Aznavur
Pasajı Daha
girişte ambale olmak işten bile değil. Daracık girişli pasajda o kadar çok şey
sergileniyor ki hepsine bakmak isteseniz yorulabilirsiniz. Asılı duran yün örgü
bereler, atkılar, fular, pelüş benzerleri arasından geçiyor, tam ortada dışarı
taşan tezgâhlarla dolu çinicinin zengin çeşitleri ile kucaklaşıyorsunuz. Küçücük
bir kâse, renkleri ile öylesine hoşunuza gidiyor, bir tane alayım, içine kuru
yemiş filan koyar, yerim dedirtiyor. O kadarla kalsa yine iyi. Acaba bir de büyüğünü
alıp meyvelik mi yapsam, ah şu da çok hoş, bir demet çiçek alır koyarım derken,
oracıkta şaşırıp kalakalıyorsunuz. Pasajın sol kanat dipte bir mum dükkânı "Bun
Desıgn" var. Renk renk, biçim biçim dekoratif mumlar vitrini ve dükkânın
içini süslüyor da süslüyor. Hiç aklınızda yokken belki de doğabilecek şaraplı
bir romantik akşam yemeği için, bir çift mum alıp, bulunsun diye bir kenara koymayı
isteyebilirsiniz. Pasajın giriş katı sol koridorunda yün örme şapkalar, renk renk
eldivenler satan dükkan çeşitleriyle gençlerin dikkatini çekecek türden modeller
sergiliyor. Aznavur Pasajı, asma ve çeşitli katlarında farklı, butikler, takı,
hediyelik eşya satış dükkânları, kafelerle, spor salonları ile yükseliyor. Şimdi Aznavur
Pasajından çıkıyor birkaç adım İstiklal Caddesinde yürüyor 1850 tarihli Hazzopulo
Pasajına geliyoruz.
Hazzopulo Pasajı Yine dar bir aralıktan
Danişment Geçidine giriyoruz. Artık buraya pasaj mı demeli, yoksa geçit mi siz
karar verin. Kapı girişinde oyuncak bebekler satılıyor. Hatta konuşan bir bebek
çeşidi sürekli olarak “seni seviyorum” bile diyor. Siz yanından geçerken duyuyorsunuz.
Maçlarda giyilen renkli fanatik şapkaları da satılıyor, başka şapkalarda var ama
içerde bir zamanların ünlü şapkacısı, Paris şapka modelleri ile ünlü Madam Katia’nın
şapka mağazası faaliyetine kendisinden sonrakilerle hala devam ediyor.
Çakıl taş döşeli bahçenin etrafına dizili gelinlik satan, mağazalar, çantacılar,
terziler, alanın farklı yapısını oluşturuyor. Ana cadde üzerindeki yürüyüşümüze
devam ediyoruz. Yolumuz üzeri Beyoğlu’nun yenilerinden, şekerciliğe 1907 de başlamış
olan Koska
Şekercisi tüm heybeti ile boylu boyunca uzanıyor. Şekerci dediğime bakmayın burası
en az 50 şekerci dükkânını içine alacak büyüklükte bir market. Çeşit derseniz
o kadar bol ki nasıl anlatayım, insan bakarken şeker hastası olabilir! Koskalar,
susamlı helvalar, akideler, Osmanlı lokumları, macunlar, tatlılar uzatmayayım,
aphrodisiac etkili ürünleri ile çok tatlı bir dolaşım vaat ediyor.
Yolun
karşısında 1912 Saint Antoine Kilisesi, butikler, kırtasiyeci, CD ve kitapçı,
gümüşçü, kürkçü, Beyoğlu Anadolu Lisesi, İş Merkezi, Hollanda Başkonsolosluğu,
İtalyan Katolik Santa Maria Kilisesi, Rus Konsoloslu, Richmond Otel, 1900 tarihli
Botter Apartmanı, İsveç Konsolosluğunca uzanıp gidiyor, biz yine Tünele doğru
giderken sağ koldayız. Burada neler var derseniz Elhamra Pasajı, Terkos Pasajları,
Suriye Pasajı var. Elhamra Pasajı Geldik 1923 li yılların Elhamra Sineması, tiyatro salonu
ile ünlenen pasajlı, gösterişli yapısına. Giriş katında gelinlik, nikâh şekeri
satan dükkânlar, üst katında sergi salonu, iş yerleri bulunan yapı, eski görkemli
günlerinden uzak, St. Antoine kilise karşısında, kendi halinde sakin bir yaşam
sürüyor. Zaten dikkat edilirse Taksim-Galatasaray arasında görülen yaya trafiği,
hareketlilik nispeten Galatasaray-Tünel arasında biraz daha azalıyor.
