saç ve boyanın bu ani soğutmalarda çatlayabileceği unutulmamalıdır.
Çarpmalar sonucu kaporta ve tamirlerinde saçın havayla teması kesilmesi
için zaman geçirmeden gerekli macun katları sürülmeli, astar ve
boyayla saçın nefes alması engellenmelidir. Park eden sürücüler
araç üzerine damlayabilecek pas ya da asitli eriyiklerin bırakacağı
lekeleri düşünerek uygun park alanları seçmeli, boya üzerine düşen
kuş pisliklerinin uzun süre kalması durumunda leke bırakacağı unutulmamalıdır.
Kötü zeminlerde yol alan araçlar ön kaporta boyasını korumak için
kauçuklu özel koruyucular kullanılmalıdır. |
|
| |
|
Kaporta Bakımı |
Hiç şüphe yok ki kaportanın sağlamlığı aracın mukavemetini, dayanıklılığını
artıran unsurlardan biridir.
Kasis, çukur ve benzeri yükseltilerden geçişlerde karşılaşılan sert
darbelere her iki yandaki ön direkler muhatap olur. Ani çarpma anında
beliren direnç aracın tavan kubbesine, kaportasına dağılırken şiddeti
homojen biçimde yayılarak azalır. Bu nedenle kaportanın eşit düzeyde
sağlam olması gerekir.
Kaportanın uzun süre dayanıklılığını koruması, paslanarak çürümemesi
ise önce dış etkenlere karşı boya, vernik, polişh ile mümkün olurken,
iç yüzey ise kauçuk türü yalıtım maddeleri kaplamasıyla sağlanabilir.
Buna rağmen nemli havalara sahip sahil kentlerinde ve garajlarda
yatan araçlarda kaportalarda saç çürümelerine rastlanır.
Kimi zaman havalandırma mazgallarından giren su damlaları, zerrecikleri
kaldıkları yerlerde paslanmaya yol açar. Kimi zamanda yağmur altında
yapılan yolculuklarda, tazyikli su ile yıkamalarda, oto yol duşlarına
serinleme amaçlı girişlerde boya çatlaklarından saç yüzeyine, far
çevresine, kapı camları kauçuk aralarından kapı içlerine, su girer.
Eğer kapı içlerine giren sular için, su gider delikleri zamanla
toz dolarak tıkanmışsa, içeri sızan su kapı altından akamayacağı
için, kapı içi saçının eteğinde birikime neden olur. Bir süre sonra
saçta ki paslanma çürümeye dönüşünce, boya kabarcık yaparak çürüme
belirtisini dışa vurur. Artık saçı kurtarma adına yapacak bir şey
kalmamıştır.
Çürüyen bölüm kesilerek çıkarılır ve yeni saçtan ilave kaynak yapılır,
macunlanıp boyamaya hazır zemin elde edilir. Bilgisayar yardımıyla
aynı renk tonu bulunarak hazırlanan boya ile araç eski durumuna
kavuşur. |
|
|
|
Garajda
Kalan Otonun Bakımı |
Uzun
süre kullanılmayan ve garajda kalan araçlar için uyulması gereken
bazı kurallar bulunuyor. Bunların başında aynı noktada yere temas
eden lastiklerin omurgalarında deformasyona neden olabilecek duruş
izi kalacağı için, mümkünse araç takoza alınmalı, yerle teması kesilmeli
veya ara sıra aracın yeri değiştirilmelidir. Latiklerin yer yapmaması
için lastiklere gereğinden fazla hava basılarak tekerleklerin yerle
teması en aza indirilmeli.
Aracın elektrikle irtibatı akü başları çıkartılarak sağlanmalı ya
da zaman zaman çalıştırılarak akünün tamamen boşalması engellenmelidir.
El freni çekik bırakılmamalı bu şekilde fren telinin paslanarak
içinden geçtiği spirale yapışması önlenmelidir.
Havanın nemiyle oluşabilecek oksitlenmeye karşı boya, cila ve polish
korunurken, nikelajlı bölümlere kalın yağ sürülerek hava ile teması
kesilmelidir. Garaja uzun süre bekleyecek otomobiller kuru olarak
bırakılırken, araç içinde oluşabilecek kötü kokulara karşı plastik
örtülerle kapatılmamalıdır. Cam lastiklere ve konsolun deri bölümlerine
gliserin ve deri koruyucu spreyler sürerek çatlamalar önlenebilir.
