GEZİYORUM
|
Music:
The Cure - Love Song (Acoustic) | Ege'nin
eğlence cenneti: Bodrum 
Yıl
sonuna kadar uçaklarda boş yerin olmadığı, İngiliz turistlerin bayıldığı, Rusların
tanışmak için can attığı, Türklerin vazgeçemediği ve çılgınlık duvarlarının aşıldığı
bir eğlence merkezi olan Bodrum, bu çılgın kalabalığı akvaryumu anımsatan koylarıyla
serinletiyor. İlk
kez kez 1968 yılında tanıştığım Bodrum ile son yılların Bodrum'u arasında dağlar
kadar fark oluşmuş. Örneğin çarşı içinde Bodrum'a has ve denizin mücevheri niteliğindeki
süngerleri satanlar, yine mücevher satan kuyumcular olmuşlar. Ucuz diye konakladığım
Halikarnas pansiyon, balkanların en büyük diskosu olmuş. 30 km'lik yolu virajları
ve darlığı ile 2.5 saatte aldığımız Bodrum yolu, neredeyse uçak iner hale gelmiş.
Bu sayfada gördüğünüz siyah beyaz fotoğraf, 30 yılın nasıl geçtiğini gözler önüne
seriyor. 
BODRUM TARZI EĞLENCE Bodrum yarımadası üzerinde Göltürkbükü, Bitez,
Gümbet gibi bir çok yer turistlere çeşitli eğlence seçenekleri sunuyorsa da eğlencenin
kalbi yine Bodrumun içinde atıyor ve her şey bu yıl biraz daha belirginleşmiş
gibi görünüyor. Genellikle huzur, nispeten daha sakin ortam arayanlar ile yaş
ortalaması biraz daha yüksek olanlar Bodrum Kalesi ile marina arsındak i
lokalleri tercih ederken ,gençler ve yabancı turistler başta olmak üzere ruhunda
çılgınlık olanlar, doyasıya dans edip, yüksek volümlü müziği tercih edenler, kale
ile Halikarnas tarafını seçiyorlar. Bu bölümde yürüyenlerin yanısıra dükkanların
çokluğu alışveriş, disko barlar daha yoğun bir ortam oluşturuyor. 2008 yazı itibariyle
hanımlar tek omuzu ve göbeği açıkta bırakan, göğüs altı büzgülü t-shirt ile kemersiz
düşük belli dar pantolonları altına giydikleri topuksuz tokyo türü açık sandaletleri
tercih ederken, beylerde belirgin bir modaya rastlanmıyor. Bodrum gecelerine bol
uzun paça şort altına spor ayakkabı giyende var, üstünde milli takım forması veya
kolları kıvrılmış uzun kollu gömlek giyende görülüyor. Genelde rahat ve salaş
kreasyonlar bantlı sandaletlerle tamamlanıyor. Yemek sonrası 22.30- 23.00 de canlılık
kazanmaya başlayan Bodrum disko barlarında bir gezintiye çıkıyoruz. WHITE
HOUSE Yıllardır
bozulmayan hizmet anlayışı ile Halikarnas yakınlarında bulunan Disko bar küçük
ama şirin, birazda yolun gerisinde bulunması avantajıyla görüntü estetiği sağlıyor.
Sempatik balkonu, zengin barı, maçların ve kliplerin seyredildiği devasa büyüklükteki
ekranı, müzik kalitesi ile olduğu kadar genç işletmeciler Zafer ve Ali'nin iş
disiplini, konuklara olan saygısı ile de Beyaz Evi tercih sebebi yapıyor. Şayet
TV de maç yayını varsa dev ekranlardan konukların büyük bölümü maç seyrediyor
,
maç bitimi veya normal eğlence zamanlarında sipariş edilen içecekler dans müziği
eşliğinde koyu ve bol kahkahalı sohbetler eşliğinde içiliyor. Bu arada gerek"
Dans Table" üzerinde, gerekse bar tezgahı üstünde çeşitli dans gösterileri yapılıyor,
bunlara arzu eden ya da şişe içinde balık durumuna gelenlerde katılıyor. Saat
23.00 dan sonra yüzü siyah maskeli, deri şort ve deri paçaları ile dans masasına
çıkan çıplak delikanlı olağan üstü bir performansla hızlı bir show a başlıyor.