Terkos Pasajı Terkos
Pasajından bahsetmeden geçilmez. Terkos, Paşabahçe satış mağazası ile Cafe Pizzeria
arasında, Terkos Çıkmazı’nda. Burada yer alan dükkânlar, tezgâhlar seri sonu malların
veya ihraç fazlası ürünlerin hem de şık ürünlerin, mağaza fiyatlarının altında
oldukça ekonomik değerlerde satın alabileceğiniz bir merkez. Komşu çatlatacak
türden kıyafetlerin, kazak, buluz, etek, badi, elbise, tişört, kotların satıldığı
dükkânlarda müşterilerin çoğu, neredeyse hepsi hanım. Sadece Terkos Pasajı için
defalarca Beyoğlu’na çıkan hanımların başlıca uğrak yeri. Defalarca diyorum çünkü
sık sık mal geliyor, sık sık uğramak, satılanları ayaküstü denemek gerekiyor.
Giysi havuzları tepeleme yığınla dolu, seç beğen al. Paça boyu ve daraltmalar
için terzi de var. Telaffuzu da kolay, imrendirici. Mesela güzel bir parça bulup
aldınız “Aaaa nereden aldın ne kadar güzel” denirse cevap “Beyoğlu’ndan aldım”
oluyor. Günün modasına uygunsa, fiyat da mağazaya oranla %50 düşükse, bir yerine
iki renk alınıyor. Ha dükkân, ha tezgâh pek fark etmiyor.
Tünele doğru
yaklaşırken Paşabahçe Galerisi bulunuyor. İnce çeperli bardaklar, şarap ve kokteyl
kadehleri, kesme kristal bardaklar, çeşmibülbül vazolar, ibrikler, aşurelikler,
tabak takımları, fincan takımları, mutfak eşyaları, vazolar, daha bir sürü birbirinden
güzel obje, gezmekte görmekte fayda var. Hepsi bir sanat eseri ayarında cam eşyalar
Avrupalıları kıskandıracak ayarda. Karşı yakaya geçmeden önce, Tepebaşı’ndan gelip
İstiklal Caddesini dikine keserek Tophane semtine inen ara yollara burada da rastlanıyor.
Bu sokaklar
üzerinde antika ev eşyaları, şamdanlar, mobilyalar, avizeler satan antikacılar,
loş ışıklı dükkânlarında meraklıları bekliyor. Ana Cadde üzerinde yol alıp mola
yerlerinden bahsederken arka ve ara sokakları anmadan geçmek olmaz. Zira bir cephesi
İstiklal Caddesine bir cephesi Tepebaşına bakan Beyoğlu’nun en yüksek binalarından
olan Odakule İş Merkezi altında ki geçitten geçersek kendimizi Pera Müzesinde
buluyoruz.
Pera Müzesi Müze katlarında tarihe yolculuk yaparken
Beyoğlu’nun büyüsüne kapıldığınıza şahit oluyorsunuz. Hem Beyoğlu’ndasınız hem
yıllar öncesinde bambaşka kültür izlerinde. Müzenin her katı sizleri Beyoğlu’ndan
alıp yıllar öncesine götürüyor. Kıymetli tablolar, kullanım eşyaları, ciniler,
sergiler, hepsi burada. Pera
Müze gezisi için tıklayınız
İşte bu ara sokakların, arka sokakların
arasında ana caddeden fazla uzaklaşmadan dolaşırken eski binaların kapı tokmaklarına,
cumbalarına, dökme demir balkon korkuluklarına, duvar kabartmalarına, aydınlatma
gereçlerine bakarak yine yıllar öncesine gidebilir, farklı tarzda mimari zenginlikler
görebilirsiniz. Asmalımescit de böyle değerler taşıyan bir yer.