Paslanmaya neden olabileceği gerekçesiyle motor suyu boşaltılmamalıdır. |
|
|
|
İklimin
Araca Etkisi |
|
Sert
geçen mevsimlerin araca olan tahribatı çoğu zaman küçümsenmeyecek
boyutlara ulaşır. Özellikle kış aylarında yolların buz tutmasına
karşı, güzergah boyunca dökülen kalın tuzlar seyir halindeki araçların
dönen lastiklerin yardımıyla çamurluk içlerine yapışır. Tuzlu
çamurlar, gerek içten saçın çürümesine neden olurken, önden giden
aracın savurduğu tuzlu sular araç yüzeyindeki boyaya zarar verir.
Bu nedenle araç tuzlu bırakılmamalıdır.
Motor bölümüne zamanla biriken tozlar ve yağlar, emisyon teşkil
edecek şekilde kalınlaşır. Bu tabaka motorun üzerinde ısınarak
durduktan sonra da geç soğumasına sebep olur. Buna karşı motor
bölümü de gerektiği zamanlar yıkanarak hararet yapıcı bu emisyondan
arındırılmalıdır. |
|
|
|
|
Lastik
Patlaması ve Tamiri |
|
Her
sürücünün karşılaşabileceği olaylardan bir tanesi de lastik patlamalarıdır.
Hiç umulmadık zamanda başa gelebilecek bu tip olaylarda seyir
halindeki sürücüler soğukkanlı bir davranış içinde en kısa zamanda
en yakın ve uygun, emniyetli
yere gelerek aracı durdurmalılardır. Lastik patlamasına çoğunlukla
neden olan etkenlerin başında dönen tekerleğe zeminde bulunan
metal cismin girmesi ile yaşanır. Toprak, parke veya
asfalt zemin üzerinde yatmakta olan çivi, vida, metal benzeri
sivri uçlu, başlı parçalar üzerinden geçişte dik açıyla karşılayan
lastik bunları bünyesine alır ve her dönüşte
metal parça lastik içinde derinlere doğru, boyu kadar ilerler.
Araştırmalara bakıldığında, araçta arka lastiklerdeki patlamalara
ön lastiğe oranla daha sık rastlanmaktadır. Bunun nedeni yerde
yatan metal parça üzerinden birden geçen ön lastik buna hareket
kazandırarak parende attırır, aynı çizgide arkadan gelen arka
lastikle hareket halindeki dik karşılaşan metal lastiğe saplanır.
Bu durumlarda saplanan metal parçanın boyu ve kalınlığı önem kazanır.
Lastik dişleri arasına sıkışarak saplanan kalın somunlu vidaların
aşırı hızla dönmekte olan lastiğin yarılmasına ve bu yarılmanın
hızla büyümesine bile sebep olduğu görülebilmektedir.
Ani sönmelerin yanı sıra lastikte birkaç hafta sürebilen hava
kaçırmalarına da rastlanabilir. Genellikle lastik bünyesine giren
ince vücutlu çivi benzeri metaller sönmenin yavaş gerçekleşmesine
neden olurken, sübop dan hava kaçırmalara veya jantlarda vuruklardan
meydana gelebilecek deformasyonların sebep olduğu da gözlenebilir.
Bir başka neden ise lastik yanağının jantla temas yüzeyine sürülen
kayganlaştırıcı emülsiyonun kuruması, jantta zamanla olabilecek
karıncalanmalar sonucu doğabilen problemler olarak sayılabilir.
Bu tip vakalar dişleri aşınmış lastiklerde daha sık görülür. Lastik
sönmesine bunun dışında başka durumlarda da rastlanabilir örneğin
sivri ve keskin çakıl taşlı mıcır dökülmüş yollarda seyir halinde
veya dar alanda yapılacak keskin ani, manevralarda lastik yanağına
saplanabilecek veya temas anındaki zorlamalarla tabana nazaran
daha hassas olan lastiğin yanaklarını kesen taşlar tahribata sebep
olur. Lastik yanaklarında ki kesiklere buzlu ortamlarda, kaldırım
platformlarına çıkışta veya sürtmelerde de rastlanmaktadır. Park
halinde bırakıldıktan sonra vuku bulacak lastik sönmeleri tehlike
yaratmazken seyir halinde ki patlamalarda hava basıncını kaybetmeye
başlayan lastik direksiyonun ağırlaşmasına ve aracın istem dışı
bir başka yöne doğru kuvvetle gitmek is temesi
olarak kendini gösterir.