Bu dans gösterisini genellikle hanımlar erotik bulup beğenilerini çığlıklar atarak
hayranlık dolu bakışlarla gözlerini kırpmadan seyrederken, Showun disko bölümünde
devam eden kısmında aynı gençle beraber dans etmeyi de
ihmal etmiyorlar!!! White House'un tecrübeli olduğu kadar atraksiyonları içinde
şişe, buz, bardaklarla yaptığı gösterileri ile hayranlık toplayan baş barmeni
Mario Mehmet'e gerçekten de sihirlitur okurları için barın en çok tutulan popüler
içeceklerinden örnekler vermesini istedim. Mario, türlü çeşit hareketlerle hazırladığı
içki kadehini öyle yerlerde çeviriyor ki bu hazırlama sırasında önce içkinin başı
döndürülüyor, sonrada içenin. İşte bir kaçı: Chocolate Monkey:
(Çikolatalı Maymun) Baily's likörü+whisky+Tiamaria+(rende çikolata)süt, shaker'a
konup buzla karıştırılıyor,süzülüp bardağa konulurken kadehin yüzeyine çikolata
rendesi serpiliyor. Sexy Irish:(Seksi İrlandalı) Votka +Blue
Gracau+portakal suyu+ananas suyu Fish
Bowl: (Balık Kavanozu) Votka+muz likörü+Kaysı likörü+cin+portakal suyu+granadin
(renk vermesi için) Kavanozda hazırlanıyor içine buz ve sipariş kaç kişilikse
o sayıda pipet konuyor herkes aynı kavanozdan içiyor. Lion Club, Red Bull'a
benziyor içinde alkol yok enerji içeceği içine bir ölçek votka konuyor.
Sex on the beach: (Kumsalda Aşk!Sahilde seks.) Bu kokteyl için Mario
Mehmet, modası geçmez, ölmez diyor. Yabancı bayanların tercihi aralarında şakalaşıyorlar,
bayanları kışkırtıcı bir içki, siparişi verirken yanlarındaki kişiye mesaj verir
gibi manalı bakıyorlar diyor.! Geçen yıllar çok modaydı bu yıl da öyle diye ekliyor.
05.00'e kadar devam eden müzik ve eğlence ise sabahın ilerleyen saatlerine dek
sürüyor.Şimdide White House'dan ayrılarak yine aynı sırada bulunan bir başka bar
diskoya uzanıyoruz. ORANGE
CLUB: Techno tarzı dans müziği diskonun dışına taşarken barmenler
konuk siparişleri daha önceden kurdukları sistemle hızlı ve problemsiz biçimde
karşılıyor. Merak eden için kısaca anlatayım. Tüm servis elemanlarına çalışabilmeleri
için işletme tarafından işe başlarken para dağıtılıyor. Bu paralarla garsonlar
müşteri siparişlerini bara peşin para ödeyip alıyor ve müşteriye sundukları an
parasını da peşin alıyorlar, bu şekilde ne müşteri içtiğini unutup inkar ediyor
ne de bar açık veriyor. Orange Club da açık ve kapalı mekanlar bulunuyor. Kapısı
olmayan kapalı mekanı tercih edenler pistte haşin müzik eşliğinde serbest
dans figürlerini sergilerken bonkör dekolteleri ile sert bakışlı bayanlar görülebiliyor!
Ön bölümde açık havada oturmayı seçenlerle yoldan gelip geçenlerin, meraklı bakışların
odaklandığı sohbet platformuna dönüşüyor. Her iki bölümde de Disko spotlarının
hareketli renk efektleri ile boyanan konuklar, bulundukları ortamdan memnun bir
tablo sergiliyorlar.Burada da en fazla tüketilen fıçı bira oluyor. 