Asmalımescit
Bu sokaklarda yıllardır hizmet veren meyhane, lokantalar müşterileriyle özdeşleşmiş,
aboneleri olan yerler. En ünlüsü rakı sofrasının adabını yaşayacağınız “Refik”.
Rum mezeleri, Arnavut ciğeri, hamsi buğulaması, tereyağında mantarı, muska böreği,
pastırmalı yumurta, etli yaprak sarma, islim kebabı, turşu, söğüş işkembe dilden
dile konuşulanlardan.
Asmalımescit
de ilerlerken Türkiye’nin önemli müzik hollerinden biri olan Babylon'da yine burada
bulunuyor. Hayal bile edilemeyecek türden grupların, cazcıların, müzisyenlerin
programlı konserler verdiği müzikhol de salon, sahne yakınlığı, iç mekânın geniş,
ferah oluşu, salon akustiği, modern çatı kaplaması, çevreye hâkim balkonu, kalabalık
da olsa ulaşımı kolay barları ile müzikseverlerin gece uğrak yerlerinin başında
yer alıyor.
Terkos Pasajı önünden karşı yakaya geçiyoruz, Denizler Kitapevi
ile karşılaşıyoruz. Deniz tarihi üzerine kitap mı arıyorsunuz, ya da denizcilik
üzerine kaynak mı hepsi var. Transatlantik, ünlü gemilerin afişleri, haritalar,
kartpostallar, resimler örnekler çoğaltılabilir. Gemici düğümlerini gösteren
bir kitap da ilginizi çekebilir, Eser Tütel’in Şirket-i Hayriye üzerine yazdığı
kitaplar da, deniz savaşları, tarihi gemilerin öyküleri çeşitler anlatmakla bitmez
türden. Aynı sırada Odakule civarı Beyoğlu İş Merkezi her kesimden alış veriş
yapanların uğrak yerlerinden biri, alt ve üst katında genellikle giyim üzerine
ekonomik satışlar yapılıyor.
Kırım Kilisesi Ara sokaklardan
bahsederken İsveç Başkonsolosluğu yanından, Tarhan Kolejine doğru inen yoldan
aşağı kıvrılıyoruz burada karşımıza ilginç mimarisi ile iki kuleli, külahlı bir
kilise çıkıyor. Beyoğlu’na defalarca çıkıp da bu kilisenin varlığından haberdar
olmak için ara sokaklarda dolaşmaya meraklı olmak gerekiyor.
Kilisenin
kemerli oldukça büyük bir kapısı var, kulelerle süslenmiş mimari yapı girişi yanında,
bir de çan kulesi yükseliyor. Çevresi taş duvarlarla çevrili, turlanabiliyor.
Yüksek tavanlı uzun salonu aydınlatan vitraylı dairesel pencereler fotoğraf
severler için ilginç kompozisyonlar olarak fotoğraflanabilir. İçerde pek fazla
bir şey yok, ziyaret serbest. Konudan fazla uzaklaşmadan, bu kilise hakkında
birkaç not vermek istiyorum.
Kırım
Kilisesine Anglikan Kilisesi de deniyor. (Anglikanlık, Protestanlığın İngiltere’ye
uydurulmuş hali). Kırım Savaşı bittikten iki yıl sonra kilise temeli 19 Ekim.1858
de atılmış. 10 yıl sonra bitirilmiş, 22 Ekim.1868 de ibadete açılmış. Abdülmecit
öleli yedi yıl olmuş, Abdülaziz zamanı. Kraliçe Victoria, Anglikanlar için İstanbul’da
kilise yapımına izin veren Osmanlı Padişahına bir otomobili hediye olarak göndermişler.
İstanbul’a bu şekilde gelmiş olan ilk otomobil ”Şeytan işidir” fetvasıyla, Sarayburnu’ndan
denize atılarak imha edilmiş!