Havası kaçmış lastikle yola devam halinde lastik içinde bulunan
tel omurganın kırılmasına dolaysıyla deforme olmasına sebep olurken
jant, lastiği çiğneyerek deliğin, yarığın büyümesine, parçalanmasına
neden olur. En kısa zaman ve uygun yerde duran sürücü ilk iş olarak
flaşörleri yakmalı, uyarı, ikaz işaretlerini koymalıdır. Zaman
zaman yapılan kontroller ile ihtiyaç halinde kullanılabilir durumdaki
yedek lastik çıkarılarak aracın altına doğru yatırılmalı ve araç
krikoya alınmadan jantı tutan biconlar hafifçe gevşetilmelidir.
Bazı durumlarda uzun süre çok yol yapmış, sökülmemiş bicon vidaları
adeta yuvasına kaynamışcasına açılmakta zorluk çıkarabilirler,
böyle durumlarda yerine iyice oturtulan bicon anahtarının kuvvet
kolu ek bir başka boru ile uzatılarak güç kazanılabileceği gibi,
biconlar etrafına, yivlerine yağ döküp bir müddet beklemek, pas
sökücü sperey sıkmak, bicon üstüne düzgün çekiç darbeleri ile
biconu sıkıştıran toz , kum, pas benzeri birikimlerden kurtarma
yolları bazı hallerde çözüm olabilir. Kol gücü gerektiren biconları
açma işi mutlaka araç kaldırılmadan yapılmalıdır, zira krikoyla
yükseltilen aracın lastik üzerine binen ağırlığı kalkınca biconların
açılması daha da imkansız hale gelebilir. Biconlar ise tekerleğin
dönüş yönünün tam tersi istikametinde açılır. Araç bu durumda
geri gitme veya zorlanma eğilimi gösterirse, zemin meyilli ise,
takoza almak, el frenini çekmek, bir başka kişinin frene sıkıca
basması denenmelidir. Yerine yerleştirilen kriko ile (Bazı Amerikan
araçları tampondan kalkar) yerden teması kesilerek yükseltilen
aracın değiştirilmesi gereken tekerleği çıkarılmalı ve yerine
(stepne) yedek lastik yerleştirilmelidir. Bu da önce bir biconun
karşılığı delik yuvası bulunarak bicon takılıp tekerleği taşıma
işini görmeye başlayan bicondan sonra diğerleri daha kolay takılıp
çapraz sırasıyla sıkılmalı ve araç krikodan indirilerek aynı sırayla
tekerlek yerinde sıkılarak araç seyre hazır hale getirilmelidir.
Her an üç lastikle kalma rizikosuna karşı patlak lastik en kısa
zaman ve en yakın tamircide kullanıma hazırlanmalıdır.
LASTİK TAMİRİ
Sönmüş lastiğin tamiri için öncelikle sönme nedeni bulunmalıdır.
Lastik gerçekten patlamış mıdır, yoksa havası mı söndürülmüştür
veya patlama yeri lastik yüzeyinde midir veya sübop, lastik yanağından
mı hava kaçmaktadır. Bütün bunları anlamak için lastiğe normalin
üzerinde basınçlı hava verilerek su dolu bir küvet içine sokulur.
Su içinde lastikten dışarı çıkmak isteyen hava, kabarcıklar yaparak
yerini belli eder. Yeri tespit edilen çivi veya benzeri cisim
dışarı çıkarılır. Bu tür deliğin tamir işlemi, lastiği janttan
ayırmadan yapılabilirken tekerleğin balans ayarı da bozulmamış
olur. Yeni geliştirilen bu teknikte 8-10 cm boyunda ince kauçuk
benzeri özel bir madde, patlayan lastiklerde yama olarak kullanılmaktadır.