2008 Temmuz ayı itibariyle Bodrum Beyaz Ev’de bira gündüz 5 TL,
gece animasyon, la beraber 7 TL den satılıyor. Özellikle Örümcek adamın “Spiders
Show” gösterisi bu yıl da devam ediyor ve büyük ilgi görüyor. Dans edip, çeşitli
sürprizlere tanık olan konuklar eğlencenin doruklarına çıkıyorlar. Son yılların
gözde Brezilya kokteyli “Majito” yılın moda içkisi olarak en fazla siparişi verilenlerin
başında yer alıyor. Ünlü barmenler, sihirlitur.com okurları için formülü söyle
verdiler. Majito: 3–4 adet yeşil limon dilimi, birkaç tane taze nane
yaprağı, bir esmer şeker, bir ölçek bakardi, isteğe göre soda ve bol kırık buz.
Dibe doğru daralan geniş ağızlı özel bakardi bardağında sunulan içecek taleplere
bakılırsa ününü yıllarca devam ettireceğe benziyor. 
Günün her saatinde dolan sahil kahveleri, plaj olarak değerlendirilen Kale-Halikarnas
sahili, restoran ve barlarına eklenen alış veriş, hediyelik eşya, bijuteri dükkânlarının
müşterileri ve araç kalabalıklığı sokaklara sığmıyor. Bodrum marinanın büyümesi
ile limanın tekne trafiği artarken, gümrüklü saha ilan edilen dalgakırana ne yazık
ki güvenlik nedeniyle 3–4 yıldır çıkılamıyor. Bodrum giriş ve çıkışında, büyük
şehirleri aratmayan bir trafik karmaşası yaşanırken gerek ışıklar, gerekse trafik
polisleri çoğu zaman çaresiz kalıyorlar. Özellikle garajların daha uygun bir yere
taşınması tek çare gibi görünüyor.
Beyaza boyalı harap durumda ki yel değirmenlerin bulunduğu tepe ise Bodrum Kalesi
ve Bitez koylarını seyredip, fotoğraf çekilen uğrak noktası olarak otobüslerle
gelen turistlerce ziyaret ediliyor. Her şeye rağmen 20 Temmuz 2008 yılı itibariyle
Bodrum, bu yıl da düşük kapasite ile turist ağırlıyor. Bodrum atmosferinde 5 yıl
öncesine oranla, bir şeylerin eksik olduğu fark ediliyor..! 
...Veee HALİKARNAS Balkanların en büyük diskosu olan Halikarnas Disko,
saatler 24.0 0
sularında yükünü almaya başlıyor. Sanki Bodrumda herkes sözleşmiş gibi aynı anda,
enerjik ve dinç olarak geliyor. Belli bir düzen içinde sırayla kontrollü olarak
içeri buyur ediliyor. Geçmiş yıllara oranla daha profesyonel bir yaklaşım içinde
olan idareci ve korumalar sürekli telsiz iletişimi ile hem idari kuralları uyguluyor
hem de konukların güvenli ve problemsiz eğlenmeleri için çalışıyorlar. Hınca hınç
pisti dolduranlara önce dans müziği çalınıyor.Ne yaptıkları pek de belli olmayan
dans severlere birazda "tıs tap" müzik çalınıyor kısa süre sonra bu yazın sakız
parçaları olup daha
başlarken eller havada yaylanarak tempo tutturan coşturan pop parçalara geçiliyor.
Bunlar içinde Halikarnas başta olmak üzere her diskoda birkaç kez çalınan Sertab
Erener, Yıldız Tilbe, İbrahim Tatlıses, Tarkan'a ait ünlü parçalar dinleniyor.