Kırım Kilisesi bahçesinden basamaklarla
ayrılıyor, yılankavi, daracık sokaklardan İstiklal caddesine çıkıyoruz. Çok da
işlek olmayan bu sokaklarda cumbalara bakarak yol alırken, yere tebeşirle çizdikleri
kareler içinde unutulmaya yüz tutmuş oyunlardan sek sek oynayan çocukları, ip
atlayan küçükleri görmeniz de olası.
Tünel Meydanı Tünel’e
doğru iyice yaklaşıyoruz. Tarihi bir pastane var ki yıllarca kapalı kalıp sonra
yeniden açılan. Kapalı kalış öylesine uzun sürmüştü ki çocukken gelenler, çocukları
hatta torunlarıyla gelmeye başlamışlardı. İsmi Markiz pastanesi, yine pastane,
elbise değiştirir gibi hem de kafe. Yanı başı 1840 ların Passage Oriantal’i Cumhuriyetin
ilk yıllarında Şark Aynalı Çarşı ve yakın tarihte Passage Markiz olarak restoranları,
barları butikleri olan Markiz Pasajıydı, bir sürede orası kapalı kaldı, 2008’de
tamamı "Darty" bilgisayar marketi olarak işlevini sürdürüyor!
Karşıya geçmeden bir iki satırda bahsedeyim Ziraat Bankasına gelmeden 19.yy başına
tarihlenen bir Narmanlı Han var. Bakımsız kirli, hakkında birçok proje üretilmiş,
kale gibi bir bina dışa kabartma dev sütunlar üzerinde iki katlı. İçinde bir noter
var, hayal gücünüzü çalıştırırsanız Çiçek Pasajından daha güzel olmaya müsait
görünüyor. Bir de bakımsız bahçe öylesine yıllardır bekliyor! Caddeye bakan cephede
İstiklal Eczanesi, kitapevi, fotoğrafçı var.
Sırtımızı Şark Pasajına
çeviriyor, Markiz’in karşı sırasında yer alan Hıdıvyal Palas ile demir balkon
korkuluklarıyla dikkat çeken 1900 yılının Botter Apartmanı sırasına geçiyoruz.
Burada bulunan bir zamanların ünlü kitapevini Dünya Gazetesi sahibi,
Nezih Demirkent satın alıp Dünya Aktüel Kitapevi ve sergi salonu yapmıştı, 2007
de kapanıp kahveci oldu! Beyoğlu Evlendirme Dairesi olarak bilinen sokağın
köşesinde Foto Süreyya vardı, o da kapanıp Dört Mevsim Restoran olmuştu, şimdi
orası da kafe. Sturbucks Coffe, Gloria Jean’s diye diye kafeleri sayarken, işte
bir küçük meydan daha İstiklal Caddesinin sonu burası Metro Han önündeyiz, Tramvayın
ilk hareket noktasına inen tatlı meyil, aynı zamanda Karaköy-Tünel mevkii. Londra'dan
sonra Dünyanın ikinci, Türkiye’nin ilk metrosu burada 1875 de başladığı seferlerine
günümüzde de devam ediyor.
Hele yazın kavurucu sıcaklarında kendine has serinliği, kokusuyla özlenen özelliğe
sahip. Tünel çıkışının tam karşısına düşen 1895 tarihli Tünel Pasajı olan yapının
altı geçit kafelerle kaplı, oturup bir şeyler yenip içilecek farklı mekânlara
sahip. Son bina 1885 tarihi taşıyan, tuğla yapım bacasıyla Buhar Merkezi. Tünel
meydanına bakan bir başka mola yeri Seferoğlu Apartmanı altında hizmet veren “Gramofon
Cafe&Bar” son haliyle "Simit Sarayı" bir başka mola alternatifi olabilir.