Lastik içinde yapışma ve şişme özelliğine sahip fitil ince uçlu
bir pens ile ortasından tutularak V biçiminde çivinin çıkartıldığı
yere kol gücü ile sokulur, lastiğin iç yüzeyinden çıkan kauçuk
fitil bu bölümde vida başı gibi şişerek yamanın geri çıkmasını
imkansız hale getirir. Lastiğin dış yüzeyinde kalan yama fazlası
ise kesilerek delik sağlıklı biçimde kapanmış olur. Lastik havaları
normale getirilerek kullanıma hazır edilir. Patlama nedeni lastiğin
janttan ayrılmasını gerektiriyorsa bu defa lastiğin içi iyice
kontrol edilip dıştan görünmeyen veya başı olmayan fakat iç yüzeye
çıkış yapan çivi benzeri metal parçalar varsa çıkarılır. Bu arada
jantta oluşabilen metal karıncalanmalar zımparalanarak, temizlenirken,
gözlenen jant eğilmeleri de preslenerek uygun kullanım haline
getirilir. Tamir sonrası jantta takılan lastik bu defa kurşun
çakarak balans ayarı yapılır ve yola uygun hal alması sağlanmış
olur.
Uzun süre kullanılmayacak araçlar takoza kaldırılmalıdır. Lastikler
aynı biçimde, aynı noktada beklemekten dolayı aracın ağırlığı
nedeniyle iz yapar ve düz yüzey oluşturur. "Taban Oturması"
olarak nitelenen bu tür karşılaşmalar daha ziyade esnekliğini
kaybedip sertleşmiş yıllarca kullanılmış lastiklerde görülür.
ARAÇ GÜVENLİĞİ
İlk
akla gelen aracın periyodik motor bakımı, lastikleri, rot balans
ayarları, buji platin, kullanılan yakıt gibi görünür. Oysa her
araç sahibi sürücü aracını bıraktığı gibi bulmak ister. Bu nedenle
ilk dikkat edilmesi gereken hususların başında aracın park edildiği
zaman, yer ve mekânın konumu gelir. Gece yapılan araç parklarında
karanlık, görüşe kapalı yerler, araç soygunları için büyük tehlike
taşır. Her ne kadar araca hırsıza karşı alarm takılsa, araç sigortalanıp
kasko yapılsa, kiralık araç bile olsa karşılaşılan beklenmedik
üzücü durum, zamanınızın bir kısmını bu konuyla ayırmanıza, tamircilerde,
karakolda, sigortacıda maddi manevi kayba uğramanıza neden olacaktır.
Bu nedenle park ederken mutlaka ve mutlaka araç içinde gözlük,
çakmak, telefon, parfüm, paket, mont, kazak, şemsiye benzeri hiçbir
şey bırakılmamalıdır. Mümkünse müzik seti kızaklı olmalı, hızsıza
cazip gelecek bir obje görünmemelidir. Torpido gözü kapağının
açık ve içinin boş görünmesi, hırsızlık yapacak kişi için merakı
giderici, caydırıcı olabilir. Ön konsol üzerinde bırakılmış yarım
paket sigarayı almak için bile, aracın camı kırıldığı unutulmamalıdır.
Park
edilen zemin lastiklerin durumu açısından farklılık gösteriyorsa,
bir tekerlek kaldırımda, diğer bir tekerleğin yarısı taşın üzerinde
kalmış ise, dönüşünüzde lastik hava basınçlarında azalma olabilir.
Olası bu ihtimale karşı park edilen yerde lastik sönmüşse, aracı
krikoya kaldırabilecek, stepne takılabilecek mesafe var
mıdır, aracın bırakıldığı andaki konumu göz ardı edilmemelidir.
Aracının önü ve arkasına tampon tampona park edebilecek
araçların gelebileceği unutulmamalıdır. Park edilen yer eğer yokuş
ise motor yağı yokuşa paralel aynı açıda bir seviyeye süzülecektir.
Aracın park edildiği yerin çevresi güvenli mi sorusu daima sorulmalıdır.
