GEZİYORUM
Sislerin ardındaki
şifa kaynağı: Oylat Kaplıcaları
Oylat
yazın başka güzel kışın başka... Ama sonbaharda her yer
usta bir ressamın yağlıboya tablosunu andırıyor. Kaplıcasında
binbir türlü hastalığa şifa arayanların uğrak kapısı olan
Oylat'a gelmek için ille de hasta olmayı beklemeyin. Tertemiz
havasını soluyarak yürüyüşler yapıp kuş seslerini dinlemek,
çağlayanların köpüklerini seyredip büyülü bir dünyanın huzurunu
yakalamak için de Oylat'a gelmek gerekiyor.
Her
Mevsime uygun gezi durağımız, şifalı doğasıyla Bursa'nın
İnegöl ilçesine bağlı Oylat. Oylat deresinin çağlayanlar
meydana getirerek geçtiği vadi, çam, gürgen, meşe, kestane,
ıhlamur, kavak, çınar ağaçları ile kuşburnu ve böğürtlen
bitkilerinden oluşan ormanla bütünleşiyor.
İlkbaharda yer gök kır çiçekleri ve menekşelerle kaplanırken,
sonbaharda her yer yağlıboya tablo görünümüne bürünüyor.
Kışın ise beyaz örtüsüyle anlatılmaz güzellikteki doğayı
varın siz hayal edin.
İki tarafı vadilerle çevrili yamaçta kurulu kaplıcalar mevkii,
sırtını Uludağ'ın devamına yaslamış. Kaplıca suyu, uzun
sürede getirdiği kalsiyum karbonatlı ve kalsiyum sülfatlı
sularla "çökelek" meydana getirip kaplıcanın bulunduğu terasları
oluşturmuş.
Başı dumanlı "Sivri Kaya Tepesi" ile kaplıcalar arasında
bulunan kanyon görünümlü vadi sürekli taze hava koridoru
yaratıp oksijen pompalıyor.
Bu arada yaprak kaplı bir zemin, toprak kokulu tertemiz
bir hava ve ötücü kuşların de ortama eşlik ederken, hiç
dinmeden gürül gürül akan su, çağlayanların coşkulu sesine
dönüşerek sizi büyülü bir dünyaya taşıyor.
Oylat yakınlarındaki Saadet köyünde bulunan para ve kalıntılardan
kaplıca kullanımının Romalılar zamanına kadar uzandığı anlaşılıyor.
İnşa tarzının Roma hamamlarına benzerlik göstermesi günümüze
gelen sarnıç ve küpler Oylat kaplıcasının Romalılarca kullanılmış
olduğunu doğruluyor. Osmanlı döneminde de yararlanılan Oylat
Kaplıcası'nın bir de efsanesi var: Bizans İmparatorluğu
zamanında bölgeye hakim tekfurun kızı çare bulunmaz bir
hastalıktan yatağa düşer.
Aciz kalan bilgiçler tahammülsüz ızdıraplar içindeki kıza
son bir şans verip biraz daha göz önünden uzaklaştırmak
için Oylat'a getirerek "öl-yat" deyip bırakırlar. Bu suda
her gün yıkanan kız, eski sıhhatine kavuşup babasının sarayına
dönünce, Oylat o günden sonra şifa kaynağı olarak kullanılır.
Efsane böyle. Ama gelin şimdi de olaya bilimsel açıdan bakalım.
Maden Tetkik Arama Enstitüsü, ülkemizin tabii servetlerinden
olan ılıca ve maden sularının tahlilini daha modern cihazlarla
yapıyor. Profesör Kerim Çağlar'ın son tahliline göre Oylat
kaplıca suyunda kalsiyum, sodyum, magnezyum, potasyum, demir
alüminyum katyonları sülfat, hidrokarbonat klorür, nitrat,
hidrofosfat, hidroarsenat, meta silikat asidi, serbest karbondioksit
gibi anyonlar bulunmakta. Radyoaktivitesi 10, eman reaksiyonu
(PH) 7,3 olan suda bir miktar da krom bulunuyor. Bu özellikleri
itibarı ile Oylat Kaplıcası sıcak, (Hipertermal) oligometalik
kalsiyum sülfatlı ve radyoaktif sular gurubuna giriyor.
Nefesimizdeki kaplıca
Oylat Kaplıcası'nın akan suları radyoaktivite ve diğer şifalı
unsurları ile radyum emanosyonu (rodon) halinde ormanın
temiz havasına yayılıyor. Böylece kaplıca yalnız banyo olarak
değil teneffüs yoluyla da vücudumuza giriyor. Yarım saatte
kandaki seviyesi teneffüs edilen havadaki miktarla eşitleniyor.
Suyla olduğu kadar iklim tedavisi de gösteren Oylat Kaplıcası;
nevralji, nevrit, siyatik, meralji, parestezik intelkoskal
nevralji ve oksipital nevraljilere iyi geliyor. Ağrılı sinir
hastalıkları, romatizma, çocuk felcinin yanı sıra pek çok
hastalık da, banyo ve su içi masajlarda şifa bulabiliyor.
Vücut hücrelerinin faaliyetini kamçılayıcı su, iç ifrazatı
arttırıcı etkilerlerle üç haftalık tedavilerde kişiye enerji
ve zindelik kazandırıyor.
Kaplıcadan yararlanmanın 10 altın kuralı:
1- Kaplıca tedavisi öncesi doktor kontrolü yapılmalı.
2- Kaplıca kürü en az 15, en çok 20 banyo olmalı.
3- Günde sadece bir banyo alınmalı.
4- Banyo suyunun ısısı 37-38 dereceyi geçmemeli.
5- Banyoda kalış süresi 15 dakikayı aşmamalı.
6- Banyo sonrasında 45 dakika yatıp dinlenilmeli.
7- Tok karnına banyoya girilmemeli ve en uygun zaman olan
sabah tercih edilmeli.
8- Kaplıca kürü süresince ağır, etli, hamur ve yağlı yememeli.
Bol meyve, taze sebze, ızgara, haşlama ve az yağlı yemeli.
9- Kaplıca dışındaki zamanlarda yürüyüş ve egzersiz yapılmalı.
10- En iyi program doktorun tavsiyesini uygulamak olmalı.
Not: Sağlık amaçlı gelenlere, tedavinin etkisini azaltmamak
için suyun vücudun üzerinde kalması öneriliyor. Bu nedenle
fazla sabunlanmaması tavsiye ediliyor.
|