Yanıbaşında kitapçı vardı şimdi dönerci olmuş. Karşınızda kartpostal, gravür satan
kırtasiyeci,
müzik evi, kafe var. Taksim-Tünel arasında yürüyüp bir kahve molası sonrası, soluklanıp
dönüşe geçebileceğiniz bir yer. Tünel’den Karaköy’e doğru uzanan Galip Dede Caddesi,
müzik aletlerinin satıldığı dükkânların, mağaza ve galerilerin kayıt stüdyoların
topluca bulunduğu yokuş. Yokuşun hemen sol başında Galata Mevlevihanesi ve Türk
Edebiyat Müzesi yer alıyor. Galata Mevlevihane girişinde Türkiye'ye ilk matbaayı
getiren İbrahim Müteferrika'nın kabri bulunuyor.III. Selim döneminde buraya çok
önem vermiş. Galata Mevlevihanesi gezilebilen müzesi ile sema gösterileri de program
dâhilinde izlenebiliyor. Geniş bahçe içinde solda türbe, sağda taş yapım bir çeşme
yer alıyor.
Yokuşun her iki yanında yer alan müzik aleti satan dükkânlarda
Akustik ve elektro Fender marka gitarlar, Ludvig, Yamaha, Tama bateri takımları,
İstanbul, Bosphorus marka ziller, Yamaha yan flüt, saksafon, ses düzenleri, ampliler,
mikronlar, tefler, tumbalar, sazlar, bagetler, mikrofonlar, nota sehpaları, ne
ararsanız burada bulabiliyorsunuz.
Beyoğlu Pera ile Yüksek Kaldırımı birleştiren Galip Dede Caddesinde "Filateli
Pul Galerisi" var. Yıllardır faaliyetine aralıksız devam eden, pulculuk konusunda
süreli yayınlardaki yazılarından da tanınan, hem eğitim veren, hem de pul zevki
aşılayan Erol Akkaya’nın pul galerisi bir başka uğrak noktanız olabilir.
Ayrıca pullar, kartpostallar ve bunlardan büyütülüp, fırınlanarak örneklenmiş
çerçeveli ciniler, fayanslar sevdiklerinize hoş hediyelikler satın alabilirsiniz.
www.filateli.com.tr
Galata Kulesi Karaköy’e inmeden Galip Dede Caddesi sonunda Yüksek
Kaldırım yokuşunun başlangıcına yakın bir yerde tarihe meydan okuyan bir kule
yükseliyor ki ne kule. Giriş ücretini ödeyip asansöre biniyor kuleye çıkıyorsunuz.
Kuleyi çepeçevre saran balkonundan İstanbul’un doyumsuz manzarasını seyredebiliyor,
bu anı ölümsüzleştirmek için fotoğraflar çekiyor, Haliç köprülerini ve Boğaz kıyılarına
Anadolu yakasına dek görebiliyorsunuz.
Yemek
yenecek restoran, soğuk, sıcak içeceklerle gezinizi tamamlayabilir, Hazerfen Ahmet
Çelebinin Üsküdar-Doğancılar’a bu kuleden kanat takıp nasıl uçmuş olabileceğini
düşleyerek kuleden inebilir, kule dibinde park içinde ki kahvede bütün bunların
üzerine bir demli çay daha içebilirsiniz. Galata Kulesi çevresinde yapacağınız
turun bitiminde Karaköy, Bankalar Caddesine görülebilen ilginç mimariye sahip
“Komando Merdivenleri” ile buluşabilirsiniz. Yokuşun alt sol paralelinde
Alageyik Sokağı, yani İstanbul Genel Evi hizmet veriyor.
Beyoğlu
Notları Beyoğlu podyum misali kaldırımsız geniş bir platformdan oluşuyor,
ortada tramvay rayları, su gider mazgalları, zemin taş karo kaplı. Bilhassa öğlen
saatlerinde yemek molası için verilen saatlerde, çeşitli ofis ve bankalarda çalışanların
yürüyüşe çıkışıyla hareketlilik yaşanıyor. Öğle sonrası, ikindi arası çevrede
bulunan çok sayıda okulun dağılış saatlerinde cadde, bu defa okul formalı ilkokul
ve lise çağında öğrenci akımına sahne oluyor. Cumartesi, Pazar günleri öğleden
sonradan itibaren cadde, yaya trafiğine cevap veremez hale geliyor. Hafta sonu
iki milyona yakın ziyaretçi ağırlıyor! Galatasaray Meydanında sık sık gösterilere,
protestolara rastlanıyor. Trafiğe kapalı olmasına rağmen bazı sivil araçların
geçişlerine ve park edişlerine, güvenlik ve belediye hizmet araçlarının geçişlerine
tanık olabiliyorsunuz. Taksim Tünel arası sürekli tramvay seferleri yapılıyor.