Bazen eski bir bina önüne yapılan geçici parklarda araç tavanına
balkon çöktüğü, çatılardan sarkan buzların veya herhangi bir şey
düştüğü görülmüştür. İnşaat önleri, spor sahaları yakınları, boyahane,
marangozhane benzeri iş atölyelerinden etrafa yayılan tozlar nedeniyle
aracınız ve boyası için risk taşır. Güneş ışınları gerek araç
boyasının, gerekse aracın cam sileceği lastikleri, kauçuk, deri
gibi aksamın baş düşmanıdır. Boya solar matlaşır, konsol, koltuk
kaplamaları, cam lastikleri kurur, çatlar. Bu nedenle park edilirken
gölge yerler seçilir. Ağaç altına bırakılan araçlarda kuş pislemelerine,
kapalı garajlarda araç üstüne çıkan kedilerin işemelerine sıkça
rastlanır. Boya üzerine temas eden, leke yapan, renk farklılıklarına
neden olan asitli izler vakit geçmeden ilk fırsatta yıkanarak
temizlenmelidir.
ARAÇ
SEVGİSİ
Siz araca bakarsanız araç da size bakar. Araç sürücü ilişkisinde
aracı sevmek büyük önem taşır. Uzun süreli ve problemsiz bir beraberlik
için yapılması gerekenlerin başında ise sabır, anlayış, yatırım
gelir. Aracınızı bakar, onunla bütünleşirseniz, ona olan sevginiz
daha da artacaktır. Bunun için yapılması gerekenlerin başında
gelenleri ise şöyle sıralayabiliriz.
Aracı sevmenin birinci şartı aracı ara sıra da olsa bizzat kendinizin
yıkaması, kurulamasıdır. Sevmenin bir yolu da dokunmak, aracı
çocuk gibi özenle yıkamak, onu daha güzel, daha temiz görünmesini
sağlamak, sahibini mutlu etmeye yetecektir. Bir tatil gününüzü,
zamanınızı araç bakımına ayırdığınız zaman, yıkama sonrası lastik
yanaklarına arap sabunu, kola veya yanakları daha siyah göstermesini
sağlayan spreylerden sürmek için eğilip kalkmanız verilen emek
sonrası onu kirletmemeye özen göstermenizi de sağlayacaktır.
Otoparkta kalan araca biner binmez kontağı çevirip yola çıkmak,
ataktan yeni kalkmış, yeni uyanmış birinin sırtına yumruğu vurup
yokuşa sürmek gibidir. Dinlenmiş aracı çalıştırıp kısa bir müddet
rölantide beklemek, yağın motor içinde devridaim yapmasına imkan
vermek motorun daha sağlıklı çalışmasını kolaylaştıracaktır.
Aracınızla
gittiğiniz uzun yol sonrası tatillerde, seyahatlerde araçla beraber
çekilen fotoğraflar, yıllar geçse de anıların belgesi olarak sizde
iz bırakacaktır. Aracınızla taşıdığınız sevdiklerinizin araçla
fotoğraflarını çekmek anıları sürekli kılacak aracın kimleri taşıdığı,
aracınıza kimlerin bindiği konusunda aracınız şahidiniz ve anılarınızın
ortağını olacaktır. Aracınızı bizzat kendinizin tamire bakıma,
götürmek gereken bir aksesuar veya değişmesi gereken bir parçayı
alıp takmak, taktırmak sevginizi artıracaktır. Tamir sırasında
başında durmak, beklemek hastanıza gösterdiğiniz ilgiyi, itinayı
araca göstermek duygusal bağlamda araç sevgisini büyütecektir.
Otomobilinizle ne kadar çok yere gider, ne kadar çok anı yaşar,
paylaşırsanız sevginiz o derece büyür.
OTOMOBİLDE RENK SEÇİMİ
Kimisi için zamanın büyük bölümü araç içinde şehir
içi trafikte veya uzun yolda geçer.
Seçtiğiniz araç rengi bir bakıma kişinin zevkini yansıttığı gibi,
günlük kullanımda avantaj sağlaması tercih edilmelidir.
Otomobil renkler ise aracı kullananın yaşına, cinsiyetine, mesleğine
uyumlu olması istenir.
Araçta kadınsı renklerin yanı sıra erkeksi renklerin de otomobilde
sürücüsüyle, sahibiyle ahenkli olmalıdır.