Halikarnas'ın DJ'i tanınmış parçaların içine öyle bir darbuka sololar döşüyor
ki hem parça bir anda daha da oynak hale gelip baylara bile göbek attırıyor, hem
de bir kilometre daha uzuyor, pistteki gençler yahut da kendini genç
hissedenler hop oturup hop kalkıyor, el çırparak eşlik edenlerle sesler ayyuka
çıkıyor. Hoparlörlerden yapılan anonsla bu defa birbirinden yetenekli üç Rapcı
sahne alıyor. Marifetlerini bir bir sergileyen rapcılar eforları, figürleri, dayanıklılıkları
ile hayranlık uyandırıyorlar. Mesela bir rapcı kafasına giydiği bere üzerinde
amut biçimi, 4 dakika hiç düşmeden dengesini kaybetmeden beyin üstü, topaçtan
hızlı fırdöndü, rulet, misali buz patenindeki gibi dönüp, görünmez oluyor. Ayağa
kalkınca da sendelemeden dansına devam ediyor, inanamıyorsunuz. Bir başkası
yer çekimine meydan okurcasına ara sıra yere dokunarak yerden hiç bir güç almadan
kendi yarattığı hızı ve ağırlığı ile takla üstüne takla atıyor, buna da inanamıyorsunuz.
Rapçı gençler konuklar arasında dans etmek, figür göstermek isteyenlere de dans
pistinde olanak tanıyorlar. Halikarnas show un bir başka bölümünde kolejli kız
kıyafetleri, yandan örgülü saçları, geniş çerçeveli gözlükleri ile bir genç kız
grubu sahneye çıkıyor ve bunlar birlikte aynı figürlerle gayet masum uyum içinde
dans ediyorlar, demeye
kalmadan her şey bir anda değişiyor, masum görünen kolejli kızlar bir anda üzerlerindekileri
parçalarcasına çıkarıp popolarını adamakıllı dışarıda bırakan deri kostümleri
ile erotik dans gösterilerine başlıyorlar. Tabiri caizse yürek hoplatan, nefes
kesen figürler şaşkınlıkla izleniyor, bu gruba ahtapot benzeri kostümlü uzaylı
canavarlar da katılıyor. Ve nihayet yapılan anonsla merakla,sabırsızlıkla, heyecanla
beklenen "Köpük Show" başlıyor. 03.00 civarında koca ağızlı köpük püskürtücü sahneye
çekiliyor, sarı simli parlak saten mayosuyla sahnede
köpük makinesini ateşleyen köpükçü kız, dans ederek namluyu pistte yer alan konuklar
üzerinde gezdirerek köpük yağdırıyor. Banyoda bile bu kadar köpük içinde olamayacak
durumdaki dans severler çığlıklar atarak, köpüğün bitimine dek köpüklere bulanıp
neşe içinde çılgınca dans ediyor, sonrada yıkanmak üzere lavabonun yolunu tutarak
sabaha son veriyorlar.!!! Bu defada dört yıl önce yapılan arıtma sayesinde
denize girilebilir hale gelen, mekanik rodeonun da bulunduğu Bodrum plaj yolu
kumsalı, güneşin doğumu ile konuklarını kabul etmeye başlıyor. 
Bodrum Feneri Restoran & Bar Bodrum’da en keyifli yemek yenecek yerlerden
birisi de Marina içinde Deniz Feneri bitişiğinde yer alan “Bodrum Feneri Restoran
& Bar”. Deniz ürünleri ve et üzeri çalışan ve yerli yabancı zengin şarap mönüsü
ile ilgi çeken restoranı tercih edenler, caz müziği eşliğinde akşam yemeklerini
yerken, aydınlatılmış muhteşem Bodrum Kalesini, limana giriş çıkış yapan tekneleri,
marinayı seyrediyorlar. Akşam
güneşinin asil ışıklarıyla yıkanan fener kulesi kırmızı kubbesi, geri planı kaplayan
tarihi Bodrum Kalesi önünde seyir ve fotoğraf imkânı veriyor. Arzu edenler bu
manzara eşliğinde barda oturup içkilerini yudumlayabiliyor, yemek yiyebiliyor,
dahası bitişikte bulunan yüzme havuzunda serinliyebiliyorlar. Özellikle dalgakıranın
ucunda yer alan Fener Restoran, Bodrum’a göre daha esintili, serin ve deniz kokulu
bir mevkide bulunuyor. Yıl boyu açık olan restoran Fatih Arıman, Sami Caner
işletmesi. Kış mevsiminde etrafı camlarla kapatılan restoranın panoramik
manzarası, geniş ve ferah barı, deniz seviyesinde ki fener evi önünde konumlanan
masaları, konuklara unutulmaz anlar yaşatıyor. Rezervasyonla konuk ağırlanan restorana
Marina kapısından giriliyor, misafir araçları için park sahası bulunuyor.