Beyoğlu’na en yakın Galatasaray Lisesi önünden, İngiliz Konsolosluğu köşesinden,
Tarlabaşı Bulvarından, Taksim Meydanı’ndan taksi bulunabiliyor.
Yeni
Melek Gösteri Merkezi, Emek, Alkazar Sineması, kısaca sinemalar, tiyatro ve kulüp
binası, çeşitli ülkelere ait konsolosluklar, Fransız Sarayı, yerli yabancı okullar,
iş yerleri, bankalar burada. Barlar, cafeler, İtalyan Restoranı, Çin lokantası,
Bursa Kebapçısı, İnegöl Köftecisi, Bodrum lokmacısı, gözlemeciler, pastaneler,
kahveler, şarap evleri, oteller, Galatasaray Hamamına, varıncaya dek, her dalda
çeşitlilik fazlasıyla burada. Mekânların isimlerini bir bir yazmaya kalksam işin
içinden çıkamayacağım, biri kapanırsa bir yenisi açılıyor veya isim değiştirip
devam ediyor. Nüfus da fazla ve değişken olunca Beyoğlu Emniyet Amirliği’ne düşen
görevlerin sayı ve sorumluluğu da haliyle arttıkça artıyor. Ünlü cadde, 24
saat boyunca, 30 kusur kamerayla, belirli noktalarda konuşlandırılmış sabit, gezici
ekip otolarıyla, sivil ve resmi polislerle sürekli gözetim altında tutulmaya çalışılıyor.
Buna rağmen yine de çanta taşırken, kapkaça karşı dikkatli olmak gerekiyor.
Beyoğlu’na
Genel Bakış Beyoğlu bir podyum gibidir, giyinip, kuşanan, takıp takıştıran
birçok kişi görülür. Moda merkezi sayılır. Düşük bel pantolon giyip, açıkta
kalan bel çevresi gamzelerini göbeğini gösterenler, saçlarını savura savura, keklik
gibi sekerek giden genç kızlara cüretkâr bayanlara en çok burada, bu caddede rastlanır.
Ne plazalar, ne alış veriş merkezleri bir biri ardına, nerede açılırsa açılsa
da Beyoğlu şöhretinden kaybetmeden devam eder renkli yaşantısına. Butikler sık
sık vitrin değiştirir, Müzikli rock barlarda yeni gruplar sahne alır, dansı, yaşamayı,
eğlenceyi sevenleri buluşturur. Herkesin ilgisini çeken mutlak bir yer bulunur.
Kırk yıldır göremediklerinize karşılaşma ihtimalinin bulunduğu en yüksek yerdir.
Sevgilisiyle el bebek gül bebek dolaşanlar, durup durup öpüşenleri vardır.
Vatmanın çın çın sesi ile tramvayına yol açtığı, bir fotoğraf stüdyosu, çekim
platosu gibidir. Burası Beyoğlu’dur, Türkiye’nin en ünlü, uzak kalınca en
çok özlenen, düşlenen caddesidir. Bu yazı da bu satırla bitmeyecek, yeniliklerin
ilavesiyle yaşadıkça devam edecektir…
Nardis
Jazz Clup
120
konuk kapasiteli, Caz müziği dinlenen kulüp de farklı
türde canlı performanslar sergileniyor. Pazar günleri
haricinde her gün açık olan caz kulübünde giriş ücreti
ödenerek hafta içi 21.30, 00.30 arası, hafta sonu
01.30’a kadar müzik ziyafeti eşliğinde eğlenme imkânı
bulunuyor.
Nardis Jazz Clup Tel no. 0212 244 63 27
Ghetto
Mario Cantoni binasında 207’den bu yana hizmet veren
Ghetto, Perşembe, Cuma, Cumaertesi geceleri düzenlenen
konserlerle gençlerin uğrak yerlerinin başında geliyor.