Çimen yeşili, leylak, turuncu, pembe renkli bir otomobili kullanana
eşinin aracını almış, ya da kadınların otomobilde seçtiği renkler
gözüyle bakılırsa, siyah, lacivert, füme gibi renkler ciddiyeti,
ağırbaşlılığı, iş adamlığını temsil eder, genellikle makam araçları
bu renklerden seçilir.
Bunun yanı sıra halk arasında renkler için dile düşmüş, sabitleşmiş
zihniyetler ön plana çıkar. Kırmızı bir otomobil için itfaiye
aracı gibi benzetmesi yapılırken, beyaz renk için ambulans, siyah
için cenaze arabası, yeşil için türbe veya cenaze aracı, sarı
için taksi rengi, sarı biraz koyu, biraz kirli tonda ise ishal
olmuş çocuk kakası, koyu maviye tüp gaz aracı rengi denir, bu
öyle bir mavidir ki, mahalle mahalle dolaşıp cıngıl çalan, tüp
gaz aracını çağrıştırır. Zira bu renkler, bu iş kolunda çalışan
araçlarla adeta özdeşleşmiştir, ilk görüşte çağırışım yapar. Kırmızı
itfaiye araçlarının rengidir ve bu renk itfaiye rengi olarak zihinlere
yerleşmiştir. Dikkat çekici özelliği fazladır ve trafikte dikkat
çeksin, yol verilsin diye seçilmiştir. Aynı düşünce beyaz için
de geçerli temizliğin simgesi beyaz renk ambulans, hastane rengidir,
ambulansları başka renkte düşünmek neredeyse imkânsız gibidir.

Otomobille kıyafet uyumu
Kahverengi, toprak rengini, mor, patlıcan, taba ise astar boya
gibi bazı anımsatmalar yapmamıza neden olur, estetik görünmez,
sevimli de değildir. Hatta sürücü bu renk araçların içinde ne
renk elbise giyineceğini şaşırır. Kahverengi bir araçta içinde
siyah takımla oturmak, mor araçta yeşil gömlek hoş durmaz.
Sürücü kıyafetlerini seçerken biraz da araç rengiyle uyumlu giyinmelidir.
Aracın dizaynı, dış hatları spor veya klasik oluşu sürücüyü bu
paralellikte zorlar. Abartarak misal vermek gerekirse bir 4x4
arazi aracı, spor otomobili smokinle, frakla, tuvaletle, gece
elbisesi ile kullanmak neyse, bir Rolls Royce'yi şortla, kotla
kullanmak o derece tuhaf kaçar.
Otomobil fuarlarında bile otomobillerle modeller arasında ki kıyafet
balansı dikkat çekici hale gelmiştir. Ön pancur ile sırt ta yer
alan enine bantların uyumu, Lamborghininin uzun arka camları ile
modelin derin sırt dekoltesi birbirini tamamlar haldedir.
Bazı
renk çeşitleri otomobile avantaj bazıları dezavantaj sağlar. Güneş
altında koyu renkler ışığı çeker, koyu renkli araç açık renk
araçlara göre daha fazla ısınır. Siyah, lacivert renkli bir araçla
ısınmış asfalt üzerinde, güneş altında uzun yol yapmak hiç de
cazip değildir. Siyah ayrıca araç üzerinde biriken tozu belirgin
şekilde gösterir, çabuk kirlenir diye nitelendirilir. Cenaze araçları
makam otoları bu renkle bütünleşmiştir. Beyaz ışığı yansıtır ama
aracı temiz tutmak diğerlerine nazaran daha zordur, çabuk kirlenir,
kiri çok gösterir.
Peki, Otomobil alırken ne renk seçmeli?
İşte bu yukarda saydığım birçok neden yüzünden üreticiler ana
renklerden ziyade ara renkler yaratmışlar, klasik boyaları, metalik,
akrilik gibi çeşitlendirmelerle gün ışığı veya suni ışıklar altında
otomobilin farklı renklerde görünmesini sağlamışlar. Diğer renklerden
ayırmak için metalik mavi, gece mavisi, petrol mavisi, sıçankuyruğu
grisi, ördekbaşı yeşili gibi nitelendirmelerle renk yelpazesini
genişletip çeşitlendirmişler. Yapılan bir ankete göre otomobil
alırken en fazla tercih edilen rengin gri olduğu saptanmış. Asfalt
rengi yola uyumlu olan bu gümüşi gri renk, tozu, boyada oluşan
çizikleri göstermemesi, sert ışığı yansıtması, ciddiyeti, dikkat
çekip, göze batmaması, orta yaş ve üstünün rengi olması avantaj
sayılmış, gri renge rağbet edelerin sayısını artırmış.