Bodrum Çevresi Torba girişinden sahili takip etmeye başladım.
2001 Haziran sonunda geçirdiği yangınla yeşil örtüsünü kaybeden Torba sahili,
limanı, pansiyon ve cafeleri ile ilk durak. İnsanın içini burkan yanık ağaçların
yerine 2008 Haziran'ında yeni fideler boylanmaya başlamış. Gölköy yolu sağa kıvrılıyor,
ama ben sola Göltürkbükü'ne devam ediyorum. Burada önümüze ilk çıkan yenilenen
dükkanıyla Baklavacı Yalçın usta oluyor. Ürün kalitesini yıllardır bozmayan Yalçın
usta, has şekerle kat kat yaptığı ve yaz sıcağına rağmen insanın içini baymayan
ev baklavasını, çok uzaklardan gelen müşterilerine yetiştirmekte güçlük çekiyor.
En az baklavası kadar, su böreği de nefis. Yalçın Usta faaliyetine Milas'da devam
ederken eski ustası, ortağı işletmeyi sürdürüyor. Plajı olmayan ve denize
yapılan uzantılı setleri gündüz denize girmek için kullanan Göltürkbükü, hava
lacivertleşince bu setleri restoran olarak kullanırken bu yıl alınan bir kararla
bu deniz üstü platformları sökmüş. Göltürkbükü, Bodrumlular'ın vazgeçemedikleri
koylardan biri. Ne varki Göltürkbükü kadar iddialı bir başka koy, aynı yolla ulaşılan
ve daha düzenli daha büyük bir yerleşim bölgesi olan Yalıkavak. Restore edilip
çevre düzenlemesiyle park içine alınan Yalıkavak değirmeni yanına park edip, sahil
boyunca uzanan çay bahçesi, pastane ve restoranlara konuk oluyorsunuz. Çevre koylara
düzenlenen tekne turlarına katılanların
dönüşüyle daha da renklenen liman içi, Yağlıboya tablosu yapılıp duvara asılacak
kadar güzel bir görünüm sergiliyor. Sahil, yürüyüşü sırasında omuz omuza veren
teknelerin sudaki yansımalarının eşliğinde, samimi ve renkli restoranların çekiciliğine
kapılıyorsunuz. Pansiyon ve otellerle tekneler arasında kalan daracık koridorda
yer alan restoranlarda, kırık buz üzerine dizilmiş Ege balıklarından beğendiklerinizi
sipariş ediyor ve kendinizi dinlendirici bir ortama bırakıyorsunuz. Yemek sonrası
kalan bir kaç parça ekmeği denize attığınızda ise balıkların hiç biri bu ikramınızı
geri çevirmiyor. Yemek sonrası Yalıkavak çarşısı, ressamların tablolarını sergilediği
sanatcılar sokağı, hoş vakit geçirmenizi sağlıyor. Yalıkavak'dan ayrılanların
karşısına bu kez, gün batımında gümüş rengine bürünen Gümüşlük koyu geliyor. Araçların
köy girişine bırakıldığı trafiğe kapalı Gümüşlük girişinde bulunan Tavşan adasına
paçaları sıvayıp sudan geçerek çıkmak ve Gümüşlük koyunu tepeden seyretmek, keyif
veren gezilerden biri oluyor. Çarşı girişinde bulunan sergi ve tezgahlardan Bodrum
resimleri, incik boncuk, seramik türleri, biblolar, yel değirmeni maketleri ve
rüzgar çanı alabilirsiniz. yarımadayı tam turlamak isteyenler için Hüseyin