Farklı ses ve ışık efektlerinin sergilendiği mekân,
hafta içi 20.30, hafta sonu 22.30 da açılan geniş
kapasiteli, içkili mekân 03.00’ dek hizmet veriyor.
Ghetto Tel no. 0212 251 75 01
Roxy
Birçok amatör grubun sahne aldığı ve canlı performansların
sergilenip, disko geceleri, hafta sonu partileri düzenlenen,
750 konuk kapasiteli Roxy’de, caz, rock, blues, latin,
techno türü müzik çalınıyor. Hafta içi düzenlenen
özel partiler haricinde Cuma, Cumartesi geceleri geç
saatlere kadar Roxy, bira, kokteyller müzik eşliğinde
gençlerin gözdesi durumunda.
Roxy Tel no. 0212 249 12 83
İndigo
Canlı müzik performanslara ev sahipliği yapan mekân,
dünyaca ünlü DJ lerin hazırladığı tekno, disko, electro,
rock müzik türleri ile müziksever gençlerin dans edip
müzik dinlediği mekân olarak rağbet görüyor.
İndigo Tel no. 0212 45 13 07
James
Joyce Irish Pub
Dev ekranlı içki barında oturup maç, konser, klip
izlerken biranızı yudumlayabileceğiniz İrlanda barında
her gün bir başka grup tarafından yapılan canlı müzik
performansları da izlenebiliyor. Hafta sonu giriş
ve bira ücreti ödenirken, hafta içi ücretsiz giriş
uygulanıyor.
James Joyce Irish Pub Tel no. 0212 244 79 73
Brasserie Bomonti
Asmalı Mescit’te hizmet veren bira içilip, patates
kızartması yenen mekânda, her gün 11.00-03.00 saatleri
arasında vakit geçirilebiliyor.
Brasserie Bomonti Tel no. 0212 245 76 10
Bibuçuk
Bira ve patatesin yanı sıra atıştırma mekânı olan
Bibuçuk’da, hafta içi 12.00- 24.00 hafta sonu 12.00-24.00
saatleri arasında keyifli saatler geçiriliyor.
Bibuçuk Tel no. 0212 244 70 10
Jolly Joker Balans
Gece 03.00 a dek açık olup, 800 konuk ağırlayabilen,
rock, pop-rock, alternatif müzik performans gruplarının
sahne aldığı müzikhol’de, gençler, orta yaşlılar,
bira ve kokteyllerle konserleri izleme imkânı buluyorlar.
Jolly Joker Balans Tel no. 0212 249 07 49
Mojo Beyoğlu’nun
en tanınmış müzikhollerinden biri olan Mojo, haftanın
her gecesi düzenlenen canlı müzik, konser performanslarının
yanı sıra, sevilen rock klasiklerini çalması bakımından
yıllardır popülerliğini koruyor. Dans edip, üç ayrı
barından aldıkları içeceklerle serinleyen müzik tutkulu
gençler, birçok tanınmış rock grubunu izleme ve gecelerin
ünlü müdavimlerini görme imkânı buluyorlar. Damsız
girilemeyen Mojo’da canlı müzik 24.00’de başlarken,
04.00 kadar eğlenme imkânı bulunuyor.
Mojo Tel no. 0212 243 29 27
İstanbul Live
Yerli ve yabancı rock gruplarının sahne aldığı İstanbul
Live 2004’de bu yana yüksek kapasiteli salonunda müzik
sever gençlerle buluşuyor. Saat 21.00’de konuk ağırlamaya
başlayan müzik holünde konser türüne göre kapı giriş
ücreti ödeniyor. 04.00’de kadar müzik dinleyip eğlenen
gençler en fazla bira tüketiyorlar.
İstanbul Live Tel no. 0541 889 10 90
Beyoğlu Hayal Kahvesi
20 yıla yakın süredir Beyoğlu eğlence mekânları arasında
hizmet veren Beyoğlu Hayal Kahvesi, rock müziği performansları
denince ilk akla gelen mekânların başında yer alıyor.