İç döşemelerin renkleri de yolcu ve sürücülerin ruh yapılarında
etkendir. Koyu renkli tavan, koltuklar, halılar, ön konsullu bir
araçta yapılan yolculuklarda kasfet basar, bir süre sonra araçtakilerin
içi sıkılır, moralleri bozulur.
OTOMOBİLİN CİNSİYETİ
İlk bakışta bir araca erkek ya da dişi demek zor görünebilir.
Fakat aracın o modeli en fazla bayanların tercihi, bir başka deyişle
beylerin sık görüldüğü bir otomobil modeli ise, bu düşünce otomobili
“kız arabası”, “genç arabası”, “yaşlı adam otomobili”, “kabzımal
arabası” gibi çeşitli nitelendirmelerin yerleşmesine, bu tip ifadelerle
anılmasına neden olur. VW Golf, polo modeli içinde hanımlar daha
çok görünür, derli toplu, konforlu, nazik arabadır. Kızlar BMW
yi beğenirler ama aracı kızlara ulaşmak için genç delikanlılar
tercih eder, delikanlı arabasıdır! Toyota Yaris hareket kabiliyeti
fazla, cıva gibi seri oluşuyla gençler düşünülerek tasarlanmış,
uniseks genç arabası olmuştur. Yaris’in içinde kravatlı takım
elbiseli 60-70 yaşında birini göremezsiniz. Görürseniz aklınıza
oğlunun arabasını almış fikri uyanır. İş adamları kendileri için
Mercedes seçerler, Mercedes erkek patron arabası olmuştur. VW
beattle ise ekonomik, dayanıklı, sağlam, sert mizaçlı oluşu nedeniyle
yıllarca maceraperestlerin, konfor aramayan emeklilerin, aile
reislerinin birinci tercihi olmuştur, küsen narin bir araç değil,
zor şartlarla boğuşan, erkek arabadır. Bu gibi nedenlerle, otomobillere
dişi ya da erkek otomobil gözüyle de bakabilirsiniz.
İLGİNÇ BİR ARAŞTIRMA
Türk Pirelli Lastikleri yayın organında sunulan bir
araştırmaya göre yolda kalan, otomobili arızalanan kişilerden
kimlere
yardım edildiği incelenmiş. Almanya'nın en büyük otomobil Kulübü
ADAC tarafından yapılan araştırmada konusu ise "Acaba yolda kalan
bir otomobile üç dakika içinde kaç kişi yardım etmek için duruyor?"
olarak saptanmış. Bu amaçla 5 ayrı çeşit otomobil Almanya'nın
önemli yollarında arızalı süsü verilerek kaç kişinin ve kimlerin
yardım edeceği gözlenmiş. Güzel ve sarışın bir kadının kullandığı
otomobilin patlayan lastiğini değiştirmek için üç dakikada tam
10 kişi araçlarını sağa çekerek yardım etmek için koşmuş. Yine
otomobilin lastiğini değiştirmek için uğraşan bir rahibenin yanına
üç dakikada 9 kişi gelerek yardım etmek istemiş. Özel Mercedes
sahibi bir araç sahibi erkeğe üç dakika içinde sadece bir kişi
, yine aynı süre içinde Citroen araç sahibi üniversite öğrencisi
bir erkeğe bir kişi yardıma gelmiş. Üç dakika içinde hiç yardım
alamayan tek arızalı otomobil, iki çocuklu bir ailenin otomobili
olmuş. Saatler geçmesine rağmen güneş altında bekleyen bu aile
için duran olmamış bile. Anketten çıkan sonuca göre Almanya'da
otomobili arızalanan kişi eğer kadın değil ise, ya da güzel bulunmazsa
kimseden yardım göremiyor. Bu sonuç basında yer alınca, sürücülerin
tepkisine neden olmuş. Oysa aynı araştırma ülkemizde yapılsa ,
Dünyayı şaşırtıcı ilginç sonuçların alınacağı tahmin ediliyor.
|
|
|