Burnu Deniz Feneri, marinası ile ünlü Turgutreis, huzur ve sakinlik arayanların
tercihi, Yahşi, yabancı turistlerin ilk tercihlerinden olan Gümbet, Bitez, farklı
renkler, farklı tatlar, eğlenceler sunuyor. Günübirlik tekne turu
Bodrum'da, saat 10.00'dan itibaren limandan kalkan günübirlik mavi yolculuk t ekneleriyle
Orak adası çevresinde birbirinden gizemli koylara yolculuk yapabilir, Ege'nin
berrak ve masmavi denizinde yüzebilirsiniz. Tekne mönülü gezilerde, teknelerin
Orak adası çevresinde en fazla mola verdiği yerlerden bazıları Akvaryum, Yasemin
koyu, Tramplen burnu oluyor. Bronzlaşmış tenleri ile Bodrum'a dönenler her açıdan
bir başka güzel görünen Bodrum Kalesi'nin silüeti eşliğinde gün batımını izliyorlar.
Bunlar arasında gün batımının izlendiği en gözde yer, Gümbet yolu üzerinde Yel
değirmenlerinin bulunduğu tepe ilgi çekiyor. Bodrum'da Tarih
Günün ilk ışıklarıyla sessizliğe bürünen Bodrum'da, tarihi yerleri gezip kültürel
faaliyetlerde de bulunabilirsiniz. Rodos şovalyelerinin yaptığı Bodrum Kalesi,
Bodrum'a gelmek için geçerli neden. Sergilenen eserlerin yanı sıra, Yıllarca süren
emek ve uzun süren su altı çalışmalarıyla çıkarılan batık gemiler geçmişten günümüze
ışık tutarken, sergilenme başarısınıda ortaya koyuyor. Müzeyi gezmenin yanı sıra,
kale ve doğa turu yapacağınız Bod rum
Kalesi, aynı zamanda Türkiye'deki diğer kalelerde de yapılabilecek bu uygulamalar
için örnek oluşturuyor. Myndos Kapısı Bodrum'un tek yönlü
sahil yolunu tamamlayıp marinayı solunuzda bırakarak devam ettiğinizde, 100 m
içeri girerek 1998'de ziyarete açılan Bodrum'un yeni gezi yeri Myndos Kapısı'na
geliyorsunuz. Kazı ve restorasyon çalışmalarının fotoğraflarla sergilendiği kalıntılar
ve çiçeklendirilen sahada, Bodrum'un tarihi hakkında çeşitli açıklayıcı bilgiler
yer alıyor. Myndos, M.Ö. 4. yüzyılda Halikarnossos kralı Mausollos tarafından
inşa ettirilen, 7 km uzunluğundaki Bodrum sularının üzerinde var olduğunu bildiğimiz
2 anıtsal kapıdan (Myndos Kapı'sı ve Mylassa Kapısı) biri. Kuleler
taş bloklardan yapılmış. Özgün yüksekliği kesin olarak bilinmemekle birlikte alanda
yürütülen arkeolojik kazı ve araştırmalardan elde edilen verilere göre restore
edilmiş. Kulelerin doğusunda yer alan avlunun 3 kapısı var. Avlunun olduğu doğu
kapısı dışındaki 2 yardımcı kapının M.Ö. 4. yüzyıla ait olup olmadığı kesinlik
kazanmamış. Avlunun doğusundaki kapı ile, eski Bodrum Kentine ulaşıldığı da belirtiliyor.
Bodrum çıkışında kavşaktan sağa dönenler ise orjinal parçaları kaçırılıp İngiltere'deki
British Musseum'un salonlarında sergilenen dünyanın 7 harikasında biri sayılan
Mausolleion'un bulunduğu yere geliyorlar. |