Her gece canlı müzik izlenebilen mekân, sabahın ilk
saatlerine kadar açık. Başta rock olmak üzere, caz,
blues, soul türü müzik yapılan Beyoğlu Hayal Kahvesinde
Redd, bulutsuzluk Özlemi, Nev, Yeni Türkü gibi tanınmış
gruplar konser veriyorlar.
Beyoğlu Hayal Kahvesi Tel no. 0212 244 25 58
Dorock
Taksimin gözde rock barlarından olan Dorock, rock
ve metal seven gençlerin uğrak yerlerinden biri. Sevilen
rock klasiklerini kendi yorumlarıyla sergileyen rock
grupları 23.00 dinlemeye başlayan müzikseverler geç
saatlere kadar eğlenme fırsatı buluyorlar.
Dorock. Tel no. 0212 293 75 65
Babylon
Asmalımescit’te yer alan tanınmış müzik holü Babylon,
Beyoğlu’nun gerek mimari, gerekse müzik akustik kalitesi
bakımından en geniş, en rahat konser izlenen müzikhollerinden
biri. Pistin sahneye yakınlığı ile sıcak ilişki kuran
grupların performanslarını salonda veya üst kat balkonlarından
izleme imkânı bulunuyor. Babylon Rock, caz, elektronik
türü müzik yapan yerli ve yabancı grupların yanı sıra
dans, tiyatro gibi etkinliklere de yer veriyor. Babylon
konserleri 21.30- 23.30 arası gerçekleşiyor, müzikli
parti 03.00’e kadar sürüyor.
Babylon Tel no. 0212 292 73 68
Line
17.00-05.00 arası müzik dinlenen rock bar Line’de
buluşan gençler, dev ekranların seyri eşliğinde dans
edip eğlenme, canlı performansları izleme imkânı buluyorlar.
Hafta içi ücretsiz, hafta sonu bir yerli içki dâhil
giriş ücreti ödeniyor.
Line. Tel no. 0212 252 06 94
Novo
Asmalımescit’te hem atıştırıp hem içki içilebilen
ve en fazla 100 kişi alabilen küçük bir mekân olan
Novo, Pazar geceleri hariç her gece konuk ağırlıyor.
Salı gecelerini Türkçe rock diğer geceler nostalji
ve günümüzün sevilen parçalarına ayıran rock bara
giriş ücretsiz.
Novo. Tel no. 0212 252 59 52
Off
Pera
Asmalımescit’te Salı programlarıyla geçmişe özlem
duyanlar tarafından rağbet gören rock barda klasik
müzik, Techno müzik günleri de düzenleniyor, her türe
göre değişen konuk profiline rastlanıyor.
Off Pera. Tel no. 0212 249 26 97
Rouge
Taksim-Talimane’de hizmet veren şarap barı, gerek
yerli yabancı zengin şarap çeşitler ile şarap severleri,
gerekse akustik müzik eşliğinde yemek yiyip, şarap
içenlere keyifli akşamlar vaat ediyor. Rouge’nin giriş
katında şarap çeşitlerinin bulunduğu satış bölümü
yer alırken, üst katlarında peynir tabağı, kadehte
şarap tadımı, özel mönüden tercih seçenekleri bulunuyor.
Her gün 11.00-02.00 açık.
Rouge Tel no. 0212 237 01 90
Gönül Sokakta bulunan Nar Pera, Flavio, Lux, Off Pera
gibi mekânlara sığamayanlarla dolup taşarken, Atiye
sokak’ta Asmalı Mescidin sokakta oturup içki içip,
yemek yiyerek sohbet etmeyi sevenleri ağırlıyor. Birçok
mekâna sahip Tomtom Sokak meyhane zevki veya müzik
dinlemek isteyenlerin akın akın geldiği hafta sonları
rağbet gören yerlerin başında yer alıyor. Sofyalı
Sokak meyhanelerin, kulüplerin sıkça yer aldığı, hafta
sonu yoğun miktarda ziyaretçi ağırlayan bir başka
sokak oluyor.